Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/14184 E. 2016/6224 K. 21.04.2016 T.
Yayınlanma Tarihi: 08.12.2023 13:36
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14184
KARAR NO : 2016/6224
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde, davalı ile davacı kurum arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunu, davalının hakkında tahakkuk ettirilen elektrik borcunu ödemediğini, 35.378 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabında; icra takibinde borcun dönemi ve fatura bilgisinin açıkça belirtilmediğini, 1999 yılında belediye başkanı olması nedeniyle, elektrik bedeli talep edilen işyerini işletmediğini, işyerini... ve...'nun işlettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, itirazın iptaline, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükmün, davalı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.03.2014 tarih ve 2014/2440 E-3939 K sayılı ilamıyla; " ...mahkemece dava dosyasının elektrik tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişiye verilerek rapor düzenlettirilmesi gerekirken, konusunda uzman olmayan bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulüne, takibin toplam 27.757,13 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda; davalı, davacının elektrik abonesidir. Davacı kurum, 2001 ila 2009 yılları arası elektrik tüketim fatura bedellerinden oluşan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlatmıştır. Davalı aboneliği iptal ettirmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak enerji bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte davacı kuruma karşı müteselsilen sorumludur. Davacının uzun sayılabilecek bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davacı açısından müterafik kusur teşkil etse de bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davalının beraatını gerektirmeyeceği gibi tüketim bedeli olan ana borçtan hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Olsa olsa davalının (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammı ve işleyecek faizden kusur oranında indirim gerektirir. Aksine düşünce davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açar. Öte yandan mahkemece yargılama sırasında bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, takibe konu dönemlerdeki elektrik tüketim bedelleri denetime elverişli bir şekilde ayrı ayrı hesaplanmamış, mahkemece bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Uzman bilirkişi tarafından, her bir tahakkuk için davalının ödemesi gereken elektrik bedelinin denetime elverişli bir şekilde ayrı ayrı hesaplanması gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında elektrik tarifeleri ile tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bilirkişiye tevdii ile dava konusu alacak döneminde yürürlükte bulunan tarifelerinin ilgili maddeleri uyarınca; davalının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu, Yönetmelik gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi bu tarihe kadar olan borcun tamamının denetime elverişli bir şekilde ayrı ayrı hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise davacının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bununda ancak davalı için gecikme zammından(en fazla yasal faiz oranına kadar) indirim sağlayacağı nazara alınarak rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.