YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13702
KARAR NO : 2015/15184
KARAR TARİHİ : 07.10.2015
MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2014
NUMARASI : 2014/837-2014/461
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 15.09.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av. F. K. geldi. Karşı taraf davacı ve vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için daha sonraki bir güne bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu (OSBK) hükümlerine göre kurulmuş bir tüzel kişi olup, EPDK’nın (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun) 12.07.2007 tarih ve 1252-2sayılı kararı ile Dağıtım Lisansı sahibi olduğunu; müvekkili ile davalı arasında, Elektrik alımına ilişkin 20.12.2006 tarihli Y.G.Perakende Satış Sözleşmesi yapıldığını; sözleşme gereği, davalının, tedarikçi olarak; müvekkiline sattığı Elektrik satış bedeli ile yaptığı hizmetlere karşılık da yasa ve yönetmeliklere göre tahakkuk ettirilen iletim bedeli, dağıtım bedeli BTV, Enerji fonu gibi bedelleri de tahsil etme hakkına sahip olduğunu; 26.07.2008 tarihine kadar TRT payı tahsil etme hakkına da sahip bulunduğunu; ancak, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesinde, 26.07.2008 tarihinde 5784 sayılı yasanın 11.maddesi ile yapılan değişiklik ile; “Organize Sanayi Bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo- Televizyon kurumuna ayrıca pay yatırmaz.” hükmü ile Organize Sanayi Bölgelerinin ” TRT payı ödemesinden muaf tutulduğunu; dolayısıyla, davalıya ödenen TRT payı bedellerinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; 2008 Ağustos- 2010 Mart arası dönem müvekkilinden mevzuata aykırı olarak tahsil edilen, 388.680.79 TL asıl alacağın ilgili aylara ilişkin ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi, yargılama masrafları ve %18 KDV’si ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; ,,,,,,,, EDAŞ ve diğer elektrik dağıtım şirketlerinin her biri alınan TRT paylarını TRT kurumuna intikal ettirdiğinden , iddia edilen söz konusu bir alacak mevcut ise bunun tarafının müvekkili kurum olmadığını, hesabında artış gerçekleşen TRT kurumu olduğunu belirterek husumet itirazında bulunmuş; iş bu davanın TBK’nundaki bir yıllık hak düşüıücü süreler ve zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını ileri sürerek, zamanaşımı definde bulunmuş; davanın esasına ilişkin olarak ise, faturayı alan davacının Türk Ticaret Kanunu’nun 21.maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz etmediğini, söz konusu faturada kalem kalem alınan bedellerin açıkça gösterildiğini, ihtirazi kayıt ileri sürmeden fatura bedellerinin davacı tarafından ödendiğini; bu nedenle, fatura içeriğinde yer alan TRT payı ödemesine ilişkin paranın geri istenmesinin haklı olmadığını; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu mevzuatı açısından da, Borçlar Kanununda düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri açısından da davacının, davalıdan talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını, davanın TRT kurumuna da ihbarının gerektiğini, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Açılan bu dava davalı vekilinin talebi ile TRT Genel Müdürlüğüne ihbar edilmiş , ancak Müdahillik talep dilekçesinin mahkemeye ulaşması öncesinde dava karara çıktığından bu konuda mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği , İhbar olunan Vekilinin beyan dilekçelerinde ise ; TRT nin Anayasanın 133. Mad. Ve 2954 sayılı TRT kanunu kapsamında faaliyet gösteren özerk bir kamu yayın kuruluşu olduğunu , 5784 sayılı kanunla değişik 3093 sayılı kanunun 4/C maddesi uyarınca davalı tedarikçi şirketin davalıya Serbest Tüketici sıfatıyla Elektrik satışından dolayı nihai tüketici olarak TRT enerji payının mükellefi olduğunu, OSB lerin katılımcılarına yaptıkları satışları sırasında ilave bedeller üzerinden ise ayrıca TRT payı yatırmamalarının düzenlendiğini, amacın OSB lerin mükellefiyetlerinin ortadan kaldırılması olmadığını, bu nedenle açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; “…TRT Gelirleri Kanunu’nun Değişik 4/C maddesinin metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, katılımcılarına elektrik enerjisi temin eden OSB’Ierden TRT katkı payı kesilemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre, davalının, 31.08.2008 ile 31.03.2010 tarihleri arasında düzenlemiş olduğu faturalardaki elektrik enerjisi bedelinin KDV matrahı üzerinden 388.80,79 TL TRT katkı payı bedeli ve bunun %18 KDV’sini kesmesi yerinde değildir. Bu sebeple iadesi gerekir, gerekçesiyle” davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada; davacı Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünün, Elektrik alımına ilişkin davalı (U.. U..) ile yaptığı 20.12.2006 tarihli Y.G. Perakende Satış Sözleşmesine dayalı olarak, davalı tedarikçi tarafından düzenlenen faturalarda TRT payı olarak tahsil edilen ve TRT kurumuna intikal ettirilen bedellerin, sözleşme, yasa ve yönetmeliklere aykırı tahsil edildiği ileri sürülerek; iadesi talep edilmektedir.
