YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16430
KARAR NO : 2016/13752
KARAR TARİHİ : 01.12.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 20.12.2012 tarihli daire satış sözleşmesi ile bağımsız daireyi 65.000,00 TL bedel karşılığında davalıdan satın aldığını, bu sözleşme çerçevesinde davalıya 35.000,00 TL’yi nakit verdiğini, dairenin süresinde teslim edilmediğini, davalının sözleşme şartlarına uymadığını belirterek, 35.000,00 TL’nin en yüksek mevduat veya yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacının kalan borcunu ödemediğini ve davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 35.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir
1-) Kural olarak, tapuya kayıtlı taşınmazların satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığı sürece geçersizdir. (TMK 706, TBK 237, Tapu Kanunu 26, Noterlik Kanunu 60.maddesi) Geçersiz olduğu için de, taraflarına hak ve borç doğurmaz. Ancak, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilirler. Zira, haklı bir sebep olmaksızın mal edinen kimse onu iade ile yükümlüdür.
Dava, Türk Borçlar Kanunu 77. ve devamı maddelerine göre, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. O halde, davanın dayanağının Türk Borçlar Kanunu hükümleri olduğu, 4077 sayılı kanun kapsamında bulunmadığı gözetilmeli, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, görev kapsamını belirlemede yanılgıya düşülerek Tüketici Mahkemesi sıfatıyla hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazlı bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığı, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi..