YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14718
KARAR NO : 2016/12318
KARAR TARİHİ : 31.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davaya konu edilen aracın, ruhsat sahibi… olarak kendisini tanıtan kişi tarafından davacının vekili olarak hareket eden dava dışı …’a Mersin 5.Noterliği’nde 18.12.2012 tarihinde satıldığını, satış işlemi sonrasında aracın sahte kimlik ile kimliği belirsiz kişiler tarafından satıldığının belirlendiğini, olayla ilgili savcılık soruşturmasının devam ettiğini, soruşturma dosyasında bulunan 14.01.2013 tarihli polis tutanağından da anlaşıldığı üzere sahte kimlik ile gerçek kimlik arasında bariz farklılıklar olduğunu, noter çalışanının gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden kusurlu olduğunu belirterek, davacının uğradığı 16.800 TL’lik zararın,araç satış tarihi olan 18.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek ( yasal faizden aşağı olmamak üzere) avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; bahsi geçen 14.01.2013 tarihli polis tutanağının gerçek kimlik ile sahte kimliğin karşılaştırılması suretiyle düzenlendiğini, noter tarafından satış işlemi sırasında bunun yapılabilmesinin mümkün olmadığını, kamera kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacının vekili olan dava dışı ….’ın … ile yüz yüze görüştüğünü ancak buna rağmen yaş farkını farkedemediğini, noter tarafından …’ın nüfus cüzdanına göre işlem yapıldığını, illiyet bağının 3.kişi ya da zarar görenin ağır kusuru ile kesileceğini, somut olayda da iğfal kabiliyetine haiz nüfus cüzdanını kullanan 3. kişinin eylemi ile illiyet bağının kesildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; 12.600,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, davalı noter tarafından düzenlenen 18.12.2012 tarihli araç satış sözleşmesinde satıcı konumunda bulunan kişinin sahte kimlikle araç satışı yapması nedeniyle uğranılan zarar bedeli talep edilmektedir
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
HMK. 297/2 maddesinde; “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olaya gelince; davacının vekili olarak hareket eden dava dışı ….’a ruhsatta araç maliki olarak görünen ve kendisini …. olarak tanıtan şahıs tarafından sahte kimlikle davaya konu edilen aracın 16.800,00 TL bedelle … 5.Noterliği’nde 18.12.2012 tarihinde satıldığı, davacının söz konusu olay nedeniyle uğradığı 16.800,00 TL’lik zararın tazminini davalı noterden talep ettiği sabittir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, söz konusu hüküm altına alınan 12.600,00 TL’lik bedele olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği, bu şekli ile faizin başlangıç tarihi olarak belirtilen ”olay tarihi”nin infazda tereddüt oluşturacak nitelikte olduğu kuşkusuzdur.Nitekim ”olay tarihi” olarak hükümde belirtilen tarihin, hüküm kısmında açık bir şekilde belirtilmediği, bu şekli ile hükmün infazı kabil olmadığı açıktır.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıdaki yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle hükmedilen 12.600,00 TL’lik bedel yönünden faizin başlangıç tarihinin hiçbir surette tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve net olarak belirlenmesi ve hükümde de açık olarak belirtilmesi suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.