Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/652 E. 2015/9174 K. 21.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/652
KARAR NO : 2015/9174
KARAR TARİHİ : 21.05.2015

MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2014
NUMARASI : 2014/367-2014/767

Taraflar arasındaki nafakanın kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, 16.05.2014 tarihli dilekçesinde; tarafların 15.01.2013 tarihli kararla boşandıklarını, boşanma yargılaması esnasında çalışmadığı işsiz olduğu halde 400 TL yoksulluk nafakasının hükmedildiğini, halen ailesinin yardımıyla geçindiğini davalıya ise babasının ölümü nedeniyle maaş bağlandığı ve halen oturduğu baba evinde hissedar olduğunu belirterek yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; bağlanan 500 TL maaşın yoksulluğu ortadan kaldırmayacağını, mahkemece verilen karara rağmen nafakanın ödemediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; tarafların boşandıkları tarihteki ekonomik ve sosyal durumlarında bir değişiklik olmasa da, davalının karar kesinleştikten sonra babasından maaş aldığı, davacının da herhangibir geliri bulunmadığı, hakkaniyet ilkesi de göz önüne alınarak nafakanın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.
TMK’nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Davacı; yukarıdaki yasa hükmü gereğince; davalının yoksulluğunun zail olduğu iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.
./..
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (HGK.07.10.1998 gün, 1998/2–656 E, 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2–1158–1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2–397–339 sayılı kararları). Bu durumda, ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, davalıya 01.05.2013 tarihinden itibaren 487 TL yetim aylığı bağlandığı, davacının yargılamada; “iş makinesi operatörü olduğu, geçmişte yüksek tabanlı sigortasının ödendiği, emekliliğine 2 yıl kaldığı, ancak asgari ücretle iş bulabildiği, bu kez de emekli aylığının düşeceği, firmalara müracaat ettiği, ancak iş bulamadığını” beyan ettiği anlaşlmaktadır.
Nafaka alacaklısı kadının 400 TL nafaka ve aldığı yetim maaşı ile yukarıda belirtilen harcamaları karşılaması beklenemez. Başka bir anlatımla, davacının eline geçen toplam gelir onu yoksullukta kurtaracak mahiyette değildir. Davacının yargılamadaki beyanları, nafakaya hükmedildiği tarihte de çalışmış olması ve davalıya bağlanan yetim maaşı birlikte değerlendirildiğinde ise, nafakanın kaldırılmasına değil azaltılmasına etki edecek olgulardır.
O halde mehkemece yapılacak iş; tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilip nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alanarak, TMK’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi gereğince, nafakanın uygun bir miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme ile yoksulluk nafakasının tümden kaldırılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozulmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.