Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/18449 E. 2016/6377 K. 21.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18449
KARAR NO : 2016/6377
KARAR TARİHİ : 21.04.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen Nafaka davasının bozma ilamı üzerine mahkemece yapılan yargılaması sonucunnda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dava dilekçesinde, müşterek çocuklar ….babaları davalı … ile anneleri…’ın boşandıklarını, boşanma ile birlikte çocuklar yararına 50’şer TL nafakaya hükmedildiğini, müşterek çocuk….nın 18 yaşını ikmal ettiğini ve … Okulunda öğrenci olduğunu, şu an eğitimine devam ettiğini, müşterek çocuk…’ın ise lise 11.sınıf öğrencisi olduğunu belirterek, müşterek çocuklar için belirlenen aylık 50’şer TL nafakanın 350 TL artırılarak 400 TL’ye çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 3. Aile Mahkemesinin 2004/797 Esas ve 10/05/2005 tarihli kararı ile tarafların müşterek çocuğu… için hüküm altına alınan aylık 100,00 TL’lik iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren başlamak üzere aylık 200,00 TL artırılarak 300,00 TL’ye yükseltilmesine, müşterek çocuk … için hüküm altına alınan aylık 100,00 TL’lik yardım nafakasının dava tarihinden itibaren başlamak üzere aylık 200,00 TL artırılarak 300,00 TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalının temyizi üzerine Dairemizin 13.02.2014 tarih ve 2013/17762 Esas- 2014/2119 Karar sayılı ilamıyla ; davalının sosyo ekonomik durumu yönünden eksik inceleme yapıldığı, oluş ve kabule göre yapılan artışın fahiş olduğu ve davacı … yönünden hükmolunan nafakanın ilk defa hükmolunacak yardım nafakası istemine ilişkin olmasına rağmen, hükümde 100 TL yardım nafakasının 300 TL’ye çıkarılması şeklindeki nitelendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle karar bozulmuştur .
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde “…Davacının davasının kısmen kabulü ile;
1-…’ın daha önce almış olduğu iştirak nafakasının yoksulluk nafakasına dönüştürülmesi davası ile ilgili olarak iştirak nafakasının reşit oluncaya kadar devam ettiği, yoksulluk nafakasının ayrı bir dava olup harç ile ayrı müstakil şekilde açılması gerektiği gözönünde bulundurularak bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının ayrı bir dava açmakta muhtariyetine,
2- 3. Aile Mahkemesinin 2004/797 Esas ve 10/05/2005 tarihli kararı ile tarafların müşterek çocuğu… için hüküm altına alınan aylık 100,00 TL’lik iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren başlamak üzere aylık 190,00 TL artırılarak 290,00 TL’ye yükseltilmesine, bu şekilde davalıdan alınarak davacıya verilmesine, …” karar verilmiş; sözkonusu karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir .
Uyuşmazlık; müşterek çoçuk… yönünden iştirak nafakasının artırılması, davacı … yönünden yardım nafakası istemine ilişkindir .
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Belirtilmelidir ki; vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ise de, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz. (Aynı yönde H.G.K.’nun 26.2.1986 gün ve 1986/1-50 E.-174 K.; 11.5.1994 gün ve 1994/8-252 E.-314 K.; 1.12.1999 gün ve 1999/18-1041 E.-1006 K.; 11.5.2005 gün ve 2005/2-315 E.-333 K.; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E.-573 K. sayılı ilamları).
Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar, bunun istisnalarındandır. İster aynı oturumda, ister daha sonraki oturumlarda olsun bundan dönerek eski hükmünde ısrar edemez. Hakim değişikliği olsa dahi, bozmaya uymaya ilişkin ara kararından dönülemez ve direnme kararı verilemez. Verilirse bu bir direnme kararı değil, yeni bir karar niteliğindedir (H.G.K.’nun 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E.-632 K.).
Kazanılmış haklar, hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ki, bu kabul edilemez.
Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira, mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar bozma lehine olan taraf yararına usule ilişkin kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.
Bu bağlamda; Dairemizin 13.02.2014 tarih ve 2013/17762 Esas- 2014/2119 Karar sayılı mahkemece uyulmasına karar verilen ilamda davacı … yönünden iş bu davada ilk kez yardım nafakası isteminde bulunulduğu açıkça ifade edilmiş olmasına ve davalının sosyo ekonomik durumunun tam olarak tespitinden sonra ; davacı … lehine yardım nafakasına hükmedilmesi gerekirken; bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma ilamı ve nafakaya ilişkin yerleşik hukuk kuralları hilafına , “…’ın daha önce almış olduğu iştirak nafakasının yoksulluk nafakasına dönüştürülmesi davası ile ilgili olarak iştirak nafakasının reşit oluncaya kadar devam ettiği, yoksulluk nafakasının ayrı bir dava olup harç ile ayrı müstakil şekilde açılması gerektiği gözönünde bulundurularak bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacının ayrı bir dava açmakta muhtariyetine, ” şeklinde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.