Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/12791 E. 2015/14419 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12791
KARAR NO : 2015/14419
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

MAHKEMESİ : ÜSKÜDAR 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2009
NUMARASI : 2009/359-2009/1015

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davacının davalı R.. U.. hakkında açtığı davanın reddine, davalı E.. A.. hakkında açtığı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17/02/2009 tarihinde davalı R. U.’ın sahibi olduğu Çamlıca’daki … Cafe/Bar adlı yere gittiğini, müvekkilinin işyerindeki garsondan içecek birşey istediğini, garsonun vermeyeceğini söylediğini, bunun üzerine işletme müdürü ile görüştüğünü, müdürün neden göstermeksizin davacıyı cafeden kovduğunu, davacının kapıya yöneldiği sırada Ersin adlı garsonun davacıya hakaretler yağdırarak davacıyı iteleyerek yere düşürdüğünü, ardından da dövdüğünü, iş yeri sahiplerinin buna müdahale etmediklerini, davacının yaralandığını, olay nedeniyle deprasyona girip 1 ay çalışmadığını, aylık 1500 TL ücret aldığını ileri sürerek, 1 aylık ücret kaybı olan 1500 TL’nin ve ayrıca 5000 TL manevi tazminatın davalılardan alınıp müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı R.c. dilekçesinde; söz konusu işletmeyi Adi ortaklık Sözleşmesi ile M. K.ile birlikte işlettiğini, davanın tüm ortaklara karşı açılması gerektiğini, söz konusu gelişmelerde sorumluluğun mesul müdüre ait olduğunu, olay saatinde orada olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Ersin cevabında; davacının işyerine sarhoş vaziyette geldiğini, sağa sola uygunsuz davranışlarda bulunduğunu, davacının uyarıldığını, işyeri müdürünün de davacıya dışarı çıkmasını söylediğini, davacıyı dövmediğini, hakaret etmediğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı R.. U..’ın olay sırasında orada olmadığı, diğer davalı Ersin’in sarhoş vaziyette kafeye gelen davacının müşterileri rahatsız edici davranışta bulunması sebebiyle dışarıya davet ettiği, bunun üzerinde aralarında tartışma çıktığı ve karşılıklı sataşma neticesinde davacıyı dışarıya çıkarıp vurduğu ve doktor raporuna göre davacının 3 gün iş

yerinden uzak kalacak şekilde ve hayati tehlike geçirmeyecek şekilde yaraladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 150 TL maddi ve 400 TL manevi tazminatın davalı Ersin’den alınarak davacıya verilmesine, davalı Raşit hakkındaki davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının davalı E.. A.. alayhine açtığı davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının davalı R.. U.. aleyhinde açtığı davaya gelince;
BK’nun 55/1.maddesine göre; ”Başkalarını istihdam eden kimse, mahiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki, böyle bir zararın vukubulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.” ( TBK m.66 )
Borçlar Kanununun 55.maddesi hükmü gereğince adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için; zararın çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması ve zarar ile çalışanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir.
Sorumluluk Hukukunun önemli ögelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada; mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur.
Adam çalıştıran, görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip bir kişi seçmekle yükümlüdür. Seçeceği yardımcı kişinin göreceği iş için vasıflı, yeterli eğitim görmüş, yeni bilgi, yöntem ve tekniği, özümsemiş ve izlemiş olmasını arayacaktır (Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Prof. F. E., Cilt: 2-4 bası, sh.160). (HGK. 15.06.1994 gün ve 11-178 K.). Davalının bu en basit tedbirlere başvurmaması objektif özen görevini açıkça kötüye kullandığını kanıtlayan deliller olarak görülmelidir. Davalı, adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için, gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi icap etmesi gerekecektir.

Bilindiği gibi adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir.
Somut olayda; olayın davalı Raşit’in işlettiği cafede, çalışan diğer davalı Ersin’in eylemi nedeniyle meydana geldiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı Ersin’in eylemi nedeniyle davalı Raşit’in B.K.’nun 55. (T.B.K. 66.) maddesi hükmü gereğince sorumlu tutulması gerekirken, iş bu davalı açısından davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Mahkemece, BK’nun 55. maddesi gereğince davalı Raşit’in adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu dikkate alınarak sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken davalı Raşit’in olay sırasında orada olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.