Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12776 E. 2016/8248 K. 26.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12776
KARAR NO : 2016/8248
KARAR TARİHİ : 26.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ile bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların küçükbaş hayvanlarının, .. gözetiminde, müvekkilinin şeker pancarı ekili tarlasına girerek, zarar verdiğini, müvekkilinin toplam zararının 25.160,35 TL olduğunu belirterek; 25.160,35 TL’nin, tespit giderleri ve tespit tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … beyanında; 300’den fazla koyunu olduğunu, ..’nun, 150 kadar kuzuyu yalnızca bir kere davacının tarlasına kaçırdığını, yaklaşık bir saat içinde de kuzuları tarladan çıkardığını, onun dışında tarlaya hayvan sokma hadisesinin yaşanmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Davalı … ve .. yanında çalıştıklarını, sürünün çobanının olduğunu, olayda kendilerine atfedilebilecek bir kusur olmadığını beyan etmiştir.
Davalı … beyanında; …’ya ait sürünün çobanlığını yaptığını, bir defa davacının tarlasına 150-200 kadar kuzu kaçtığını, 1 saat içinde kuzuları tarladan çıkardığını ifade etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 15.851,22 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hükmü, davacı vekili ile davalılardan, ve … temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıda belirtilen temyiz itirazları dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Dava; hayvan sahibinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; davacının uğradığı zararın kapsamı ve miktarı hususunda toplanmaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının, 415 ada 10 parsel ve 416 ada 6 parsel numaralı iki taşınmaza şeker pancarı ektiği, 415 ada 10 parsel numaralı taşınmazın 1/2 hissesinin dava dışı …’a ait olduğu anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 415 ada 10 parsel üzerinde ekili olan ürüne ilişkin zarar 18.619,25 TL olarak bildirmiş, mahkemece, bu taşınmazın yalnızca yarı hissesinin davacıya ait olduğu gerekçe gösterilerek, tespit olunan toplam zararın (18.619,25 TL) 1/2’sinin (9.309,625 TL’nin) davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar, 415 ada 10 parselin yarı hissesi davacıya ait değilse de, taşınmaz üzerinde ekili olan zarar gören ürünün tamamını davacının ekip, yetiştirdiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Kaldı ki; davacı kendisine ait olmayan 1/2 hisseyi dava dışı hissedardan, 01.12.2010 tarihinde noterde düzenlenen kira sözleşmesiyle 10 yıllığına kiralamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda belirtilen maddi olgular göz önünde bulundurularak, 415 ada 10 parselde ekili bulunan üründe meydana gelen zararın tamamının tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, taşınmazdaki pay durumuna göre hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, bu husus hükmün davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Maddi zarar, haksız eyleme maruz kalan şahsın mal varlığında, zarar verici eylem sonucu meydana gelen durum ile bu eylemden önce mevcut olan durum arasındaki fark olup, tazminatın amacı, mal varlığındaki eksilmenin giderilmesi ve onun eski duruma getirilmesinin sağlanmasıdır. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Buna göre zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir.
Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 415 ada 10 parselin toplam 16.850 m2’sinin, 416 ada 6 parselin 5.920 m2’sinin zarar gördüğü, şeker pancarının dekara veriminin 8.5 ton ve fabrika alım fiyatının 130,00 TL olduğu belirtilerek, zarar hesabı yapılmıştır. Ancak bilirkişi, bu rakamlara nasıl ulaştığını raporunda açıklamamıştır. Rapor ekine verileri gösteren cetveller eklenmediği için rapor bu haliyle denetime elverişli değildir.
Bilirkişinin raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermesi gerekir. HMK’nın 279/2. maddesi gereğince; bilirkişi raporu Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Zira; ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabilir.
Diğer taraftan, ekili ürünlerin hayvanlarca yenmesinin ardından davacının, bu tarihten sonra yapılacak hasat, nakliye ve pazarlama gibi giderleri yapmaktan kurtulduğu açıktır. Davacının zarar tarihinden sonraki aşamada yapacağı hasat, nakliye ve pazarlama vb. giderlerin yapılmasına ihtiyacı kalmadığından bu giderlerin, zararın denkleştirilmesi kuralı uyarınca hesaplanan tazminat miktarından indirilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda, davacının yapmadığı giderler belirlenmemiş, belirlenen tazminat tutarından indirilmemiştir.
Ayrıca, tespit dosyaları içinde bulunan bilirkişi raporları ve ekindeki fotoğraflardan, hayvanların şeker pancarının toprağın üstünde kalan yaprak kısmını yedikleri anlaşılmaktadır. Buna göre şeker pancarı bitkisinin ekim ve hasat zamanı ile zarar gördüğü tarih birlikte değerlendirilerek, yapraklarının yenmesinin şeker pancarı bitkisine ne oranda zarar vereceği hususu üzerinde durulması gerekirken, davacının, zarar gören alanlardan hiç ürün almadığı varsayılarak hatalı hesaplama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere; hükme esas alınan bilirkişi raporu, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek nitelikte somut ve bilimsel veriler içermemekte; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde gerekçe ihtiva etmemektedir.
O halde mahkemece, öncelikle İlçe Tarım Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak, haksız fiilin vuku bulduğu tarih itibariyle, şeker pancarı bitkisinin o yöredeki dekara verimi ve fabrika alım fiyatını gösteren belgelerin celbedilmesi, ardından, dosyanın uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek, tespit raporları ile ekinde bulunan fotoğraflar ve İlçe Tarım Müdürlüğü’nden gelen veriler ışığında; yukarıda açıklanan yönler gözetilerek denetime elverişli ve ayrıntılı rapor alınması, davacının zararı duraksamasız tespit edildikten sonra hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus hükmün, temyiz eden davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.