YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3968
KARAR NO : 2015/11297
KARAR TARİHİ : 17.06.2015
MAHKEMESİ : ELAZIĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2015
NUMARASI : 2014/659-2015/22
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan Elazığ S… Mahallesi … parselde kayıtlı taşınmazın ….kat… nolu dairesinin 15.07.2006 tarihli harici satış sözleşmesi ile 40.000,00 TL’ye satın aldığını ve bedelin ödendiğini, yine taraflardan birinin edimini yerine getirmediği takdirde 20.000,00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı halde davalının bu yerin tapusunu vermediğini, bunun üzerine davalı aleyhine asıl alacak, cezai şart ve faiz toplamı üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davaya konu edilen dairenin satışı konusunda anlaşan müvekkilinin söz konusu senedi imzalayarak 40.000,00 TL aldığını ve daireyi davacıya teslim ettiğini, yapılan anlaşmaya göre imar görmemiş bu parselin imara açılmasından sonra kat irtifak veya mülkiyet kurularak tapu devrinin yapılmasının kararlaştırıldığını, belediyece yapılan şuyulandırma sonrası taşınmazın % 40 kısmının Maliye Hazinesine geçtiğini, bundan dolayı paydaşın rızası olmadan kat irtifakı kurulamadığını, müvekkili tarafından hukuki imkânsızlık nedeniyle tapunun verilemediğini, davacının da bunu bildiğini, 6 yıldır bu dairede oturduğunu, icra takibi yapmasının müvekkilinden daha fazla para almak amaçlı olduğunu, söz konusu harici satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu, bu nedenle 40.000 TL bedel dışında cezai şart ve faiz talep edilemeyeceğini, söz konusu bedel yönünden temerrüt gerçekleşmediği için faiz de istenemeyeceğini, iade hakkını talepte gecikerek zararını arttıran davacıya ayrı bir miktar paranın ödenmesini kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; ”davanın kısmen kabulü ile takip dosyasında asıl alacağın 40.000,00 TL kısmı yönünden itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına; asıl alacakta fazla miktar ile işlemiş faize yönelik itirazın iptali isteminin reddine, inkar tazminatı isteminin reddine,” yönelik olarak verilen 24.09.2013 günlü ve 2012/87 E. 2013/508 K. sayılı hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 29.04.2014 günlü ve 2014/396 E. 2014/6529 K. sayılı ilamı ile;
”Cezai şart istemi yönünden; cezai şart, asıl borca ilişkin fer’i bir hak olup sözleşme geçersiz olduğu için kararlaştırılan ceza koşulunun da geçersiz sayılmasında ve bu kısma ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının, bu yöne ilişkin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, dayanılan 15.07.2006 tarihli harici satım sözleşmesi resmi biçimde yapılmadığından MK’nun 634.maddesi, TMK’nun 706.maddesi, BK.nun 213.maddesi ve Tapulama Kanununun 26.maddesi uyarınca geçersizdir. O nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflara hak ve borç doğurmadığından taraflar geçersiz sözleşme uyarınca verdiklerini karşı taraftan isteyebilirler.
Ancak, ülkemizde yaşanan enflasyonun uzun yıllardan beri yüksek oranda seyretmesi nedeniyle paranın değer kaybı, bununla ters orantılı olarak devamlı düşmekte olduğundan paranın verildiği tarihteki alım gücü ile iade tarihindeki alım gücü çok farklı ve adaleti denkleştirmeyecek oranda azdır. Bu nedenle, hukuken geçersiz sözleşmeler sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca tasviye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir. Ancak, burada denkleştirme yapılırken iade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihe göre iade kapsamı belirlenmelidir.
Satım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı bedel belirlenirken ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, işçi ücretlerindeki artış ve döviz kurlarındaki artış ortalamaları gözönünde tutulmalıdır.
Kural bu olmakla birlikte, davacı takip talebinde asıl alacak ve işlemiş faizi ile asıl alacağa uygulanacak yasal oranda faiz talebinde bulunmuştur. Bu durum, davacının satım bedelinin iade tarihindeki karşılığı belirlenir iken taleple bağlılık ilkesinin gözönünde bulundurulmasını gerektirir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince satım sözleşmesinde belirlenen ve ödenen 40 000,00 TL olan ödeme tutarının dava tarihi itibariyle, bilirkişi marifetiyle denkleştirici adalet ilkesinin uyarlanması ve ortaya çıkacak miktara (taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek) hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda, mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve icra takibinin asıl alacak ve faizler kapsamında 73.975 TL dahilinde devamına, bu kapsamdaki itirazın iptaline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin bütün, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava konusu icra takibi incelendiğinde; dava konusu satım bedeli 40.000 TL ve 20.000 TL cezai şart olmak üzere 60.000 TL asıl alacak ve 58.612,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 118.612,33 TL üzerinden takip yapıldığı anlaşılmaktadır.
HMK’nun 26. maddesi gereğince,Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Bozma ilamı sonrasında mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu harici satım sözleşmesi gereği ödenen 40.000 TL’nin dava tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek yapılan hesaplamada dava tarihi itibariyle 73.795 TL’ye ulaştığı, 40.000 TL’nin takip tarihinde yasal faizi ile birlikte ulaştığı bedelin ise 60,580 TL olduğu hesaplanmıştır.
O halde; mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda taleple bağlılık ilkesi gözetilerek, icra takibine vaki itirazın 40.000 TL asıl alacak ve 20.580 TL işlemiş faiz olmak üzere 60.580 TL yönünden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının üçüncü bendinde yer alan ”…73.795 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine ”…60.580 TL” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.