Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/15413 E. 2016/12458 K. 07.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15413
KARAR NO : 2016/12458
KARAR TARİHİ : 07.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ)MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davalıların dava dışı bir kişi adına olan aboneliğin borcu için taksitlendirme protokolü imzaladıklarını, ödeme yapmadıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 3.982.00 TL avans faizi ile müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı …, cevap dilekçesi ile; borcu olmadığını belirtmiştir .
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne; 2.025.67 TL nin dava tarihinden avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
HMK’nun 281.maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik, yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler; raporlarını hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu, aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu,kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, hakim, çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Somut olayda; davalıların 30/05/2008 tarihli taksitlendirme protokolünü imzaladıkları, 07/09/2010 tarihi itibari ile borç listesinin 2008/5,7,10 dönemleri için toplam 2.453.60 TL olarak hesaplandığı , davacı vekilinin 28/09/2010 tarihinde bu miktar asıl alacak ve 12.91 TL faiz için toplam 2.466.91 TL için dava dışı abone ve davalılar aleyhine icra takibi başlattığı, borca itiraz nedeni ile takibin durduğu, davacı vekilinin 12/07/2013 tarihinde de eldeki alacak davasını açtığı anlaşılmaktadır .
Mahkemeye sunulan ilk bilirkişi raporunu hazırlayan avukat, bilirkişi raporunda; davalıların borçtan sorumlu olmadıklarını belirtmiş, rapora itiraz edildiğinden bu kez iki elektrik mühendisi ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi kurulu raporu alınmış, bilirkişiler dosyada bulunan 07/09/2010 tarihli borç listesini esas alarak davacının talebini bu tarihe göre ve toplam 2.025.67 TL olarak hesaplamışlardır . Bu rapor da itiraza uğramıştır .
Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile, daha önce alınan bilirkişi raporu arasında çelişki vardır. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının davalılardan talep ettiği alacak miktarı dosyada bulunan 07/09/2010 tarihli borç listesine göre hesaplanmıştır. Oysa, davacı davayı 12/07/2013 tarihinde açmış ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Davacının davalılardan talep edebileceği alacak miktarı dava tarihine göre hesaplanmadığından anılan bilirkişi raporu, uyuşmazlığı çözecek nitelikte değildir .
Bu durumda, mahkemece; önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, Yargıtay ve taraf denetimine açık, itirazları karşılayacak, bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek, davacının dava tarihi itibari ile davalılardan talep edilebileceği bedeli aydınlatacak şekilde rapor hazırlamaları sağlanarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu konu bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.