İhbar olunan TRT Genel müdürlüğünün davanın karara çıkması sonrasındaki Müdahillik talebi hakkında mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilemediğinden Fer’i veya Asli müdahil sıfatı da bulunmamakla bu aşamada kararı temyiz hakkı olmadığından temyiz talebi değerlendirilmeye alınmamıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Taraflar arasında elektrik alımına ilişkin bir sözleşme bulunduğu, sözleşme gereği davalının fatura düzenlediği, fatura içeriğinde TRT payı da gösterildiği ve fatura bedelinin davacı tarafından davalı şirkete ödendiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. TRT payı ile ilgili 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununun 4/C maddesinde 26.07.2008 tarihinde 5784 sayılı yasanın 11.maddesi ile yapılan değişiklikten önce, davacı OSB ve davalı tedarikçi şirket tarafından TRT payı ödendiği hususunda da bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, 26.07.2008 tarihinde 5784 sayılı yasanan 11.maddesi ile, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunun 4/C maddesinde yapılan değişiklikle; Organize Sanayi Bölgelerine, tedarikçi şirketlerden satın aldıkları elektrik bedelleri için TRT payı ödeme muafiyeti getirilip getirilmediği noktasındadır.
Uyuşmazlığın çözümünde, öncelikle, yasal mevzuat ve bu mevzuat değişiminin incelenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kuıumu Gelirleri kanununun 4/C maddesinin, değişiklik yapılan 26.07.2008 tarihinden önceki şeklinde;
“(Değişik: 06.07.1999 tarihli 4397 sayılı Kanun) Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş. ile bu kuruluşların dışında kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye, dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum, kuruluş ve işletmeler nihai tüketiciye satılan enerjiden elde edilen gayrisafi satış hasılatının (Katma Değer Vergisi hariç tüm fon, vergi ve payları dahil) %3.5 oranı tutarındaki payı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler” şeklinde düzenlenmiştir.
Maddedeki % 3.5 oranı 23.02.2003 tarih ve 25029 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile de %2 olarak değiştirilmiştir. Maddenin düzenlenmesine göre, Elektrik üreten, dağıtan ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan kurum ve kuruluşlar ve işletmeler “nihai tüketiciye” satılan enerjiden elde edilen gayrisafi satış hasılatının %3,5 oranı tutarındaki payı TRT kurumuna intikal ettireceklerdir. Bu nedenle de, davacının (nihai tüketici/serbest tüketici olarak) satın aldığı elektrik için; tedarikçi şirketler, satış hasılatından ve satın alan ve katılımcısına satan davacı OSB tarafından ise, hasılat üzerinden (tedarikçi şirketin yatırmış olduğu pay miktarı mükerrerliği önlemek için düşülerek kalan tutar ) bu dönemde ayrı ayrı yatırılmış bulunmaktadır.
3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesi, 26.07.2008 tarihinde değişiklik yapılarak ;
“(Değişik; 26.07.2008, 5784 sayılı yasanın 11.maddesi) Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler. Organize sanayi bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ayrıca pay yatırmaz.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
11.09.2014 tarihinde yayınlanan 6552 sayılı yasanın 144.maddesinin (ğ) fıkrası ile de; 3093 sayılı Kanunun 4.maddesinin (c) fıkrasının 2. cümlesi “Organize sanayi bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ayrıca pay yatırmaz. Hükmü” yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır.
6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 13.maddesinde; Organize Sanayi bölgelerinin faaliyet, işlem ve yetkileri düzenlenmiş olup, Organize sanayi bölgesi tüzel kişiliği, katılımcılarının elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla tüketim miktarına bakılmaksızın Serbest tüketici sayılacağı belirtilmiştir.
Organize Sanayi Bölgelerinin Elektrik Piyasası Faaliyetlerine ilişkin yönetmeliğin 15.maddesinde de; “Serbest tüketici hakkını kullananlar dışındaki katılımcılarının kullanımına sunulan elektrik enerjisi ve/veya kapasite için uygulanacak OSB elektrik enerjisi bedeli sadece elektrik enerjisi teminine ilişkin maliyetleri içerir ve katılımcılara doğrudan yansıtılır.” denilmektedir.
Aynı yönetmeliğin, 19.maddesinde de; “OSB’ler, tahsilatına aracı oldukları tüm vergileri ve kanuni kesintileri katılımcılara hitaben düzenleyecekleri faturalarda ayrı olarak gösterir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacının dava dilekçesinde dayandığı ve dosya içerisinde bulunan 20.12.2006 tarihli sözleşmede; ………. Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü’nün abone olduğu belirtilerek 999-0044 abone numarası verildiği görülmüştür. Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu’nun 10.09.2015 tarihli kararında da, uyuşmazlığın, abonelik ilişkisine dayandığı saptanarak, dosyanın temyiz incelemesinin Dairemiz görevinde olduğu belirtilmiştir.
