Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/7008 E. 2016/5068 K. 04.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7008
KARAR NO : 2016/5068
KARAR TARİHİ : 04.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … şirketi tarafından 23/06/2011 tarihli faturada borç çıkarıldığını, 26/5/2011 tarihli Sayaç ve Ölçü Trafoları Mühürleme Formunda tespit edilen ilk endeks tutarlarına ve geçici kabul tutanağına göre borcun hastaneye ait olmadığının tespit edildiğini, söz konusu borcun… Devlet Hastanesi Binasının yapımını üstlenen yüklenici firmanın tüketim bedeline ilişkin olduğunu, hastanenin elektrik kullanımından kaynaklanan böyle bir borcun olmadığını belirterek; davalıya 82.809,30 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından aboneliğin kapatılmasına ilişkin gerekli işlemlerin yapılmadığını, davacı tarafın iddialarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu borçtan dolayı abone davalının sorumluluğunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu binaya ilişkin 21/01/2011 tarihinde geçici kabul ve aboneliğin 25/05/2011 tarihinde yapıldığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; davalı … şirketi tarafından tahakkuk ettirilen 2011/6 dönemine ilişkin 23/06/2011 son ödeme tarihli 82.809,30 TL miktarındaki fatura nedeniyle davacı kurumun borçlu olup olmadığına ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde;.. Devlet Hastanesi binasının yapımı için dava dışı yüklenici şirketle sözleşme yapıldığı, 21/01/2011 tarihinde geçici kabul tutanağı düzenlendiği, taraflar arasında 25/05/2011 tarihinde aboneliğin başladığı, Hastane Baştabipliği tarafından İl Sağlık Müdürlüğüne ve Belediye Başkanlığına yazılan yazılarda ayrı ayrı hastanenin 24/05/2011 ve 26/05/2011 tarihinde hizmete açıldığının bildirildiği, temyiz dilekçesinde ki Sayaç ve Ölçü Trafoları Mühürleme Formuna göre tarihin 07/06/2011 olarak düzenlenip paraf atılarak 26/05/2011 tarihi olarak değiştirildiği, tüketim ekstresine göre ilk ve son okuma tarihinin 07/06/2011 olduğu, ilk endeksin “0” , son endeksin mühürleme formuna uygun olarak “41,55” olarak gösterildiği görülmektedir.
Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda; Sayaç ve Ölçü Trafoları Mühürleme Formunun 26/05/2011 tarihinde tanzim edilmesi halinde 25/05/2011 tarihinde abonelik yapıldığına göre tüketimler incelendiğinde tahakkuk eden borcun davacı kuruma ait olmayacağı, formdaki endeksin 07/06/2011 tarihinde alındığı kabul edildiği takdirde ise tahakkuk tutarının davacıya ait olacağı belirlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
O halde; mahkemece yukarıda açıklanan durumlar karşısında, davacı tarafın resmi kurum olduğu da dikkate alınarak aboneliğin 25/05/2011 tarihinde yapıldığı belirlenmekle davacının dava konusu yere daha önce taşınıp taşınmadığının ve fiili kullanıcı olup olmadığının tespit edilmesiyle birlikte konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan, davacının itirazlarını da karşılayacak şekilde, hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınması suretiyle belirlenmeli ve ulaşılacak sonuç dairesinde bir hüküm tesis edilmesi gerekirken; eksik inceleme ve araştırma sonucu, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.