YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12700
KARAR NO : 2016/6093
KARAR TARİHİ : 20.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(TİCARET) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasındaki adi ortaklığı düzenledikleri protokol ile sona erdirdiklerini, bu protokolde taraflara bir takım haklar tanındığını ve borçlar yüklendiğini, müvekkilinin kendisine düşen mükellefiyetlerin tamamını ifa ettiğini; ancak, davalının protokolün 2. sayfasındaki …. plakalı aracı müvekkiline devir borcunu ihtarnameye rağmen yerine getirmediğini; tasfiye protokolünde, taahhüdünü yerine getirmeyen taraf için 500.000 TL cezai şartın kararlaştırıldığını belirterek;…. plakalı aracın mülkiyetinin müvekkiline verilmesine, mümkün olmazsa değeri olan 200.000 TL bedelin ve 500.000TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davaya konu…. plakalı aracın …. adına kayıtlı olduğunu, araç üzerindeki rehnin davacının da muvaffakatı ile kaldırılabileceğini, ihtarnamede rehnin kaldırılması için gün ve saat belirtilmediğinden müvekkilinin temerrüde düşmediğini, asıl borcun muaccel olmaması nedeniyle cezai şartın talep edilemeyeceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; yargılama esnasında dava konusu aracın devrinin gerçekleştiğinden davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına; cezai şarta ilişkin talebin ise araç üzerindeki ipoteğin kaldırılması için tarafların birlikte başvurusu gerektiği, davalıya çekilen ihtarnamede ipoteğin kaldırılması için başvuru gün ve saati bildirilmeden yapılarak ihtarın eksik olduğu, aracın devrinin gerçekleşmemesinde tarafların eşit kusurlu olduğu, cezai şart talep edilme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle reddine, taraflar lehine veya aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, alınması gereken harcın davacının yatırdığı peşin harçtan mahsubuna karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 331. maddesinin birinci fıkrasında “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” hükmü vaz’olunmuştur.
Davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama harç ve giderlerini, haklı çıkma oranına göre taraflar arasında paylaştırır. (HMK m. 326/2) Davadaki haklılık oranı dava edilenin bir bölümüne göre değil, tamamına göre belirlenir.
Davada haklı çıkan taraf, davayı vekil vasıtasıyla takip etmiş ise, lehine diğer yargılama giderlerinden başka bir de vekalet ücretine hükmedilir. (HMK m.323/1-ğ) Davanın kısmen kabulü halinde, kabul edilen miktar için davacı, reddedilen miktar için de davalı yararına vekalet ücreti takdir edilir.
Bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; yargılama neticesinde araç devri veya terditli olarak bedeline ilişkin talebin davanın konusuz kalması sebebiyle, cezai şarta ilişkin talebin ise esastan reddine karar verilmesine rağmen kendisini vekil ile temsil ettiren taraflar lehine reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmediği, alınması gereken harcın davacı üzerinde bırakıldığı, tarafların yaptıkları yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece; dava konusu talepler açısından tarafların haklılık durumu ayrı ayrı değerlendirilerek, dava değeri üzerinden HMK.nun 326.maddesi gereğince yargılama giderlerinin, haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılması ve reddolunan kısım üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.