YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2135
KARAR NO : 2015/10727
KARAR TARİHİ : 10.06.2015
MAHKEMESİ : ANKARA 11. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/11/2014
NUMARASI : 2013/470-2014/1370
Taraflar arasındaki yoksulluk ve yardım nafakalarının kaldırılması ve azatılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan Asuman’ın Ankara 3. Aile Mahkemesinin 2007/511 esas 2008/840 karar sayılı ilamıyla boşandıklarını, boşanma kararı ile aylık 2.000,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, Ankara 1. Aile Mahkemesinin 2010/104 esas 2011/524 karar sayılı ilamıyla yoksulluk nafakasının 1.600,00 TL ‘ye indirildiğini; davalılardan kızı Damla Su tarafından açılan yardım nafakası davasında ise, Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2008/1319 esas 2009/785 karar sayılı ilamıyla 1.500,00 TL yardım nafakasına hükmedildiğini; davacının işten çıkarıldığını, emekli maaşı dışında gelirinin bulunmadığını, maaşından icra kesintilerinin yapıldığını; davalının durumunun daha iyi olduğunu, babasından kalan emekli maaşı almaya başladığını belirterek; davalılar lehine hükmedilen yoksulluk ve yardım nafakalarının kaldırılmasını; aksi halde, davacının emekli maaşına uygun olarak düşürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; davacının başka bir bayanla evlendiğini, çocuğunun olduğunu, yeni eşinin üzerine ev satın aldığını, davacının işten çıkarılmasının nafakanın kaldırılmasını gerektirir geçerli neden olmadığını, davalı D.. S…’nun üniversite eğitiminin devam ettiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; nafakanın indirilmesi davasının kesinleşmesinden sonra davacının mali durumunun kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle kötüleştiği, şartların değiştiği, davalı Asuman’ın ekonomik durumunun kötüleştiği iddiasının kanıtlanmadığı, davalı D.. S…’nun öğrenciliğinin devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yoksulluk ve yardım nafakasının kaldırılması mümkün olmadığı takdirde indirilmesine ilişkindir.
Öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve1998/ 2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
4721 sayılı Yasa 176/3.maddesine göre; “sözleşme veya hüküm ile kendisine maddi tazminat veya nafaka olarak bir irat tahsis edilmiş eşin yoksulluğunun zail olması, haysiyetsiz hayat sürmesi, bir evlenme akti olmadan fiilen karı koca gibi yaşaması yeniden evlenmesi veya eşlerden birinin ölmesi halinde, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça bu irat kesilir. İrat şeklinde maddi tazminat veya nafakayı gerektiren sebep ortadan kalkar ya da önemli ölçüde azalır veya borçlunun mali gücü önemli ölçüde eksilirse iradın indirilmesine veya kaldırılmasına karar verilebileceği gibi değişen durumlara göre ve hakkaniyet gerektiriyorsa iradın arttırılması da istenebilir.” (TMK. md. 176/4)
Yoksulluk durumu günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki, bilimsel öğretide; evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak da kabul edilmemektedir.
Yardım nafakası incelendiğinde ise; TMK’ nun 364. maddesinin 1. fıkrası; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”, 328. maddesinin 2.fıkrası ise; “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler” hükümlerini içermektedir.
Yine aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında ise ; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır.
Açıklanan yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Buna göre, yardım nafakası; ergin çocuğun eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumuna göre takdir edilir.
Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında görülen Ankara 1. Aile Mahkemesinin 2010/104 esas 2011/524 karar sayılı yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi davasında davacı hakkında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre; Elektrik üretim şirketinde proje müdürü olarak çalıştığı, aylık 8.000,00 TL maaşının olduğu, ayrıca 1.400,00 TL emekli maaşının bulunduğu, 400,00 TL kira ödediği, temyize konu işbu davada yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında ise, emekli olduğu, aylık 1.700,00 TL maaş aldığı, 4 aydır çalışmadığı, yeni eşine ait evde ikamet ettiği, sosyal güvenlik hizmet bilgilerine göre 26/02/2013 tarihinde işten ayrıldığı, H… Endüstri A.Ş’nin 25/02/2014 tarihli yazısı uyarınca aylık brüt 2.500,00 TL ücretle göreve başladığı tespit edilmiştir.
Davalılardan Asuman’ın 15/08/2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı aldığı, 2013 Kasım aylığı olarak 805,36 TL aldığı, diğer davalı D.. B..’un ise G… Üniversitesi …. bölümü 4. sınıf öğrencisi olduğu belirlenmiştir.
Davacının gelir durumu değerlendirildiğinde, davalıların gelir durumları ile aldıkları nafaka miktarı toplamının, davalıları yoksulluktan kurtaracak nitelikte bulunmadığının kabulü gerekir.
O halde, dava tarihindeki şartlara göre; davalıların yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek nafakaların kaldırılması taleplerinin reddi doğru ise de, davacının gelir durumundaki azalma ve ödenen toplam nafaka miktarı gözetilerek hakkaniyet ölçüsünde uygun bir miktar indirime karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.