Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/2449 E. 2016/2948 K. 01.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2449
KARAR NO : 2016/2948
KARAR TARİHİ : 01.03.2016

MAHKEMESİ :… ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/06/2014
NUMARASI : 2013/406-2014/318
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, Resmi Sağlık Kurumu ve Kuruluşlarına düzenlemiş olduğu elektrik faturalandırma işleminin, mevzuata aykırı olduğunu; hesaplamanın ticarethane için belirlenen birim fiyatları esas alınarak yapıldığını, böylece fazladan tahsilat yapıldığını ileri sürerek; davalının haksız ve fazladan tahsil ettiği toplam 4.556,74 TL’nin, fatura ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davalı şirkete hisse devri 15.08.2008 günü gerçekleştiği için davanın tarafının … olması gerektiğini, dava konusu aboneliğin resmi daire olarak belirlendiğini ve dava konusu faturaların bu aboneliğe uygun tarife üzerinden tahakkuk ettirildiğini, ayrıca davacının, belirlenen tarifeye süresinde itiraz etmeyerek, durumu kabullendiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile 4.556,74 TL’nin 08.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dava konusu uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmadan temerrüde düşürülmesi gerekir. BK’nun 101. (TBK 117. mad.) maddesine göre gecikme faizinin işlemesi için borçluya ihtarname gönderilmek suretiyle temerrüde düşürülmelidir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizinin işlemeyeceği açıktır.
Somut olayda; davacı kurum tarafından dava konusu bedelin iadesi için davalıya gönderilen ihtarnamenin davalıya 08.03.2011 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarname içeriğinde bedelin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde iade edilmesi gerektiğinin bildirildiği, davalının bu 30 günlük süre içerisinde davacı kuruma sunduğu 30.03.2011 tarihi dilekçesinde ihtarname konusu talep hakkında EPDK’dan alınacak görüş ve değerlendirme üzerine işlem yapılabileceği belirtilmiştir. Buna göre , davalının temerrüte düşürüldüğü tarih ihtarnamenin tebliğ tarihi değil, ihtarname içeriğine göre davalıya tanınan ödeme müddeti içinde davalının ihtarnameye cevap verdiği tarihtir.
O halde, mahkemece; talep edilen alacağın 30.03.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıya tanınan ödeme süresi gözönüne alınmaksızın, ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren faize karar verilmesi doğru değilse de, bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının 1.bendinde yer alan “… 08.03.2011 …” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “…30.03.2011…” ifadesinin yazılması sureti ile hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.