YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3477
KARAR NO : 2015/11659
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
MAHKEMESİ : KIRIKKALE 1. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/12/2014
NUMARASI : 2014/238-2014/684
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların Kırıkkale 1.Aile Mahkemesi’nin 2013/453 Esas-2014/49 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, kararın 18.03.2014 tarihinde kesinleştiğini, davacının okuma yazma bilmediğinden boşanma davası esnasında nafaka talebinde bulunmadığını, şöyle ki; mahkemece bağlanan tedbir nafakasının devam edeceğini düşündüğünden yoksulluk nafakası talebinde bulunmadığını, boşanma davası sonucunda Kırıkkale 2.Aile Mahkemesi’nde 2014/193 Esas sayılı dosya ile katkı payı alacağı davası açıldığını,davacı lehine herhangi bir katkı payı düşüp düşmeyeceğinin veya tahsil edilip edilmeyeceğinin belli olmadığını,davacının herhangi bir geliri ve sosyal güvencesi olmadığını belirterek davacı lehine aylık 600 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yoksulluk nafakasının boşanma davasına bağlı bir talep olup, MK. nun 174 ve 175 maddelerine istinaden boşanma davası ile birlikte derdest davada tedbir nafakası talep ederken boşanmadan sonra yoksulluğa düşeceğinin anlaşılması halinde bağlanacak tedbir nafakasının yoksulluk nafakası olarak devamının istenebileceğini, tarafların Kırıkkale 1.Aile Mahkemesi Hakimliği’nin 03.02.2014 tarihli ve 2013/453 E. -2014/49 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, ilgili dava dilekçesi ve duruşma zaptı incelendiğinde davalının verdiği cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanında yoksulluk nafakası talebinde bulunmadığını, bu nedenle de mahkemece 280 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, mahkeme kararının 4. maddesinde yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat istemi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulduğunu, dolayısıyla ortada kesin hüküm bulunduğunu, bundan sonra yoksulluk nafakası talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalının SGK’dan emekli olup, bu emekli maaşı dışında başka geliri olmadığını, kendi ihtiyaçlarını zor karşıladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, dava tarihi olan 29.04.2014 tarihinden itibaren aylık 175 TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Mahkemece oluşturulan hükümde davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen yargılama giderleri yönünden red ve kabul oranına göre değerlendirme yapılmamıştır.
Ancak, bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1086 sayılı HUMK. 438/7, C.2 hükmü (6100 sayılı HMK’nun 370/2 maddesi) anlamında “Hakimin takdir yetkisi kapsamında” kalmadığından hükmün 3 .fıkrasındaki “…davalıdan alınarak davacıya verilmesine…” ifadelerinin hükümden çıkarılarak yerine “…davanın red ve kabul oranına göre 41,2 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına…” ifadelerinin yazılması suretiyle ve hükmün 4.fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine “Davalı tarafça yapılan 1 tebligat gideri 9,00TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre, 3 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geriye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına…” ifadelerinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.