Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/3088 E. 2015/10638 K. 09.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3088
KARAR NO : 2015/10638
KARAR TARİHİ : 09.06.2015

MAHKEMESİ : İZMİR 3. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2014
NUMARASI : 2014/173-2014/954

Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile eşi S… D…’la evli iken Kemalpaşa 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/178-302 sayılı ilamı ile boşandıklarını, Velayeti annesine bırakılan müvekkili için aylık 500,00TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, Reşit olan müvekkilinin Bornova Anadolu Kız Meslek Lisesi son sınıf öğrencisi olduğunu, Üniversite sınavına hazırlandığını, İştirak nafakasının günün ekonomik koşulları sonucu yetersiz kaldığını vs bildirerek iştirak nafakasının aylık 1.000,00TL’ye çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile aylık 350 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
TMK.nun 328/1.maddesi hükmü gereğince “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364.maddesine göre; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”
Aynı Kanunun 365/2.maddesinde de; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır.

Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında da “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların…” yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Yoksulluğa düşme terimi açıkça çok sıkıntılı bir durumu ve ağır ekonomik koşulları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemelidir. Yoksa, yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması veya bir zenginleşme aracı olarak kullanılması söz konusu değildir
Okumakta olan kişi kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise, ana babasından öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir. Ne var ki, bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır.
Somut olayda, davacının dava tarihinde iştirak nafakası olarak 500 TL’sini halen davalıdan almaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece; yukarıda anılan hükümler uyarınca, davacının eğitimine devam etmekte olduğu da gözönüne alınarak, nafaka yükümlüsü davalının gelir durumu dikkate alınmalı ve davalıyı ödemede zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek şekilde TMK’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, davacı lehine daha önce aldığı iştirak nafakası miktarından daha yüksek bir miktar yardım nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.