Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/5468 E. 2016/5087 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5468
KARAR NO : 2016/5087
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı şirket vekili dilekçesi ile; davalıların murisi…’ın müvekkili kuruma olan elektrik borcunun tahsili için icra takibi yapıldığını, davalı tarafın haksız olarak takibe itiraz ettiğini, sayacın kapatılması için kuruma herhangi bir başvurunun olmadığını belirterek,….İcra Müdürlüğü’nün 2012/7804 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; bahse konu yerin sitenin ortak alanı olduğunu, apartman yönetiminin onayıyla 3. kişilerin ticari faaliyette bulunduğunu, murisin 1996 yılında vefat ettiğini, murise ait borç bulunmadığını, borcun murisin ölümünden sonra doğduğunu belirterek, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece; davalıların murisi…’ın 28/10/1996 tarihinde öldüğü, murisin ölümüyle aboneliğin sonlandığı, ortak alanla ilgili elektrik giderinden dolayı 1996 yılında ölmesi nedeniyle murisin ve burada kalmadıklarından mirasçılarının sorumlu olamayacakları, aboneliğin site yönetimi adına oluşturulmamasından kaynaklı murisin ve mirasçılarının sorumlu tutulamayacağı, vergi dairesi kayıtlarıyla da 2007 – 2009 yılları arasında davaya konu aboneliğin yapıldığı, havuzun işletmecisinin… olduğu, 2009-2010 yıllarında ise işleticinin vergi kaydının bulunmadığı, apartman yönetiminden havuzu kiralayanların belirlenebileceği, gerçek kullanıcının kiralayanlar olarak belirlenip sorumlu tutulacağı, aksi halde apartman yönetiminin borçtan sorumlu tutulabileceği, 1990 yılındaki abonelik kaydı nedeniyle abonenin 1996 yılında ölmesine rağmen mirasçıların sorumlu tutulmalarının uygun olmadığı, davacı şirketin üzerine düşeni yerine getirmediği, aboneliği yenilemediği, abonenin hayatta olup olmadığını belirlemediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elektrik aboneliğine ilişkin fatura bedeline dayalı tahakkuk bakımından itirazın iptali istemine ilişkindir.
Elektrik sözleşmesini imzalayan ve daha sonra aboneliğini iptal ettirmeyen abone, tesisatta kullanılan elektrik bakımından elektrik dağıtım şirketine karşı sözleşme gereği sorumlu olduğu gibi, abonenin ölümünden sonra murise ait aboneliği sonlandırmayan veya mirası reddetmemiş olan mirasçılar da murise ait aboneliğe ilişkin fatura borçlarından sorumludur. Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan mirasçılar abonelik sözleşmesi iptal edilmediği sürece, fiili kullanıcı ile beraber elektrik dağıtım şirketine karşı kullanım bedelinden dolayı sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur. (7.HD. 04.03.2013 tarihli 2012/6639 E-2013/1969 K.sayılı ilamı, 13.HD 07.05.2007 tarihli 2007/2824 E-2007/6268 K.sayılı ilamı)
Hal böyle olunca, murisin veya mirasçıların aboneliği iptal ettirmeden aboneliğe ilişkin tesisatın kullanılmasını sağladıklarının belirlenmesi halinde, abonelik gereği abone mirasçılarının sorumluluğunun devam ettiğinin kabulü gerekir.
Mahkemece, davalıların söz konusu abonelik nedeniyle müteselsilen sorumlu oldukları kabulü ile sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.