Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/11369 E. 2016/6084 K. 20.04.2016 T.

Yayınlanma Tarihi: 08.12.2023 12:53


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11369
KARAR NO : 2016/6084
KARAR TARİHİ : 20.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ




Taraflar arasındaki kişisel eşyanın iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkiline düğünde takılan yaklaşık 17.000 TL değerinde ziynet eşyası ve müvekkilinin çeyiz eşyası olarak müşterek konuta götürdüğü eşyaların, tarafların boşanmalarından sonra müvekkiline verilmediğini, davalıda bulunduğunu belirterek; eşyaların müvekkiline aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde değerleri toplamı olan 18.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 21.04.2015 tarihli celsede çeyiz eşyalarına ilişkin talebinden vazgeçtiklerini bildirmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde; boşanma davasında davacı ile karşılıklı tazminat taleplerinden vazgeçtiklerini, düğünde takılan altınların ancak 6-7.000 TL kıymette olduğunu, davacıda bulunduğunu, çeyiz eşyalarını teslim etmeye hazır olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; çeyiz eşyasına ilişkin talepten vazgeçildiği, ziynet eşyalarının ise; davacının rızası ile kullanıldığı veya davacıda olduğunun davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 4 adet 22 ayar desenli bilezik 80 gram (6.080,00 TL), 1 adet 14 ayar burgu zincir 15 gram (1.000,00 TL), 1 adet 14 ayar taşlı set 35 gram (2.400,00 TL), 1 adet altın kaplama saat (100,00 TL), 4 adet çeyrek altın (540,00 TL), 1 adet 22 ayar burması bilezik 20 gram (1.520,00) TL'nin aynen iadesi; aynen iadesinin mümkün olmaması halinde, değeri olan toplam 11.620 TL'nin davalıdan tahsiline, çeyiz eşyaları yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen, mümkün değilse bedelinin iadesi talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.
Davacı kadın, dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır.
Somut olayda, yargılama sırasında dinlenen davacı tanıkları, davalının müşterek konutta bulunan ziynet eşyalarını aldığını davacıdan duyduğunu, davacının babaevine döndüğünde üzerinde ziynet eşyalarının bulunmadığını beyan etmişlerdir.
O halde, mahkemece; ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın, ziynet eşyalarının davalıda kaldığına ilişkin iddiasını, boşanma dosyası ile birlikte değerlendirerek, hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, ispat yükünün davalıda olduğu değerlendirilmesi ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.