Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/10570 E. 2015/17698 K. 11.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10570
KARAR NO : 2015/17698
KARAR TARİHİ : 11.11.2015

MAHKEMESİ : SORGUN 2. ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/01/2015
NUMARASI : 2014/973-2015/16

Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin kısıtlı Kader İnal’a ve annesi G.. A..’a vasi olarak atandığını ve yine kısıtlı Kader İnal’a nafaka davası açmak için Sorgun Sulh Hukuk Mahkemesince karar (yetki) verildiğini, davalının ırza geçmek, kızlık bozmak ve müteselsilen gece konut dokunulmazlığını bozmak suçlarından ceza aldığını, küçük kısıtlı Kader’in davalı nüfusuna kayıt ettirildiğini; ancak, davalının küçük Kader’i tanımayı ret ettiğini, bu güne kadar arayıp sormadığını, ilgilenmediğini, hiç bir ihtiyacını gidermediğini; küçük Kader’in annesinin vesayet altında olduğunu, müvekkili ve bakımı altındakilerin hiç bir gelirinin olmadığını, müvekkilinin çok yaşlı olduğunu, geçimlerini kıt kanaat gerçekleştirdiklerini; davalının ise maddi durumunun çok iyi olduğunu; kısıtlı küçük Kader ile annesi Gülkız’ın müvekkilinin bakım ve gözetiminde olduğunu; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1000-TL tedbir nafakasına hükmedilmesini, karar verilip kesinleştikten sonra aynı miktar nafakanın iştirak nafakası ve yine aylık olarak devamına karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmadaki beyanında; kendisinin çocuğunu üç defa görmek istediğini, ancak kendisine göstermediklerini, halen asgari ücretli özel sektörde çalıştığını, 900-TL civarında maaş aldığını, ödeme imkanı olmadığını belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının, küçüğün dedesi olduğunu, davalı tarafından davacının akıl hastalığı olan kızına karşı cinsel saldırı suçunun işlendiği, bunun üzerine küçüğün dünyaya geldiği, gerek küçüğe gerekse küçüğün annesine davacının vasi olarak atandığı, sonrasında davacının hukuk mücadelesine başladığı, bu kapsamda öncelikle davalıya karşı babalık davası açtığı, davanın kabul edilerek, küçüğün davalının hanesine tescilinin yapıldığı, davacının vesayet makamından izin alarak bu davayı açtığı ve davalı babadan bakım nafakası talebinde bulunduğu belirtilerek, davalının ekonomik durumu, çocuk sayısı ve yasal bakım zorunluluğu nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden geçerli olmak üzere küçük Kader İnal lehine aylık 100,00- TL bakım nafakasına hükmedilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK. nun 327. maddesinin 1. fıkrası; “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.” hükmünü,
330. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesi; “ Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.” hükmünü,
331. maddesi ise; “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” hükmünü düzenlemektedir.
Yukarıda açıklanan yasa maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana ile babanın mali durumlarına göre takdir edilir.
Ancak, davada tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, iştirak nafakasının niteliğine, günün ekonomik koşulları, paranın alım gücü ve çocuğun aylık okul giderleri ile diğer ihtiyaçları dikkate alındığında müşterek çocuk için hükmedilen iştirak nafakası miktarı düşüktür.
Bu durumda, mahkemece; çocuğun yaşı ve ihtiyaçları ile anne ve babanın ekonomik durumlarına göre TMK’nun 4. maddesinde açıklanan “hakkaniyet” ilkesine uygun nafaka miktarına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.