Dolayısıyla, davacı OSB katılımcıları için temin ettiği elektrik bakımından davalı tedarikçi Şirketin elektrik abonesi olup,kanun gereği serbest /nihai tüketici konumundadır.
Zira, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1.maddesinde “perakende satış”, elektriğin tüketicilere satışı; “Tüketici” elektriği kendi ihtiyacı için alan serbest ve serbest olmayan tüketiciler olarak tanımlandığından OSB ler katılımcıları için satın aldıkları elektrik bakımından serbest / nihai tüketicidirler . (Davacı OSB’nin, katılımcılarıyla olan ilişkisi; bir binada şantiye aboneliğinden, bağımsız bölüm maliklerinin süzme saat vasıtasıyla yararlanması biçimine benzemektedir.)
Kanun hükmünü yorumlama yöntemlerini genel olarak üç ana grup altında toplamak mümkündür. Bunlar; deyimsel (Lafzi), tarihsel ve amaçsal yorum yöntemleridir.
Deyimsel yorum yöntemi (lafzî yorum) denilen bu yorum yönteminde, kanunun mantık ve deyim bakımından anlamını araştırmak esastır. Kanun metninde kullanılan kelimelerden, o hükmün ne anlama geldiği saptanmaya çalışılır. Burada yorum yapılırken kanunun metni ile bağlı kalınır ve metin dışına çıkılmaz.
Tarihsel yorum yönteminde, kanun koyucunun iradesinin araştırılması esastır. Bu yapılırken, kanunun hazırlık çalışmalarına, komisyon ve Meclisteki konuşmalara, tartışmalara ve kanunun gerekçesine bakmak ve bunlardan yararlanmak gerekmektedir.
Amaçsal yorum yönteminde, kanunlar uygulandığı zamanın gereklerine ve anlayışına göre yorumlanırlar. Kanunlar yorumlanırken, kanun metni yanında, kanunun amacını ve özellikle zamanın ihtiyaçlarını ve devrin anlayışını da gözden uzak tutmamak gerekmektedir. Bu yorum yöntemi uyarınca, kanunların statik yapısı ile hayatın dinamik gerçekleri arasındaki çelişkiyi gidermek hâkimin görevi kabul edilmektedir
22.02.1997 gün ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da Amaçsal Yorumun nasıl yapılacağı izah edilmiş olup bu kararda belirtildiği üzere, Kanun yorumu, kanun metninin anlamıdır ve ruhudur. Bu ruh kanun kuralının izlediği gayeden çıkarılır. Buna gai (amaçsal ) yorum ve kanun kuralının amacına göre yorumu denilir. Bir kanun hükmünün yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanması, hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü ve hem de özü ile uygulanmasını öngören TMK’nun 1.maddesine uygun olmaz.
Bu aşamada, TRT Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesinde (26.07.2008 tarihinde) yapılan değişiklikte geçen “Organize Sanayi Bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ayrıca pay yatırmaz” şeklinde ifade edilen hükmün yorumlanması zarureti bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen ve görülmekte olan davada yorumlanması gereken cümlenin tek başına değil, kanun maddesinin bütünü, gerekçesi, bu maddeye ilişkin meclis tutanakları, madde hükmüyle getirilen yükümlülüğün önceki ve sonrası uygulama şekli ve ilintili olduğu tüm yasal düzenlemeler ve elektrik alımıyla ilgili EPDK tarafından çıkartılan yönetmelik ve kararlarının ve tüm bu hususta yapılan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmek suretiyle yorumlanması gerekmektedir.
26.07.2008 tarihinden önce 4/C maddesinde yapılan değişiklikten önce, TRT payı , elektriği tedarik eden firmalar tarafından nihai tüketiciye satışı yapılan enerjiden elde edilen gayri safi satış hasılatından ( kdv hariç tüm fon , vergi ve paylar dahil ) %3.5 oranı (daha sonra %2 ) tutarındaki payı TRT kurumuna intikal ettirilmekteydi. Bu TRT kurumuna intikal ettirilen TRT payı tedarikçi firma tarafından tüketicilerle yapılan aralarındaki sözleşme hükümlerine göre yansıtılabilmekte ve en son tüketen üzerinde bırakılmaktaydı. İkili sözleşmelerle tedarikçiden TRT paylı olarak elektriği satın alan OSB ler de katılımcıları olan firmalara TRT payınıda enerjinin maliyetine dahil ederek katılımcılarına satışını yapmakta ve ayrıca OSB olarak elektrik bedeline ilave ettikleri dağıtım bedeli , iletim bedeli gibi maliyet unsurlarınında ilavesiyle satışını yapıp; alım maliyeti dışında kalan fark gayri safi satış hasılatı üzerinden de TRT payını ödeyip, katılımcı firmalara sonuçta yansıtarak elektrik faturalarına dahil etmekteydi. Uygulamada, OSB ler tarafından gayri safi satış hasılatı üzerinden hesaplanan TRT payının mükerrer olmaması için; tedarikçi firmanın gayri safi satış hasılatı üzerinden hesaplayarak TRT ye intikal ettirilen tutar, OSB tarafından toplam bedel üzerinden hesaplanandan mahsup edilerek, kalan bakiye tutar OSB tarafından TRT ye intikal ettirilmiştir.
