YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13300
KARAR NO : 2016/5646
KARAR TARİHİ : 12.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 12.04.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av. … geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde;…Belediyesinin başlatmış olduğu…mevkiinde kendi evini kendin yap proje kapsamında 2.500.000 TL. peşin, geri kalanı 250,00 TL.’lik 24 adet senet karşılığı olmak üzere toplam 8.500.000 TL. bedel karşılığında, arsa tahsis etmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin bu bedeli defaten ödemek suretiyle arsayı almaya hak kazandığını, davalı … Başkanlığının da 32573 nolu ada 2 sayılı parselin ½ hissesini müvekkiline tahsis ettiğini, bedelin tümünün zamanında ödenmesine rağmen davalı … vaad edilen 32573 nolu ada, 2 nolu parselde kayıtlı bulunan arsanın 1/2 payını müvekkiline tahsis etmediğini belirterek, ödedikleri paraya ilişkin olmak üzere şimdilik 7.800,00 TL.’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davacı vekili 01/10/2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava miktarını artırarak 32.941,17 TL alacağa dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’i ve görev itirazında bulunarak belediyenin 1580 ve 775 sayılı yasalardan aldığı yetki ile projeyi gerçekleştirmeye çalıştığını ancak imkansızlık nedeniyle projenin iptal edildiğini, iptal kararı üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen davacının parasını almaması ve beklemesinin uğradığı zarara kendisinin sebebiyet verdiğini gösterdiğini, tazminat miktarının fahiş talep edildiğini, munzam zarar talep edilebilmesi için temerrüde düşmekte kusurlu olmak gerektiğini, Belediyenin kusurunun bulunmadığını belirterek reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemenin 13/12/2012 tarih ve 2011/307 E-2012/611 K sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 26.03.2013 tarih ve 2013/3876 E- 2013/5118 K sayılı ilamı ile “….Davacının ödediği bedelin ifanın imkansız hale geldiği, yani projenin iptal edildiği tarih itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücünün uzman bilirkişi kurulu raporu ile belirlenmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken…” gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1.073,43 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bilirkişi raporuna, özellikle kararın bozma ilamına uygun olarak verilmiş olması dikkate alınarak, kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlar yerinde değildir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 1.50 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 12.04.2016 günü oybirliğiyle karar verildi.