Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/4366 E. 2015/8416 K. 12.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4366
KARAR NO : 2015/8416
KARAR TARİHİ : 12.05.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 14. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/02/2014
NUMARASI : 2013/333-2014/98

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, tarafların boşandıklarını, davalı için aylık 250 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, davalının 08.01.2003 tarihinde meydana gelen Diyarbakır Uçak kazasında THY’de hostes olarak görev yapan kızı Devlet’ten vefatı nedeni ile maaş aldığını, kendi evinde oturduğunu, davacının SSK emeklisi olduğunu, maaşının 1/4’ünün nafaka alacağı sebebi ile kesildiğini, bu nedenle yoksul olduğunu belirterek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili savunmasında; davalının kızından aldığı maaşın günümüz koşullarında kendisini yoksulluktan kurtaracak nitelikte olmadığını, davalının geçim sıkıntısı çektiğini, boşanma davasında, davacının ağır derecede kusurlu bulunduğunu, davacının ticaretle uğraştığını, başka gelirinin bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tarafların boşandıkları, davalı için aylık 250 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, tarafların boşanmalarından önce müşterek çocukları Devlet’in vefat ettiği, çalışan birisi olması nedeni ile boşanma tarihi itibarı ile Devlet’ten annesine maaş bağlanacağının belli olduğu, buna rağmen mahkemece davalı için yoksulluk nafakasına hükmedildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği, takdir olunan yoksulluk nafakasının davacının ekonomik durumunu bozacak, davalının da haksız ve hakkaniyete aykırı kazanç elde edecek düzeyde olmadığı, boşandıkları tarih itibarı ile davacının emekli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
TMK’nın 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
./..
Davacı; yukarıdaki yasa hükmü gereğince; davalının yoksulluğunun zail olduğu iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve1998/ 2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (HGK.07.10.1998 gün, 1998/2–656 E, 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2–1158–1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2–397–339 sayılı kararları). Bu durumda ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının aylık 1080 TL emekli maaşının olduğu, kardeşi ile birlikte oturduğu ve 750 TL kira parasını ortak ödedidikleri ; davalının ise ölen babasından ve ölen kızından toplam 1300 TL emekli maaşı aldığı, kendisinin ise ev hanımı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ile davalının aldıkları toplam maaşlar itibariyle birbirlerine yakın konumda olmaları,”…çoğun içinde azı da vardır.. “kuralı gereğince , nafakanın indirilmesi için, sebep olabilir.
O halde, mahkemece , tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, TMK’nın 4.maddesinde vurgulan hakkaniyet ilkesi gereğince, nafakanın kaldırılması ya da indirilmesi konusunun yeniden değerlendirilerek, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.