YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12068
KARAR NO : 2015/19523
KARAR TARİHİ : 02.12.2015
MAHKEMESİ : DÜZCE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/12/2014
NUMARASI : 2014/59-2014/325
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılardan S.. Y.. ve R.. K.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıyı evlat edinen Meliha vefatının ardından davalıların, davacının evlat edinildiği gözönünde bulundurulmaksızın hazırlanan Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 06/02/2008 tarih ve 2008/186 Esas-2008/180 Karar sayılı veraset ilamına dayanarak müteveffanın A. Türk AŞ’de bulunan hesabındaki 4.159,89 TL’yi veraset ilamı doğrultusunda paylaştıklarını, müvekkili davacının bu durumu öğrenince mirasçılık belgesi çıkartılması talebinde bulunduğunu ve Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/430 Esas-2009/504 Karar sayılı dosyası ile müvekkili davacının mirasçı olduğunu gösterir veraset ilamı düzenlendiğini, davacının ayrıca mirasçılık belgesinin iptalini talep ettiğini ve Düzce 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1008 Esas-2011/58 Karar sayılı kararı ile Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/186 Esas sayılı mirasçılık belgesinin iptal edildiğini, Düzce 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/430 Esas-2009/504 Karar sayılı veraset ilamında müteveffa Meliha Kuyumcu’nun mirası toplam 4 pay kabul edilerek 1 payın murisin eşi Ahmet, 3 payın murisin evlat edindiği oğlu A.. K..’ya aidiyet ve intikaline karar verildiğini ileri sürerek, murisin hesabından çekilen miktarın (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.159,89 TL’nin) faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ö.. Ö.. cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul ettiğini, verasete göre payına düşen tutar olan hatırladığı kadarıyla 416,00 TL’yi aldığını, kimseyi mağdur etmek gibi bir kasıtlarının bulunmadığını, aldığı tutarın iadesi yönünde de hiç bir talep gelmediğini, veraset ilamına göre almış olduğu payı davacıya geri ödemeyi kabul ettiğini beyanla dava açılmasına sebebiyet vermediğinden dolayı yargılama masrafları ve vekalet ücretinin tarafına yüklenmemesini talep etmiştir.
Davalılar R.. K.., S.. T.. ve S.. Y.. cevap dilekçesi ile, 2008/186 Esas sayılı veraset ilamının davacının babası Ahmet aldığını, ortada bir yanlışlık varsa veraset ilamını alan kişide olması gerektiğini, veraset ilamını alan kişinin ise davacının babası olduğunu, bu nedenle ödenmesine karar verilmesi halinde faiz ve avukatlık ücreti mahkeme masraflarının kendilerine yüklenmemesi gerektiğini beyanla, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, muris Meliha mirasçılarının eşi Ahmet ve evlatlık oğlu davacı Ali Serkan olduğu, davalıların hatalı veraset ilamına dayalı olarak murisin banka hesabında bulunan parayı çektikleri, her ne kadar davalılar davacının murisin evlatlığı olduğunu bilmediklerini beyan etmiş iseler de, kardeşleri olan murisin evlatlığının olduğunu bilmemelerinin olağan hayatın akışına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.159,89 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar S.. Y.. ve R.. K.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; veraset ilamı gereğince, veraset ilamındaki payları oranında para çeken davalıların herbirinin çektiği para belirlenebilir durumdayken, hükmedilen alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece; davalıların iptal edilen veraset ilamı gereğince bankadan çektikleri paranın tek tek tespit edilip, her davalı için hükmedilmesi gereken alacak miktarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken, her bir davalının diğer davalıların çektiği paradan da sorumlu tutulacak şekilde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.