Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/3794 E. 2015/11692 K. 24.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3794
KARAR NO : 2015/11692
KARAR TARİHİ : 24.06.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/11/2014
NUMARASI : 2013/570-2014/738

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesi ile; tarafların Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/1081 esas, 2002/1172 karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, halen davalıya aylık 700 TL yoksulluk nafakası ödediğini, Şişli 1. Aile Mahkemesi’nin 2009/468 esas sayılı davasında yoksulluk nafakasının arttırılması talebinde bulunduğunu, mahkemenin 400 TL olan nafakayı 700 TL’ çıkarttığını, bu kararın 05/06/2013 tarihinde kesinleştiğini, mahkemenin yoksulluk nafakasına ilişkin kararından bu yana durumun değiştiğini, davacının emekli olduğunu, gelirinin azaldığını, davalının yoksulluğunun ise ek gelirlere ve müşterek çocukların giderlerine katılmaması nedeniyle son bulduğunu bu nedenle TMK’nın 331. maddesi gereğince nafakanın kaldırılmasını talep ettiklerini, davacının emekli maaşı dışında bir geliri olmadığını, yeni eşiyle birlikte oturduğu aile konutu niteliğindeki evi dışında mal varlığı bulunmadığını, çocukların velayetinin karşı tarafa verilmesine rağmen müşterek çocuklardan Ilgın’ın müvekkilinin yanında kalmaya başladığını, davacının hem Ilgın’a baktığını, hem tüm ihtiyaçlarını karşıladığını ayrıca davalıyla birlikte yaşayan Irmak için aylık 650 TL iştirak nafakası ödediğini, davacının yeni eşinin çalışmadığını, davalının emekli maaşı aldığını, davacının yarı hissesi kendisine, yarı hissesi de davalı adına kayıtlı olan Beylikdüzü’ndeki dairenin davacıya ait olan payını davalıya devrettiğini, davalının bu taşınmazdan 1.000 TL kira geliri elde ettiğini, davalının babasından miras kalan dairede ikamet ettiğini, kira ödemediğini ileri sürerek, bu durumda davalının en az davacı kadar gelir elde ettiğini, davacıyla birlikte yaşayan çocuğu için hiçbir katkıda bulunmadığını, buna karşın müşterek çocukların geçimini davacının sağladığını, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu bildirerek davalı için hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde ve davanın ilerleyen aşamalarındaki beyanlarında; tarafların Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde boşandıklarını, daha sonra Şişli 1. Aile Mahkemesi’nde açılan dava sonunda davalı için takdir edilen 400 TL yoksulluk nafakasının aylık 700 TL olarak arttırıldığını, nafaka arttırılmasından önce de takdir edilmiş bir nafaka bulunmasına karşın davacının ekonomik durumu iddia edildiği gibi yoksullaşmadan önce dahi bu nafakaları düzenli bir şekilde ödemediğini, kendisini mağduriyet içinde bıraktığını, bu mağduriyeti yaşayan davalının o dönemler hem kendisinin hem de kızı Irmak’ın geçimini sağlamak için ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını, nafaka alacaklarını tahsil etmek için Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü’nde takip başlattığını, ilgili dosyanın incelenmesinde nafakanın uzun bir süre ödenmediğinin anlaşılacağını, davacının emekli olmadan önce A…Restaurant İşletmeleri Ltd. Şti.’nde üst pozisyonda bir görevde çalıştığını, oradan hiç azımsanmayacak miktarda maaş aldığını, bu pozisyondan emekli olan birinin emekli maaşının da yüksek seviyede olması gerekeceğini, Ilgın’ın velayetinin babasında olmasına ve babasının yüksek standartlarda bir hayat yaşamasına rağmen oğlu için aynı ilgiyi göstermediğini, çocuğun babasıyla birlikte kaldığı evde maddi ve manevi olarak rahat ve huzurlu bir yaşam süremediği için bazen annesinde, bazen teyzelerinde, bazen arkadaşlarında kalarak düzensiz bir hayat yaşamak zorunda kaldığını, maddi anlamda desteğe ihtiyaç duyduğunda annesinden istediğini, davalının geçmiş dönemlerde nafakaların düzenli ödenmemesinden kaynaklanan maddi sıkıntılar nedeniyle bankalardan kredi çektiğini, aldığı emekli maaşının bir bölümünün bu banka kredileri için kesintiye uğradığını, davalının Beylikdüzü’nde bulunan dairesinin kirasının kiracı tarafından düzenli bir şekilde ödenmediğini, bu yüzden davalının, kiracısı hakkında icra takibi başlattığını ayrıca kira almakta olup, kira bedelinin 1.000 TL olmayıp 650 TL olduğunu, söz konusu evin tapusu ile ilgili problemler ve kiracının ödemediği aidatlar nedeniyle davalının bahsedilen evden gelir elde edemediğini, daha çok ev nedeniyle gideri olduğunu, davalının babasından miras olarak kalan evde 4 kardeşinin muvafakati ile kaldığını, evin eski ve bakımsız olmasına rağmen davalının evi yaptıramadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; TMK 176. maddesi gereğince davacının yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin reddine, davalı için takdir edilen nafaka miktarının dava tarihinden itibaren aylık 400 TL’ye indirilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Türk Medeni Kanununun 176/3.maddesinde yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılacağı, 176/4.maddesinde ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması yada azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddede yoksulluğun hukuksal kavramı tanımlanmamış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656 E.-688 K.sayılı kararında yeme, giyinme, barınma, sağlık ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edileceği belirtilmiştir.
Yine; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında “asgari ücretle çalışılmakta bulunulması” yoksulluk nafakası bağlanmasını imkansız kılan bir olgu olarak kabul edilmediği gibi, yoksulluğu ortadan kaldıracak bir gelir seviyesi olarak kabul edilmemektedir (HGK 07.10.1998 gün 1998/2-656 G.688 K., HGK 28.02.2007 gün ve 2007/3-84 E.-95 K.sayılı kararları). Bunun yanı sıra eşlerin boşanması halinde maddi anlamda daha zayıf olan eşin en azından boşanma öncesi refah düzeyinde yaşam standartlarına yakın düzeyde bir hayat yakalayabilmesi için onun lehine mahkeme tarafından uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, davalının emekli olduğu, 1.310 TL emekli maaşı aldığı, kirada bir dairesinin olduğu, davacının ise … firmasında personel şefi olarak çalıştığı, Haziran 2013 tarihinde emekli olduğu, son aylık ücretinin brüt 11.183 TL olduğu, kıdem tazminatı olarak net 61.236,47 TL aldığı, davalı tarafından sunulan tanıtım broşürlerinde davacının özellikle ABD’ye yönelik gayrimenkul yatırım danışmanlığı yaptığının iddia edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı her ne kadar 2013 yılında emekli olmuş ise de; davacının iş tecrübesi, eğitimi ve dosya kapsamına göre geliri dikkate alındığında, nafaka yükümlüsü olan davacının gelirinde yoksulluk nafakasını azaltacak veya ortadan kaldıracak derecede bir düşmenin olmadığı, davalının ise yoksulluğunun azaldığı veya ortadan kalktığına dair nafaka miktarının azaltılması şartlarının oluştuğu tespit edilmemiştir. Bu sebeple davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.