Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/13580 E. 2015/19710 K. 07.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13580
KARAR NO : 2015/19710
KARAR TARİHİ : 07.12.2015

MAHKEMESİ : EDREMİT 1. ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2015
NUMARASI : 2015/1-2015/225

Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1999 yılında evlendiklerini, iki müşterek çocukları olduğunu, davalının evlilik hayatı boyunca davacıya hakaret ettiği ve şiddet uyguladığını, davalının müşterek konutu terk ederek ayrı yaşamaya başladığını, davalının davacı ile çocukların ihtiyaçlarını karşılamadığını ve davacı ve çocuklarının komşuların yardımıyla geçindiklerini ileri sürerek, davacı için 300,00 TL ve iki müşterek çocuk için de 300,00’er TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabında; davacının iddialarının asılsız olduğunu, aynı evde yaşamaya devam ettiklerini, evlilik birliğinin devam ettiğini, davacı ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının davacıya sözlü şiddet uyguladığından bahisle sorunlar yaşandığı, davalının eşi ile yaşamış olduğu sorunlar nedeniyle evi terk ettiği, çocukları ile birlikte yaşayan davacının herhangi bir geliri ve malı bulunmayıp mağdur durumda olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı için 150,00 TL ve müşterek çocuklar için 150’şer TL tedbir nafakasına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tedbir nafakası talebine ilişkindir.
4721 sayılı MK.nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine konunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetime ilişkin önlemleri alır.
Buna göre davacının ayrı yaşamada, haklı olup olmadığının araştırılması ve “ayrı yaşamada haklılık” olgusunun kanıtlanması gerekir.
TMK.nun 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
6100 sayılı HMK’nun yargılamaya hakim olan ilkeler ile ilgili birinci kısım 2. bölümünde ‘Hukuki dinlenilme hakkı’ başlıklı 27. maddesinde; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği açıklanmıştır.
Somut olayda; davacı ayrı yaşamakta haklı olduğu gerekçesi ile tedbir nafakası talep etmiştir. Mahkemece, davacının davalıdan ayrı yaşama hakkının olup olmadığının tespiti açısından, tarafların delillerinin toplanmadığı ve davacının davalıdan ayrı yaşamakta haklı olup olmadığı olgusunun araştırılmadığı anlaşılmakla, ilk celsede davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece; davacının iddiasını ispatına, davalının da savunmada bulunmasına yönelik olarak, taraf delilleri toplandıktan ve tanıklar dinlendikten sonra, davacının davalıdan ayrı yaşamakta haklı olup olmadığı değerlendirilerek, çocuklar yönünden ayrı yaşamada haklılık olgusunun varlığının aranmayacağı da dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.