Zaten, düzenlenen faturalar ile kurumlar arasında yapılan yazışmalardan da anlaşılacağı üzere; OSB’ler, söz konusu TRT paylı enerji bedelini aralarındaki sözleşmeler ve Kanun gereği satıcı firmalara fatura karşılığında ödediği gibi, 2008 yılı kanun değişikliğinden önce TRT payı ödemesine ilişkin matrahın içinde “iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller de” bulunduğundan, bu bedellerle ilgili olarak katılımcılarına fatura düzenlemekte ve ayrıca TRT kurumuna da beyanname düzenlemek suretiyle satılan elektrik üzerinden TRT payı ödemekteydi.
Davacı (OSB), hem satıcı(tedarikçi) şirkete satın aldığı elektrik bedeli için düzenlenen faturada gösterilecek olan TRT payını kendisine yansıtılmış haliyle , hem de nihai tüketici sayılan katılımcılarına dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi olarak yaptığı elektrik satışından TRT payı hesaplanarak TRT kurumuna ödemede bulunması durumunda mükerrerlik söz konusu olacağından, bu hususun düzeltilmesini üst kuruluşlardan talep etmiştir.
Nitekim 3093 sayılı Kanunun 4/C maddesin de değişiklik yapan 5784 sayılı Kanunun 11. maddesi ile; “…Organize sanayi bölgeleri tüzel kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ayrıca pay yatırmaz.” şeklindeki değişikliğin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeleri sırasında (TBMM Genel Kurul 23. dönem 2. Yasama yılı 127. Birleşim 08.07.2008 tarihli görüşme tutanağı) Yürütme organınca bu değişikliğe niçin gerek duyulduğu “…..burada verginin de bu şekliyle dublikasyonunu önlemek açısından özellikle Organize sanayi bölgelerinin dağıtım hakkı kazandıktan sonra ,elektrik dağıtımında , alırken ödediği TRT payını müşterisine intikal ettirirken aradaki farktan TRT fonu alınıyordu .Bu kanun tasarısının kanunlaşmasıyla beraber bu alınmamış olacak ….” denilerek, bu düzenlemenin amacının, tedarikçilerce, (OSB lerin elektrik alımı sırasında) TRT payının faturada gösterilerek tahsil edilmesiyle, TRT ye intikal ettirileceğinden; OSB lerin TRT paylı olarak satın aldıkları ve katılımcılarına yansıttıkları bedel (ve bu bedele ilave edilen iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller )üzerinden yeniden mükerrer olarak TRT payının alınmasına engel olunmak olduğu açıklanmış bulunmaktadır.
Yapılan kanun değişikliği ile de, Anayasanın 73.Maddesi kapsamında vergi benzeri mali yükümlülük ( Dolaylı vergi benzeri ) olan TRT payının tahakkuk ve tahsilindeki bu karışıklığa son vermek istenmiştir. Değişiklik içeren (4/C Md.) Maddenin 1.Cümlesinde Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerin TRT payı matrahından “iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller” çıkartılmakla birlikte, elektrik enerjisi satış bedelinin %2’si tutarındaki payı faturalarında ayrıca göstererek, bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettireceği vurgulanmış bulunmaktadır. İkinci cümlesinde ise , Organize Sanayi Bölgeleri tüzel kişiliklerinin, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo- Televizyon Kurumuna ayrıca pay yaptırmaması gerektiği hususuna işaret edilmiştir. Davacı (OSB), maddenin 1.fıkrasıyla getirilen düzenleme ile, nihai tüketici (Serbest Tüketici) olarak aldığı elektrik bedeliyle ilgili, davalı tedarikçinin faturasında gösterdiği TRT payını ödeyecek, katılımcılarına yansıtacaktır.
