Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/13552 E. 2016/7556 K. 11.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13552
KARAR NO : 2016/7556
KARAR TARİHİ : 11.05.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki kişisel eşyanın iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; tarafların 2010 yılında evlendiklerini, müşterek çocuklarının olmadığını, tarafların … ülkesinde boşandıklarını, taraflar arasında 04/09/2011 tarihli mehir senedi düzenlendiğini, müvekkilinin yurt dışında yaşadığından hiç bir eşyasını yanına alamadığını, mehir senedindeki ziynetler ve çeyiz eşyaları ile davacının şahsi eşyalarının davalının uhdesinde kaldığını belirterek; mehir senedinde yazılı çeyiz eşyalarının, mehir senedinde yazılı altınlardan 9 adet 200 gram ağırlığında altın bilezik ve 1 adet 65gram altın bileziğin ve davacının şahsi eşyalarının davalıdan alınarak davacıya aynen teslimini, aynen tesliminin mümkün olmaması halinde bedeli olan 20.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 10.03.2015 tarihli dilekçesi ile dava değerini 30.140,60 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; mehir senedinde yazılı olan buzdolabı ve çamaşır makinesinin hiç alınmadığını, davacının bu eşyaların Hollanda’da alınacağını söylediğini, ancak karşılıklı rıza ile hiç alınmadığını, mehir senedindeki bir kısım eşyaları davacıya teslime hazır olduklarını, mehir senedinde yazılı olan 200 gr. 9 adet bilezik ile küpe, yüzük, saat, elbise takımını, 65 gr. altın bileziğin ve dava dilekçesinin 10 ve 22. maddeleri arasındaki eşyaları davacının beraberinde götürdüğünü, davalıda olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; yargılama sırasında teslim edilen eşyalar yönünden davanın konusu kalmadığından, bu eşyalar yönünden karar verilmesine yer olmadığına; buzdolabı ve çamaşır makinesine ilişkin talebin kabulü ile davacıya aynen teslimine, davacıya teslim edilen eşyalar dışındaki, diğer eşyaların mevcudiyeti ve davacı tarafından evlendiğinde getirildiği iddiasının subuta ermediği gerekçesiyle, bu eşyalar yönünden davanın reddine; aksi halde bedelleri olan 2.100 TL’nin davalıdan tahsiline; mehir senedinde yazılı olan 9 adet, 200 gram altın bileziğin davalı tarafından davacıya takıldığı, 65 gram ağırlığında 3 adet altın bileziğin ise davacı tarafça getirildiğinin tarafların kabulünde olduğu, ancak ziynet eşyalarının davacının kullanımında olduğu karinesinin aksi olarak ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğu veya zorla elinden alındığının davacı tarafından ispatlanamadığı, yemin deliline de başvurulmadığı gerekçesiyle ziynet eşyaları yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; davacı tarafa ait ziynet, çeyiz ve kişisel eşyaların aynen teslimi, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsiline ilişkin alacak davasıdır.
Somut olayda; davacı tarafın 05.09.2013 tarihli dava dilekçesinde, dava konusu eşyaların davalının evinde kaldığını iddia ettiği, delillerini “aile toplum kağıdı, tanık beyanları, bilirkişi ve diğer sair deliller” olarak sıraladığı, davalının 27.05.2014 tarihli cevap dilekçesine süresi içerisinde verdiği cevaba cevap dilekçesi ekinde sunduğu e-mail yazışmaları ile davalının ziynet eşyalarının kendisinde olduğunu, bozdurduğunu kabul ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
O halde; davacı tarafından süresi içerisinde dosyaya ibraz edilen davalı tarafa ait olduğu iddia edilen e-mail yazışma çıktılarının davalıya ait olup olmadığı araştırılmadan ve davacının bu delili tartışılmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.