Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/3527 E. 2016/5834 K. 14.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3527
KARAR NO : 2016/5834
KARAR TARİHİ : 14.04.2016

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde ; Davalının oğlu …’ın 0 541 833 93 01 numaralı hattı aldığını ancak borcunu ödemeden 20/08/2008 tarihinde vefat ettiğini, …’ın yasal mirasçısı olan ve kendisi tarafından miras reddedilmeyen … aleyhine… 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/2962 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak takip borçlunun itirazı ile durdurulduğunu, davalı ölen …’ın yasal mirasçısı olduğunu, ve tüm borçlarından sorumlu olduğunu beyanla davalının haksız itirazların kaldırılmasını ve borçlunun haksız itirazı sebebiyle %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; “… miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğu durumlarda mirasın reddedilmiş sayılacağı, dosyada yapılan inceleme sonucunda ve alınan bilirkişi raporuna göre de, mirasın borca batık olduğu, murisin 20/08/2008 tarihinde vefatından önce icra dosyalarından dolayı borcunun 76.808,77 TL olup, mal varlığının ise… 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin de 2008/65 tereke dosyasında da anlaşılacağı üzere 24.128,76 TL olduğu, borçlarını karşılayamayacak durumda olduğu, dolayısıyla miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli olup bunu da davalı taraf defi olarak ileri sürdüğünden…”davanın reddine karar verilmiş ; sözkonusu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir .
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Uyuşmazlık davalı murisinin telefon abonelik sözleşmesinden doğan borcundan dolayı yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bilirkişi 17/04/2014 tarihli raporunda; davacı tarafın muris…’dan alacağının olduğunu, ancak 20/08/2008 tarihinde vefatı üzerine annesi olan davalı hakkında takip yapıldığını, icra dosyalarını da inceleyerek murisin mal varlığının ölüm tarihi olan 20/08/2008 tarihinden önce 24.128,76 TL borçlarının ise 76.808,77 TL olduğu, borçlarını karşılayamayacak durumda olup, borca batık olduğu, pasif toplamının aktif toplamından 52.680,01 TL fazla olduğunu bildirir raporunu ibraz etmiştir.
Somut olayda; davalının oğlu olan müteveffa…’ın … numaralı hattı nedeniyle davacıya borcu bulunduğundan… 1.İcra Müdürlüğünün 2011/2962 esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiği, davalı tarafından itiraz üzerine durduğu ve davacı tarafından itirazın iptali için dava açıldığı, davalı tarafında terekenin borca batık olduğunu bu nedenle borçlu olmadığını ileri sürdüğü görülmüştür
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605. maddesinin 2. fıkrasında “ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.04.2008 tarih, 2008/332 Esas ve 2008/336 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605.maddesi “B.Ret; I.Ret beyanı; 1.Ret hakkı” başlığı ile düzenlenmiştir. Birinci fıkrası “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” hükmünü içermektedir. Kayıtsız, şartsız red (hakiki red) olup, bu davada uygulama dışındadır. İkinci fıkrası “Ölümü halinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmünü amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Bir çok yargı kararlarında ve ilmi görüşlerde bu red, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması, ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği (TMK.m.599)yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla, ya da Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır.
TMK md.610/2 Hükmü Uyarınca ;
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Borçlu…’ın 20.08.2008 de vefat ettiği; Davalının bu süreçte miras hissesi nispetinde ölen borçlu oğlu…’a ait emekli ikramiyesinin 1/2 hissesini aldığı bu itibarla davalı yönünden hükmi reddin sözkonusu olmayacağı nazara alınarak; davanın esasına girilmek suretiyle davacının talep etmekte haklı olduğu alacak miktarının tespiti ve sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken; davalı yönünden hükmi red koşullarının gerçekleştiğinden bahisle davanın reddi yönünde karar alınması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.