Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/17928 E. 2016/12361 K. 01.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17928
KARAR NO : 2016/12361
KARAR TARİHİ : 01.11.2016

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen, 01.11.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı abonenin, kullandığı elektrikle ilgili faturaların kendisine tebliğ edilmesine ve defalarca sözlü olarak uyarılmasına rağmen, borçlu olduğu tutarları ödememekte ısrar etmesi üzerine, ödenmeyen bedeller ve sözleşme gereği ödenmesi gereken cezai şart bedeli olmak üzere toplam 164.677,89 TL’nin tahsili için davalı aleyhine icra takibine başlanıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davacı tarafın sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini, çeşitli nedenlerle elektrik tedarikinde sıkıntıya düştüğünü, bu sıkıntının sunulan hizmete de yansıdığını, sözleşmeyle üstlendiği yükümlülükleri yerine getiremeyen davacının ayıpsız ifada bulunmuş gibi fatura tahakkuk ettirme yoluna gittiğini oysa fatura bedellerinin hatalı olduğunu, yalnızca tedarikçi sıfatı bulunan davacının dağıtımdan kaynaklı kayıp bedellerini faturalara yansıtma hak ve yetkisinin bulunmadığını, davacının hukuka aykırı olarak tahakkuk ettirdiği fatura bedellerine hem sözleşme hükümlerine hem de hukuka aykırı olarak cezai şart uygulamak yoluna gittiğini, sözleşmenin tedarikçi sıfatı bulunan davacı tarafından, müvekkili davalıdan kaynaklanmayan nedenlerden ötürü, sona erdirildiğinin açık olduğunu, ekonomik sıkıntıda bulunan davacının içinde bulunduğu durumu bir nebze rahatlatmak adına kötü niyetle hareket ederek sözleşmedeki cezai şart koşullarının gerçekleşmemesine rağmen tahakkuk ettirdiği fatura bedellerine cezai şart uyguladığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının sözleşme gereğince cezai şart adı altında herhangi bir bedel talep edemeyeceği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/05/2014 tarih 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kayıp kaçak bedelinin faturalara yansıtılamayacağı, bu bağlamda davalının 59.870,11 TL fatura alacağı ve 1.259,15 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 61.129,26 TL elektrik borcunun bulunduğu, icra takibine konu yapılan alacağın likit olmadığı, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve davalının itirazının 59.870,11 TL fatura alacağı, 1.259,15 TL gecikme zammı yönünden iptaline, takibin devamına, alacak miktarının bilirkişice hesaplanarak bulunması nedeniyle davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K.sayılı kararı ve Dairemiz kararları ile Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “… Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır…” şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının … Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde … tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin …’na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesininde şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, … kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Ne var ki, uyuşmazlığın temyiz yolu ile Dairemize geldiği aşamada 17.06.2016 darih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanun “17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; “Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde …’nun Kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.
Yine, 6719 sayılı kanunun 26.maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen; geçici madde 19; “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmünü,
Geçici madde 20; “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Hal böyle olunca, karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 17., geçici 19. ile 20.maddelerinin, somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının yerel mahkemece değerlendirilmesi ve gerekirse yeniden bilirkişiden rapor aldırılması suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu sebeple, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.