YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14619
KARAR NO : 2016/13718
KARAR TARİHİ : 01.12.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; … ilinde 1999 tarihinde meydana gelen iki ayrı deprem sonrası … ili, Merkez ilçesi,….Mahallesinde yıkılan konutu nedeniyle daimi iskandan hak sahibi olan davalı adına 2001 yılında çekilen kurada …. nolu meskenin isabet ettiğini, daha sonra idarece yapılan inceleme sonucunda davalının evli evlat olarak hak sahibi olduğu ancak, talep ve taahhütname ekinde verdiği evraklar içinde o konutta oturduğuna dair hiç bir belge bulunamadığından Mahalli İnceleme Komisyonunun 31/08/2006 tarihli kararı ile hak sahipliğinin iptal edildiğini, bunun üzerine davalı tarafından iptal kararına karşı idare mahkemesine açılan davanın reddedildiğini, Danıştay 11. Dairesi tarafından kararın onandığını ve kararın 27.07.2010 tarihinde kesinleştiğini, bu arada davalı adına tahsis edilen meskenin 09/02/2006 tarihinde dava dışı 3. kişiye satıldığının anlaşıldığını, anılan meskenin mahkemece yapılacak keşif ile kesin olarak tespit edilecek değeri dikkate alınarak, şimdilik 63.000 TL rayiç bedeli üzerinden davalı tarafından konutun geri ödemesi olarak ……. Şubesine yatırılan 12.384 TL düşüldükten sonra davalının haksız olarak elde ettiği aradaki 50.616,00 TL’lik haksız kazanç nedeniyle hazinenin zarara uğratıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.616 TL’nin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, konutun kendisine teslim edildiği 2001 yılından konutu sattığı 2006 tarihine kadar iyiniyetle ve malik sıfatıyla konuta zilyet olduğunu, kullanılmaya elverişli olmayan konuta masraflar yaptığını, belirlenen rayiç bedel üzerinden aradaki fark için alacak talebinde bulunulmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmadığını, ortada idarenin somut bir zararı bulunmadığını belirterek öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine aksi halde haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 43.616 TL’nin 09.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin 61(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 v.d) ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Sebepsiz zenginleşme, bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı, geri verme borcu altındadır.
Dava konusu uyuşmazlık; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporunda, dava konusu meskenin arsa dahil 2002 yılı değerinin 14.520,28 TL olduğu, mahkemece yapılan keşifte tanık olarak dinlenen ve dava konusu dairenin yeni maliki dava dışı 3. kişi daireyi 56.000 TL ye aldığını beyan etmiş, mahkemece bu bedelden davalının daire için idareye yaptığı 12.384 TL mahsub edilerek, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Somut olayda; davalının hak sahipliğine ilişkin karar iptal edildiğine göre, davalı 3. kişiye sattığı taşınmaz nedeni ile sebepsiz zenginleşmiş bulunmaktadır. Hak sahipliği kararının iptal tarihi 31.08.2006 olup, bu tarih itibariyle davalının sebepsiz zenginleştiği kabul edilip, taşınmazın 31.08.2006 tarihindeki rayiç değerinin bilirkişi aracılığı ile tespit ettirilip, bu bedelden davalının geri ödeme olarak yaptığı 12.384 TL’nin de mahsubu gerekmektedir.
Ancak, davalı bu geri ödemeyi 09.02.2006 tarihinde yapmış olması nedeni ile, yapılan ödemenin de hak sahipliğinin iptal tarihi itibariyle güncellenmesi gerekmektedir.
Öyle ise, mahkemece; dava konusu taşınmazın hak sahipliği kararının iptal tarihi olan 31.08.2006 tarihindeki rayiç değerinin bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilip, bu bedelden davalının davacı tarafa 09.02.2006 tarihinde yaptığı geri ödemenin güncellenerek mahsup edilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.