İkinci fıkra hükmü gereğince de, değişiklik öncesindeki gibi ayrıca bir beyanname düzenleyerek kendisinin katılımcılarına yaptığı satış bedeli ile alış bedeli arasında oluşan fark tutarı üzerinden 2. defa mükerrer olarak TRT payı hesaplayıp TRT kurumuna yatırmayacaktır. Böylelikle katılımcılarına yapılan satış bedeli içinde bulunan TRT payı dışında OSB lerin ayrıca 2. defa (kanundaki ifadesi ile “ayrıca “) TRT payı ödemesi yapmaları önlenmiş olmaktadır. Dolayısıyla, yasa koyucunun ikinci fıkrayı düzenlemekteki amacı; davacı OSB’leri TRT payı ödemekten muaf tutmak değil, katılımcılarına satış işlemini
TRT payından istisna tutarak TRT paylı olan enerji bedeli ve bu bedele ilave edilen tutarlar üzerinden mükerrer olarak TRT payı ödemesinde bulunulmasının ve beyanname verilmesi gerekliliğinin önüne geçilmesine, yukarıda bahsedilen uygulamadaki karışıklığın giderilmesine yöneliktir. Nitekim, bu 4. Maddenin C fıkrasının 2. cümlesinin, Lafzi yorumla, hiç amaçlanmadığı halde uygulamada OSB lerin tamamen TRT payından muaf olduğu izlenimi uyandırır şekildeki yoruma müsait olduğu görülerek, 11.09.2014 tarihli R.G. de yayımlanan 6552 sayılı kanunun 144. maddesi ile (Kanun değişikliği gerekçesinde de bu fıkranın uygulanmasına ilişkin hukuki ihtilafların ortadan kaldırılmasının amaçlandığı da belirtilerek) kaldırılmıştır.
Somut olayda; dağıtım lisansı sahibi olan davacı (OSB), Serbest Tüketici olarak dava konusu dönemde, tedarikçisi davalı şirketten katılımcıları için satın aldığı elektrik bedeli için, bu satış karşılığı düzenlenen faturalarda gösterilen TRT payını; 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesi gereğince, davalı tedarikçiye ödemekle yükümlüdür. Yasa değişikliği ile, davacı OSB için, satın aldığı elektrikten dolayı bir muafiyet veya tedarikçiden elektrik satın alınması işleminde TRT payından istisna getirilmediğinden; dolayısıyla, davacının, davalı tedarikçi şirkete elektrik satın alınması sırasında faturada gösterilen TRT payı ödemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından; ödenen paranın geri istenilmesi de söz konusu olamaz.
Dava dilekçesinde, elektrik satın alınması sırasında düzenlenen faturada gösterilen TRT payının satıcı /davalı tedarikçi şirkete ödenen (tedarikçi tarafından ise TRT ye intikal ettirilen ve davacı OSB tarafından ise yönetmelik hükümlerine göre katılımcısına elektrik satışı sırasında enerji maliyet bedeli içinde yansıtılan) dışında elektriğin katılımcılara satışı sonrasında satış bedeli üzerinden “ayrıca” TRT kurumuna aynı enerji için 2. defa- mükerrer- olarak TRT payı ödemesi yapıldığı, beyanname düzenlendiği veya fazladan ödeme de bulunulduğu iddia edilmediğine göre, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de iade talebinde bulunulamaz.
O halde, mahkemece; davacının, 3093 sayılı Türkiye Radyo- Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesinde, 26.07.2008 tarihinde yapılan değişiklikle, kendilerine (OSB lere ) TRT payı ödemesinden muafiyet getirildiği iddiası yanılgılı yoruma dayalı olup, bu değişiklikle getirilen düzenlemenin lafzi , tarihsel ve gai yorumuna göre ise , davacının bu iddiasında haklı olmadığı kabul edilerek; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, 2008 yılındaki yasa değişikliği ile davacıya TRT payından muafiyet getirildiğinden bahisle, yazılı şekilde davanın kabulüne ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sayın çoğunluğun; bozma gerekçesine karşı; “karşı oyumun” gerekçeleri aşağıda sunulmuştur.
Dava; Dağıtım Lisansı Sahibi ……. Organize Sanayî Bölgesinin (KOSAB) Serbest Tüketici sıfatıyla tedarikçisinden (U.. U..’dan) katılımcıları (Organize Sanayî Bölgesinde bulunan elektrik aboneleri için) tedarik ettiği elektrik için, tedarikçisine (U.. U..) ödediği %2 TRT payının (somut olayda; 388.680,79 TL) istirdadı istemine ilişkindir.
Konunun açıklığa kavuşturulması açısından; elektrik faturalarından alınan %2 TRT payına ilişkin yasal mevzuatın incelenmesinde fayda vardır.
TRT payı 3093 sayılı TRT Kanunun ve 09/07/2008 tarihli 5784 sayılı yasanın 11. maddesi ile elektrik bedeli üzerinden hesaplanıp TRT’nin hesabına aktarılan bir bedeldir. Elektrik faturalarında ise %2 TRT payı olarak ifade edilmektedir.
