Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/4387 E. 2015/11283 K. 17.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4387
KARAR NO : 2015/11283
KARAR TARİHİ : 17.06.2015

MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/11/2012
NUMARASI : 2005/414-2012/581

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili F.. Ç.. ile davalının kardeş olduklarını ve babaları muris İ… T…’in mirasçıları olduklarını, Kayseri ili K… ilçesi Ç… Köyünde yapılan ve 23/11/2001 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmasında muris İ… T…zilyetliğinde olan ve terekeye dahil bulunması gerekli taşınmazların davalı tarafından sadece kendi adına tespit ettirildiğini ve tapulanmasının da davalı adına yapıldığını, aslında mirasçı sıfatı ile bu taşınmazlardaki davalı hissesinin 1/3 olduğunu, bu nedenle söz konusu taşınmazlardaki müvekkilinin mülkiyetinin tespiti ile taşınmazların kamulaştırma bedeli olan ve ETBK tarafından davalıya ödenen 50.201,71 TL den müvekkili hissesine düşen 16.733,90 TL nin davalıya ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, davacı F.. Ç.. yargılama sırasında 16/01/2008 tarihinde ölmüş, davacı vekili tarafından murisin mirasçılarının vekaletleri dosya ibraz edilmiş yargılamaya devam olunmuş, davacılar vekili 29/11/2011 tarihli duruşmada dava konusu taşınmazların mülkiyetinin tüm mirasçılara ait olduğunun tespiti ile kamulaştırma bedelinden müvekkilleri hissesine düşen 16.733,90 TL nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı dilekçesinde ; murisin ölümünden sonra 40 yıldır dava konusu taşınmazların zilyetliğinde olduğunu, davacının bu zamana kadar hak iddia etmediğini, yerlerin değer kazanması ve kamulaştırılması sonrasında hak iddia ettiğini, kimsenin hakkına tecavüz etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; ”…davalı tarafın taksim iddiasını her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delillerle ispatlayamadığı kanaatine varılarak davaya konu taşınmazların taksim edilmediği sonucuna ulaşılmış, dolayısıyla davalıya ödenen kamulaştırma bedelinin 1/3 ünün davacılar murisine ait olması gerektiği kanaatine varılmış, ödenen bedelin 1/3 ü olan 16.733,89 TL nin davacılar murisine ait olduğu” gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 16.733,89 TL den 9.675,05 TL sinin 08/01/2004 ödeme tarihinden 7.056,84 TL sinin ise 25/11/2004 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte olmak üzere davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.(BK.m.101/1, TBK.m.117/1)
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Somut olayda, davacı taraf dava tarihinden evvel, davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtar ya da dava yolu ile iade talebinde bulunmamıştır. Buna göre temerrüt olgusu dava tarihinden önce gerçekleşmemiş olup, faize dava tarihinden itibaren karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ödeme tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.