YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15557
KARAR NO : 2015/18080
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BEYKOZ AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/03/2015
NUMARASI : 2014/195-2015/275
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının T… Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde öğrenci olduğu, davacının annesinin maddi durumunun iyi olmadığını, eğitim masrafları bulunduğunu belirterek davalı babanın oğlu için aylık 1.000.00 TL yardım nafakası ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi kapsamında dava tarihinden itibaren aylık 800.00 TL yardım nafakası takdir edilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 364/1.maddesinde; “herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür”.
TMK’nun 365/2 maddesinde; “dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir” düzenlemesi yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 tarih, 1998/656 E; 688 K.sayılı ilamında da; “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği…” vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; davalının memur olduğu, 3.400 TL civarında maaş aldığı, kira ödemediği, yeniden evlendiği ve bu evliliğinden bir çocuğu olduğu ve hisseli taşınmazı olduğu, davacının öğrenci olduğu ve arkadaşlarıyla kirada kaldığı, davacının annesinin tekstil işçisi olarak çalıştığı, 450 TL kira ödediği ve mal varlığı olmadığı tespit edilmiştir. Tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumları, nafakanın niteliği, davacının giderleri ve davalının gelir durumu nazara alındığında hükmedilen nafaka miktarı fazla olup TMK’nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş ve bu konu bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; tarafların ekonomik sosyal durumları değerlendirilerek davacının giderleri ile nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı şekilde hakkaniyet ilkesi de gözetilerek daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.