İlk olarak; 1984 yılında çıkarılmış olan 3093 sayılı TRT Kanununun 4/c maddesinde yer almıştır. Bu maddeye göre; “Türkiye Elektrik Kurumu ve Bu Kurum dışında kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum ve kuruluşlar, tüketilen enerjinin miktarının birim bedeli ile çarpımından elde edilecek meblağın %3,5 oranı tutarındaki payı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler” hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede, tüketici kavramına değinilmemiş, sadece tüketilen ibaresi kullanılmıştır. Elektriğin kim tarafından tüketildiğine bakılmaksızın, elektrik tüketilen her durumda TRT payı ödeme yükümlülüğü getirilmiştir. Kanunun bu maddesi 06/07/1999 tarihinde 4397 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve tüketici ibaresi ilk defa kullanılmaya başlanmıştır.
Maddenin 1999 yılındaki değişik hâline göre ise; “Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş ve Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş ile bu kuruluşların dışındaki kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye, dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum, kuruluş ve işletmeler nihaî tüketiciye satılan enerjiden elde edilen gayri safi satış hasılatının (katma değer vergisi hariç, tüm fon, vergi ve paylar dâhil) %2 oranı tutarındaki payı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler.
09/07/2008 tarihli “Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair” Kanunun 11. maddesiyle, 04/12/1984 tarihli ve 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Gelirleri Kanununun 4. maddesinin (c) bendi şu şekilde değiştirilmiştir; “Nihaî tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler. Organize Sanayî Bölgeleri Tüzel Kişilikleri, serbest tüketici olarak tedarikçilerden katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ayrıca pay yatırmaz” hükmü getirilmiştir.
Ancak; Organize Sanayî Bölgesi Tüzel Kişiliklerinin Serbest Tüketici olarak katılımcıları için tedarikçilerinden temin ettiği enerjiye ilişkin %2 TRT payından muaf tutulmasına dair 3093 sayılı TRT Kanunun 4/c maddesinin ikinci fıkrası 11/09/2014 tarih, 29116 sayılı Resmî (mükerrer) 6552 sayılı gazetede yayınlanan; iş kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması ile bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına dair 6652 sayılı Kanunun 144. maddesinin (ğ) bendi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Eldeki dava; davacı Organize Sanayî Bölgesi Tüzel Kişiliğinin (KOSAB) Serbest Tüketici olarak katılımcıları (Organize Sanayî Bölgesinde bulunan elektrik aboneleri) için tedarikçisinden temin ettiği enerjiye ilişkin olarak davalı tedarikçiye (U.. U..) ödediği (31/08/2008-31/03/2010 tarihleri arası için ödediği 388.680,79 TL TRT payı) %2 TRT payına ilişkindir.
Organize Sanayî Bölgesi elektrik abonelerinden %2 TRT payı alınmasına ilişkin sistem uygulamada şu şekildedir; 26/07/2008 tarihli 5784 sayılı Yasanın 11. maddesi ile 3093 sayılı TRT gelirleri Kanunun 4/c maddesine eklenen 2. cümle gereğince; Organize Sanayî Bölgeleri, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi sıfatıyla tedarikçisinden temin ettiği elektriği bölge içinde fâaliyet gösteren işyerlerine (elektrik abonelerine) vermektedir. Verdiği bu elektrik için her aboneye düzenlediği fatura içinde diğer bedeller yanında %2 TRT payını tahsil ederek her ay beyanname ile kendisi TRT’nin hesabına yatırmaktadır. Organize Sanayî Bölgesi (Dağıtım Lisansı Tüzelkişi ve Serbest Tüketici sıfatıyla) tedarikçisinden temin edip abonesine verdiği elektrik için zaten %2 TRT payı tahsil edip her ay TRT’nin hesabına yatırmaktadır. Organize Sanayî Bölgesi dağıtım lisansı tüzel kişi sıfatıyla tedarikçisinden temin edip abonesine verdiği elektrik için ayrıca tedarikçisine (veya TRT’ye) %2 TRT payı öderse işte bu ödeme mükerrer bir ödemedir. 26/07/2008 tarihli 5784 sayılı Yasanın 11. maddesi ile 3093 sayılı TRT gelirleri Kanunun 4/c maddesine eklenen 2. cümledeki; “ayrıca pay yatırmaz” hükmü de bu hususu tarif etmekte ve hüküm altına almaktadır. Organize Sanayî Bölgesi kendi kurumu içinde yer alan elektrik abonesi için düzenlediği her bir faturadan %2 TRT payı tahsil edip TRT’nin hesabına yatırdığından, tedarikçisinden temin ettiği elektrik için ayrıca bir TRT payı yatırmasına gerek yoktur. Dava konusu dönem için Kanunun bu husustaki hükmü amirdir.
Somut olayda; TRT’ye değil de TRT’nin hesabına yatırması için tedarikçisi (somut olayda, U.. U..) verdiği enerji için her faturadan %2 TRT payı almıştır. Dava konusu da bu bedeldir. Ancak; ödenen bu bedelin davacı Organize Sanayî Bölgesinin tedarikçisinden temin ettiği bedel için mi yoksa katılımcısı (abonesi) için mi ödenmesi gereken bedel olup olmadığı dahi açıklığa kavuşturulmamıştır. Organize Sanayî Bölgesi aynı dönem için abonesine verdiği elektrik için ayrıca %2 TRT payı tahsil edip TRT’ye yatırmışsa, tedarikçisine (veya TRT’ye) ödediği-ödeyeceği bedel kanunun açık hükmü karşısında mükerrer ve Kanunun “ayrıca pay yatırmaz” hükmüne de aykırı olacaktır.
