Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/230 E. 2015/8495 K. 13.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/230
KARAR NO : 2015/8495
KARAR TARİHİ : 13.05.2015

MAHKEMESİ : ANAMUR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/07/2014
NUMARASI : 2013/513-2014/870

Taraflar arasındaki nafakanın artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde; davacı ve müşterek çocuk için daha önce hükmedilen 350′ şer TL tedbir nafakasının barınma, beslenme ve eğitim giderlerini karşılamada yetersiz kaldığını belirterek her biri için ayrı ayrı 450TL olarak arttırımını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde,başka kadınlarla münasebetinin olmadığını, önceki nafaka artırım davasının kısa süre önce sonuçlandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, önceki 13.01.2012 tarihli mahkeme kararının 30.05.2012 tarihinde onandığı, iş bu davanın ise 26.06.2013 tarihinde açıldığı, önceki nafakanın sonuçlanmasının üzerinden kısa bir sürenin geçmiş olduğu, önceki kararın verildiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar davalının ekonomik durumunda ve paranın satın alma gücünde değişiklik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 197.maddesine göre ayrı yaşamakta haklı olan eş, diğer eşten tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenlemeler gereği eşler birliğin giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadır (TMK.madde 186/son). Buna göre birliğin ortak giderleri olan kira, elektrik, yakıt, su ve benzeri giderlere davalı eş katılmak zorundadır.
Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin “ekonomik güçleri” ile müşterek yaşam sırasında davalının eşine sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Yasada nafakanın artırılabilmesi için kesin bir zaman dilimi aranmamıştır. Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilecektir.
./..
Somut olayda; artırılması istenilen önceki nafaka, dava tarihi olan 28.01.2011 tarihindeki koşullara göre verilmiş olup, iş bu davanın açıldığı 26.06.2013 tarihine kadar aradan geçen süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik koşullarında değişme ve gelişme olduğu açıktır. Bunun aksinin düşünülmesi hayatın olağan tecrübelerine aykırı olup, kabulü imkansızdır.
Hal böyle olunca mahkemece; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı nazara alındığında eş ve çocuk için takdir edilmiş tedbir nafakası miktarlarının hakkaniyet ölçüsünde bir miktar artırılmasına, kadının sabit geliri olması halinde bu durumu nafaka miktarını tayinde nazara alınabileceği gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.