Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/4359 E. 2015/8245 K. 11.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4359
KARAR NO : 2015/8245
KARAR TARİHİ : 11.05.2015

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2013/131-2013/709

Taraflar arasındaki boşanma-tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; şiddetli geçimsizlik nedeni ile, tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile de, davasını tamamen ıslah ederek tedbir nafakası davasına dönüştürmüş ve davalının, davacıya aylık 1.250.00 TL tedbir nafakası ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalının, davacıya aylık 300.00 TL nafaka ödemesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, ayrı yaşamda haklılık iddiasına dayalı olarak açılmış, tedbir nafakası istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 197.maddesinde; ayrı yaşamada haklı olan eşin, diğer eşten tedbir nafakası isteyebileceği düzenlenmiştir. Aynı yasanın 186/3.maddesinde de; eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıklarıyla katılacakları hükme bağlanmıştır.
Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği davalı birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Zira; evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler mevcuttur. Buna göre evlilik birliğinin ortak giderleri olan kira, elektrik, yakıt, su ve benzeri giderlere davalı eş katılmak zorundadır.
Diğer taraftan hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının ev hanımı olduğu,geçimini çocuklarının yardımı ile sağladığı; davalının ise, köy muhtarı olduğu, minibüs ile taşımacılık işi yaptığı, 800.00 TL emekli maaşı aldığı, taşıma işinden ayda 1.000.00 TL kazandığı, evi, tarlası ve aracı olduğu anlaşılmıştır.
./..
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine ve günün ekonomik koşullarına göre, mahkemece takdir edilen nafaka miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır.
Öyle ise, mahkemece; anılan ilkeler gözetilerek, TMK.nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak; davacı lehine, daha uygun bir miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekmektedir. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi de isabetli bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.