YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17524
KARAR NO : 2016/11706
KARAR TARİHİ : 18.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 18.10.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde… Turizm Ltd. Şirketi’ni kurmuş olan tarafların, davalının paydaşı bulunduğu … numaralı parselde daha önceden temel betonu atılmış olan yapının kır lokantası olarak inşası ile dört adet …. tipi bina yapımı ve işletimi konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin anlaşma gereği restoranın inşasını tamamlayarak faaliyete soktuğunu, bungalovların yapımı sırasında ise taraflar arasında anlaşmazlık çıktığını, dava konusu gayrimenkul üzerinde diğer hissedarlar tarafından ortaklığın giderilmesi davasının açılması üzerine davalının gayrimenkul üzerinde inşa edilen lokanta ve bungalovlar için lehine tespit talep ettiğini, müvekkilinin davaya müdahil olduğunu, ancak parselde hissedar olmayan müvekkilinin davaya müdahil olmasında hukuki yarar bulunmadığı ve davalıya karşı sebepsiz zenginleşme nedeni ile alacak davası açabileceği gerekçesi ile müdahillik talebinin reddedildiğini, ayrıca tespit davasında müvekkili tarafından yaptırılmış olan binaların değerinin 170.000 TL olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davalının müvekkiline karşı sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; 170.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 157.489 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği, açıklanmıştır.
Açıklanan madde hükmü uyarınca; yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağırılması, diğer bir anlatımla taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.
Bu bağlamda; taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur.
Somut olayda; dava dilekçesinde davalının adresinin “… mahallesi … … Sokak No:3 İçkapı No:6 …/… olarak bildirildiği, mahkemece dava dilekçesinin bu adresin davalının adres kayıt sistemindeki adresi olduğu şerhi verilmek suretiyle tebliğe çıkartıldığı, tebligatın ise Tebligat Kanununun 21/2 maddesi uyarınca mahalle muhtarlığına teslim edildiği, ancak sonradan kolluk aracılığı ile yaptırılan araştırmada bildirilen adresteki binanın kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılmış olduğu ve halen inşaatın devam ettiği, ayrıca davalının adres kayıt sisteminde kayıtlı adresinin bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, dava dilekçesinin usulünce davalıya tebliğ edilmediği, dolayısıyla taraf teşkili sağlanmadan hüküm tesis edilmiş olduğu ortadadır.
Buna göre, mahkemece; dava dilekçesinin, usulünce davalıya tebliğ edilmesi ve savunma olanağı tanınması, sonrasında ise davanın esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.