Davacı Organize Sanayî Bölgesi Dağıtım Lisansı Tüzelkişi sıfatıyla katılımcıları için elektrik temin eden Serbest Tüketici’dir. Nihaî tüketici değildir. Serbest tüketici sıfatıyla katılımcıları için tedarikçisinden (U.. U..’dan) enerji temin eden tüzelkişi konumundadır. Nihaî tüketici ise temin ettiği enerjiyi harcayan abonedir.
Nitekim Dairede; 24/02/2014 tarih, 2014/16672 Esas, 2015/2913 Karar ve 17/12/2013 tarih, 2013/14473 Esas, 2013/18102 Karar sayılı ilâmlarında; Organize Sanayî Bölgelerinin serbest tüketici olarak tedarikçilerinden katılımcıları (aboneleri) için temin ettikleri için ayrıca TRT’ye pay yatırmaz şeklinde yorumlamıştır. Dairenin bu kararlardaki yorumu yanılgılı değerlendirmeye dayanmamaktadır.
O hâlde; Dairenin bozma gerekçesinin “Organize Sanayî Bölgelerinin %2 TRT payından muaf olmadığı, muafiyet getirilmediğinden davanın reddi gerektiği” şeklinde değil de araştırmaya yönelik bozma yapılması şeklinde olmalıdır. Şöyleki; davada ödediği bedeli nihaî tüketici sıfatıyla mı yoksa serbest tüketici sıfatıyla mı ödediği, serbest tüketici sıfatıyla ödemişse, alt katılımcısından %2 TRT payı tahsil edip TRT’nin hesabına yatırıp yatırmadığı, alt katılımcısından (abonesinden) tahsil edip yatırmışsa, davalıya ödediği dava konusu bedelin mükerrer ödeme kapsamında ve ikinci cümleye aykırılık olup olmadığı yönünde araştırma ve gerekirse, bilirkişiden rapor alıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği şeklinde bozma ilâmı oluşturulması gerekirdi.
Arz ve izah ettiğim gerekçeler muvacehesinde; araştırmaya yönelik bir bozma ilâmı oluşturulması gerektiği kanâatinde olduğumdan, Dairenin “davanın reddi gerektiği” şeklindeki bozma görüşüne katılamıyorum. 07.10.2015
KARŞI OY YAZISI
Davacı vekili dava dilekçesi ile; lisans sahibi tüzel kişiliği olan davacı Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünün 3093 sayılı Kanunun, 5784 sayılı Kanun ile değişik 11.maddesi gereğince TRT payını ödemekten muaf olduğunu belirterek, davalı şirkete haksız yere ödenen TRT payının ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Dava dilekçesinden anlaşıldığı gibi, davacı Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü katılımcıları (abonesi olan ve OSB’de iş yeri bulunan nihai tüketiciler) için temin ettiği enerji bedeli nedeniyle davalı U.. U.. ile yaptığı enerji sözleşmesi sonucu tedarikçi şirket tarafından düzenlenen faturalarda T.R.T. payı olarak Organize Sanayi Bölgesinden tahsil edilen bedellerin sözleşme, yasa ve yönetmeliklere aykırı tahsil edildiğini ileri sürerek iadesini talep etmektedir.
T.R.T.payı, 3093 sayılı T.R.T. Gelirleri Yasası ve bu yasayı 26.07.2008 tarih, 5784 sayılı Yasa ile değiştiren 11.maddesi gereğince elektrik bedeli üzerinden alınan ve T.R.T. hesabına aktarılan bedeldir. Bu bedel nihai tüketicinin elektrik faturalarında, %2 T.R.T. payı olarak gösterilmektedir.
Dosya kapsamı, tarafların iddiası ve kabullerine göre taraflar arasında enerji alımı nedeniyle sözleşme ilişkisi olduğu, davalının (U.. U..) düzenlediği faturada T.R.T. payının gösterildiği ve bu bedelin davacı tarafından davalıya ödendiği konusunda uyuşmazlık yoktur.
T.R.T. payı ile ilgili, 1984 tarih ve 3093 sayılı T.R.T. Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesinde, 2008 yılında 5784 sayılı Yasanın 11.maddesi ile değişiklik yapılmıştır. Değişiklikten önceki uygulamada davacı Organize Sanayi Bölgelerinin tedarikçi şirketlere T.R.T payı ödediği konusunda da uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 5784 sayılı Yasanın 11.maddesi ile 3093 sayılı T.R.T. Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesinde yapılan değişiklik ile, Organize Sanayi Bölgelerine, tedarikçi şirketlerden satın aldıkları (abonelerine sattığı değil) elektrik bedelleri için T.R.T. payı ile ilgili olarak muafiyet tanınıp tanınmadığı noktasındadır.
