Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/18248 E. 2016/13096 K. 22.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18248
KARAR NO : 2016/13096
KARAR TARİHİ : 22.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hüküm davalı … vekili, davalı …, … ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 22.11.2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı … vekili Av…. ve davalı … vekili Av…. geldiler. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Asıl davada ve birleşen … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/597 Esas sayılı dosyası) davada; davacıların 05.04.1996 tarihli harici satış sözleşmesi ile satın alıp bedelini ödediği ve zilyetliğini devraldığı taşınmazın 06.05.2005 tarihinde tapuda davalılardan …’ye satıldığı belirtilerek, tapunun iptali ile (muvazaa nedeniyle) davacılar adına bedelsiz tesciline, olmazsa TMK 724.maddesi gereğince davacılar adına tesciline, tescil mümkün olmadığı taktirde ise sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda taşınmaz bedelinin denkleştirilerek ödenmesine, ayrıca iyiniyetle taşınmaz üzerine inşa edilen binanın mahkemece belirlenecek bedelinin davacılara ödenmesine karar verilmesi dava ve talep edilmiştir.
Asıl davanın davacıları birleştirilen … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/301 Esas sayılı dosyasında; asıl davada sebepsiz zenginleşme hükümlerince uyarlanmış bedel iadesine karar verildiğini, bedele ilişkin faize talep yokluğundan hükmedilmediğini ileri sürerek uyarlanan bedele ve taşınmaz içerisinde bulunan inşaat bedeline 22.12.2005-13.10.2014 tarihlerinde işlemiş olan toplam 86.345,26 faiz alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile harici sözleşmenin tarafı olan davalı … ve…’den tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacılar yine asıl dava ile birleşen … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/678 Esas sayılı dosyasında; taşınmaz üzerinde bulunan ve bilirkişi tarafından 66.850 TL olarak değeri belirlenen inşaat bedelinin 22.12.2005-15.12.2014 tarihleri arasında işlemiş yasal faizi olan 54.121,03 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte harici sözleşme kanusu taşınmazın tapu malikleri olan davalı …, ve …’den tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davada ve birleşen(… 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/597 Esas)davada; asıl davanın kısmen kabulü ile harici satış sözleşmesinde ödenen bedelin güncel değeri olan 41.889,64 TL’nin davalılardan … ve …’den tahsili ile davacılara verilmesine, diğer davalılar hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, birleşen davada ise; davalılar … ve … hakkında açılan davanın derdestlik nedeniyle reddine, davalı … hakkındaki davanın ise husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacıların temyizi üzerine Dairemizin 12.06.2014 tarih ve 2014/1645 Esas- 2014/9549 Karar sayılı ilamı ile “….Somut olayda; davacı “iyiniyetle taşınmaz üzerine inşa edilen binanın bedelinin de tahsili” yönünde karar verilmesini de talep ettiği halde mahkemece; davacıların bina bedeline ilişkin talebi hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmeksizin …nun 297/2.maddesi gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda,asıl davanın kısmen kabulü ile ,41.889,,64 TL nin davalılar … ve …’den tahsili ile davacılara verilmesine, davalılar …, … ve … yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine, birleşen 2005/597 esas sayılı dava dosyası yönünden; davalılar … ve … yönünden açılan davanın derdestlik nedeniyle reddine, davalı … yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine, bu dava dosyası ile birleşen 2014/301 Esas sayılı dosyası ile … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/678 Esas sayılı dava dosyası yönünden ise; harici satış sözleşmesi ile ödenen bedelin dava tarihinden itibaren hesaplanan 33.262,69 TL faiz alacağının davalılar … ve …’den alınarak davacıya verilmesine, taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın bedeli olan 66.850,00 TL ile işlemiş faiz alacağı toplamı olan 54.121,03 TL nin tüm davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının 13.10.2014 tarihinden itibaren faize ilişkin talebinin reddine, hükmedilen sözleşme gereği ödenen güncellenmiş bedel ile muhtesat bedeline kararın kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş, hüküm davalı … vekili, davalı … vekili ,davalı … ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1) Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmadığı için TMK’nun 706, TBK’nun 237. (BK.’nun 213), Tapu Kanununun ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olması gerekir. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu
olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. İade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir.
Somut olayda, harici satım sözleşmesine konu taşınmazın halen davacının zilyetliğinde bulunduğu tüm dosya kapsamı ile sabittir. Davacıların satın aldığı taşınmaz üzerine inşa ettiği bina bedelini isteyebilmeleri için binanın malvarlıklarından çıkmış başka bir deyişle dava konusu taşınmazı tahliye etmiş olmaları gerekir. Davacıların inşa ettikleri binayı dava tarihi itibariyle kullandıkları anlaşıldığına göre, dava tarihi itibariyle henüz dava hakları doğmadığı gibi dava açıldıktan sonra da davacıların zilyetliklerinin devam ede geldiği anlaşıldığına göre davacıların bina bedeline ve bu bedelin faizine yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2) Taraflarında kabulünde olduğu üzere taraflar arasında satım sözleşmesine konu taşınmaz halen davacı tarafın zilyetliğinde bulunmaktadır. Bu durumda 10/07/1940 günlü ve 2/7 sayılı İBK uyarınca; BK 81 (TBK 97) maddesinin uygulama yeri bulacaktır. 10/07/1940 gün ve 2/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına göre, geçersiz taşınmaz satışında verilen satış bedeline alıcı faiz, taşınmazın kullanılmasından dolayı da satıcı ecrimisil veya kira bedeli isteyemez. Davaya konu taşınmaz satış sözleşmesi geçersiz olduğuna göre , her geçersiz satışta olduğu gibi taraflar aldıklarını sebepsiz iktisap hükümleri dairesinde iade ile yükümlüdürler. Taşınmaz dava tarihi itibariyle davacıların zilyetliğinde ve tasarrufunda bulunduğuna göre zilyetlik devam ettiği sürece faize hükmedilmeyeceği , taşınmazın iade anından itibaren faize hükmedileceği hususu gözardı edilerek harici sözleşmedeki bedelin uyarlanması sonucu hükmedilen bedele ilişkin faiz talebine konu birleşen davanın reddi gerekirken kabule ilişkin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3)Kabul şekli bakımından ise; davacılar, asıl davada iyiniyetle taşınmaz üzerine inşa edilen binanın mahkemece belirlenecek bedelinin davacılara ödenmesine karar verilmesi dava ve talep etmişlerdir. Mahkemece bu talep hakkında asıl davaya ilişkin kısımda hüküm tesis edilmemiş, bozmadan sonra birleşen faiz alacağına ilişkin davalar kısmında hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece birleşen davalar hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken, birleşen iki dosya hakkında birlikte hüküm tesis edilmiştir. Birleşen davaların, davalıları farklı şahıslar olup, hangi davalıların hangi dava ile ilgili hükümle sorumlu tutuldukları belirtilmemiştir. Bu şekildeki bir hüküm tesisi açık olmadığı gibi infaza da elverişli değildir. Ancak bozma gerekçesi dikkate alındığında bu husus bozma sebebi yapılmamış, bu hususa dikkat çekilmesi ile yetinilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı … için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı …’a verilmesine, davalı … için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı …’a verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.