Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/1158 E. 2015/11623 K. 23.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1158
KARAR NO : 2015/11623
KARAR TARİHİ : 23.06.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 8. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/10/2014
NUMARASI : 2012/728-2014/1186

Taraflar arasındaki kişisel eşyanın iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen 23.06.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. S.. I.. ile aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av. O.. Ö.. geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili (boşanma davasından tefrik edilen dava) dilekçesinde; müvekkiline ait çeyiz eşyalarının davalı tarafça iade edilmediğini, müvekkiline düğünde takılan ziynet eşyalarının da aynı gün davalının ailesine teslim edildiğini ve sonradan ziynet eşyalarının bozdurulduğunun öğrenildiğini ileri sürerek; çeyiz eşyalarının bedeli olarak 5.000 TL ile ziynet eşyalarının bedeli olarak 20.000 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 07.07.2011 tarihinde taraflar arasında yaşanan tartışma üzerine müvekkilinin ailesini aradığını, sonrasında tarafların müvekkilinin ailesi ve arkadaşları ile birlikte karakola, buradan da davacının ailesinin evine gittiklerini, bu esnada davacının ziynet eşyaları ile diğer kişisel eşyalarını da yanında götürdüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; çeyiz eşyaları ile düğün sırasında kadına takılan ziynet eşyalarının, davalı kocada kaldığı ve davacı kadına iade edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çeyiz eşyaları yönünden toplam 3.058 TL ile ziynet eşyaları yönünden toplam 20.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından ziynet eşyalarına hasren temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davalı eşte kaldığı ileri sürülen ziynet eşyalarının bedelinin iadesi istemine ilişkindir.

Türk Medeni Kanununun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın, dava konusu edilen ziynet eşyalarının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise ziynetlerin davacı tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın ziynet eşyalarının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla, bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan, ziynet eşyası; rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle, evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Buna göre, davacı kadın; dava konusu ziynet eşyasının varlığını, bunların zorla elinden alındığını veya evi terk ederken götürülmesine engel olunduğunu, ispat yükü altındadır.
Somut olayda; dinlenilen davacı tanıklarının beyanları ve toplanan diğer delillerden, davacı kadına ait olan ziynet eşyalarının düğün günü davalı koca ve ailesine teslim edildiğini kabul etmek mümkün değildir.
Bu durumda, mahkemece; ziynet eşyaları yönünden iddiasını diğer delilleri ile ispat edemeyen davacı tarafın, dava dilekçesinde sair deliller demek suretiyle yemin deliline dayandığı gözetilerek, davalıya yemin teklif etme hakkının bulunduğunun hatırlatılması ve ulaşılacak sonuca göre ziynet eşyaları hakkında bir karar verilmesi gerekirken, tanık beyanlarının yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.