Davada açıkça 5784 sayılı Kanun ile değişik 11.madde gereği davacı Organize Sanayi Bölgesi tarafından davalı şirketten satın aldığı enerji bedeli nedeniyle T.R.T. payı ödenmeyeceği iddia edilmektedir. İddia, karar ve temyiz incelemesi 2008 değişikliği ile getirilen 2. cümle ile ilgilidir. Daire kararında sözü edilen 4/C maddesi 5784 sayılı Yasanın 11.maddesi ile değişik 4/C maddesidir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 13.maddesi ile Organize Sanayi Bölgelerinin tüzel kişiliği olduğu açıklanarak faaliyet ve yetkileri düzenlenmiş, Organize Sanayi Bölgelerinin serbest tüketici sayılacağı belirtilmiştir. Davacı OSB serbest tüketici olması nedeniyle tedarikçisi U.. U..’dan satın aldığı enerji için ayrıca T.R.T. payı ödemeyecek ve fakat bu kanuna ilişkin yönetmelik hükümlerine göre, Organize Sanayi Bölgeleri aracı oldukları katılımcılarına (abonelerine) sattıkları enerji bedeline ilişkin düzenleyecekleri faturalarda, vergi ve T.R.T. payı gibi yasal diğer kesintileri göstereceklerdir.
26.07.2008 tarihinde 5784 sayılı yasanın 11.maddesi ile değiştirilen T.R.T. Gelirleri Kanunu’nun 4/C maddesi hükmüne göre; “Nihai tüketiciye, (vergi yüküne katlanmak zorunda olan kişi) elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, (davada davacı taraf) iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere elektrik enerjisi satış bedelinin yüzde 2’si tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında göstererek bunun %2’sini T.R.T. Kurumuna intikal ettirecektir. Ancak, Organize Sanayi Bölgeleri tüzel kişilikleri serbest tüketici olarak tedarikçilerden (Davada davalı taraf) katılımcıları için temin ettikleri enerjiye ilişkin olarak T.R.T. kurumuna ayrıca pay yatırmayacaktır.”
Davacı iddiası bu değişikliğin tedarikçilere “ayrıca” T.R.T. payı ödenmemesi konusunda olduğu yolundadır.
Organize Sanayi Bölgelerinin serbest tüketici olarak tedarikçilerinden temin ettiği enerjiye ilişkin T.R.T. Kurumuna ayrıca pay yatırmayacağına dair 3093 sayılı Yasanın 2008 yılında değiştirilen 4/C maddesinin 2.cümlesi 11.09.2014 tarihinde yayınlanan, 6552 sayılı Yasanın 144.maddesinin (ğ) fıkrası ile yapılan değişiklik ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Benim de katıldığım Dairenin Sayın çoğunluğunun görüşünde kabul edildiği gibi, davacı Organize Sanayi Bölgesinin serbest tüketici olarak hem tedarikçisinden aldığı enerji bedeli için ve hem de katılımcılarına sattığı enerjiden T.R.T. payı hesaplanarak T.R.T. kurumuna ödeme yapması halinde, mükerrer ödeme yapmış olacağı kesindir. Yasa koyucu 11.09.2014’de yaptığı değişiklik ile 2.cümleyi kaldırmış, ancak 4/C maddesinin 1.cümlesi ise aynen yürürlüktedir. Sayın çoğunluk ile bu konuda aramızda uyuşmazlık yoktur. Yasa metni açıktır. Yorum yolu ile bir sonuca gitmeye gerek yoktur. Belirtildiği gibi, Dairenin Sayın çoğunluğu ve gerekçeye karşı oy kullanan Sayın Üye ile Organize Sanayi Bölgelerinin 1 defa T.R.T. payı ödemesi gerektiği, 2008 yılında yapılan değişikliğin 2.defa mükerrer (ayrıca ibaresi ile) ödenmenin önlenmesi amacıyla yürürlüğe konulduğu hususunda aramızda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişilikleri T.R.T. Gelirleri Kanununun 4/C maddesinin 1.cümlesi uyarınca katılımcılarına sattıkları enerji bedelinden T.R.T. payını T.R.T. Kurumuna intikal ettireceklerdir. Katılımcıları için temin ettikleri enerji alımı sırasında yasa gereği serbest tüketici konumunda olması nedeniyle T.R.T. payı ödemeyecektir. Davaya konu faturaların düzenleniş ve yapılan ödeme tarihi itibariyle 2.cümle yürürlüktedir. Mahkeme de davacı OSB’nin serbest tüketici sıfatıyla davalı tedarikçi U.. U..’a mükerrer ödediği bedelin tahsiline karar verdiğine göre mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve onanması gerektiği görüşündeyim. 07.10.2015