Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/16432 E. 2017/1931 K. 23.02.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16432
KARAR NO : 2017/1931
KARAR TARİHİ : 23.02.2017

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine … 14.İcra Müdürlüğünün 2011/6460 Esas sayılı dosyasından ilamsız takip yapıldığı, ve müvekkiline ait olmayan abonelik sözleşmesinden dolayı müvekkilinin borçlandırıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin dava konusu edilen 0530…09-0533…72-0533…61 numaralı telefon hatlarını hiç almadığını ve abonelik sözleşmelerini imzalamadığını, bu hatların kullanımından ötürü tahakkuk etmiş faturaları kabul etmediğini, bu hatların kim ya da kimler tarafından kullanıldığının tespitinin mümkün olduğunu beyanla icra takibinden dolayı açılan davada borçlu olmadığının tespitini ve %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, abonelik sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olmadığı bildiren grafoloji uzmanından alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; davanın kabulüne karar verilmiş, sözkonusu karar davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-) Uyuşmazlık abonelik sözleşmesinden doğan borç nedeniyle yapılan takibe yönelik açılan menfi tespit davası niteliğindedir.
Somut olayda davacı, takibe konu borca dayanak 3 adet abonelik sözleşmesinin kendisine ait olmadığını beyan etmiş; davaya konu 3 adet gsm abonelik sözleşmeleri getirtilmiş, davacının mahkeme nezdindeki imzaları ve dosya içindeki vekaletnamedeki imzası temin edilmiş, sözkonusu imzalar ile grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Grafoloji uzmanı Bilirkişi tarafından verilen 14/11/2014 tarihli raporda; dava konusu 3 adet abonelik sözleşmesindeki abone … adına atılmış imzaların, davacı …’ın eli ürünü olmadığını bildirir rapor ibraz edilmiş; davalı vekili sözkonusu bilirkişi raporuna abonelik sözleşmesinden önceki tarihli imzalar toplanmadan bilirkişi incelemesi yapılamayacağı, bilirkişi raporunun medara tatbik tüm imzaların celbinden sonra Adli Tıp tarafından yapılması gerektiğinden bahisle itiraz etmiştir.
HUMK.nun 275. ve devamı maddelerinde; “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, anılan maddede mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra 286.maddede de bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı düzenlenmiş ise de işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre verilen raporlar çelişkili ise mahkeme HUMK.nun 283.maddesi hükmüne dayalı olarak, bilirkişiden açıklama ya da ek rapor isteyebileceği gibi 284.maddesi hükmüne dayalı olarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alabilir.
Aynı ilkeler 6100 sayılı HMK beşinci bölümünde; “bilirkişi incelemesi” ismi altında ve 266-287.maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe takdir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Sahtelik incelemesine ilişkin yasal düzenleme getiren 6100 Sayılı HMK 211 Maddesi “Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir.
A) Hakim, yazı veya imzayı inkar eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hakim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı taktirde, inkar etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
B) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hakimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.” yasal ifadesini içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, Davalının bilirkişi raporuna itirazları irdelenmemiş; davacının abonelik sözleşmesinden önceki tarihli resmi kurumlardan tatbike medar imzaları celbedilmemiş, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir. (HGK 2011/12-740 E.-2011/685 K.)
Mahkemece; abonelik sözleşmesinden önceki tarihli davacının resmi kurumlardaki tatbike medar imzaları da getirtilerek, davaya dayanak abonelik sözleşmeleri ve davacının mukayeseye esas mahkemede alınan mevcut imza örnekleri ile birlikte dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne gönderilerek abonelik sözleşmelerinde yer alan imzaların davacının eli mahsülü olup olmadığının tespitiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı grafoloji uzmanı bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.