YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7151
KARAR NO : 2015/15135
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
MAHKEMESİ : GÖLCÜK AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/09/2014
NUMARASI : 2014/225-2014/278
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 05.09.2009 tarihinde kesinleşen mahkeme ilamı ile boşandıklarını, boşanma davasında müşterek çocuk lehine aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini; ancak, aradan geçen zaman içerisinde çocuğun ihtiyaçlarının arttığını ve hükmedilen nafakanın yetersiz kaldığını ileri sürerek; iştirak nafakasının aylık 500 TL’ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; talep edilen nafaka miktarının fahiş olduğunu, yeniden evlendiğini ve iki çocuğu daha bulunduğunu, davacının da müşterek çocuğun ihtiyaçlarına katkı sağlamakla yükümlü olduğunu belirterek; mevcut nafakanın ancak, ÜFE oranında artırılmasına ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumunda nafakanın artırımını gerektirir önemli bir değişiklik ve davalının gelirinde de büyük bir artış olmadığı; ayrıca, davalının yeniden bir evlilik yaptığı ve iki çocuğu daha bulunduğu, maaşından kalan miktar ile yaşamını zorlukla idame ettirebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir.
TMK’nun 331.maddesi uyarınca da; Durumun değişmesi halinde hakim, nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir.
Söz konusu hüküm gereğince; nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerekli olmayıp, tarafların gelirlerinde veya küçüklerin ihtiyaçlarında artış olması halinde her zaman artırım istemi ile dava açılabilir.
Somut olayda tarafların, 05.09.2009 tarihinde kesinleşen karar ile boşandıkları ve bu karar ile hükmedilen iştirak nafakasının üzerinden yaklaşık 3,5 yıllık bir süre geçtiği anlaşılmaktadır. Tarafların sosyal ekonomik durum araştırmasından ise, davacı ve davalının ……… Kuvvetleri’nde sivil memur olarak görev yaptıkları, davacının maaşının aylık 2100 TL, davalının maaşının ise aylık 2400 TL olduğu ayrıca davalının yeniden evlendiği ve iki çocuğu daha bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu itibarla önceki nafaka takdiri ile bu dava arasındaki geçen yaklaşık 3,5 yıllık süre içerisinde küçüğün ihtiyacında artış olduğu, paranın satın alma gücünün nispi de olsa azaldığı ve çocuğun artan ihtiyaçları karşısında tarafların sosyal ekonomik durumlarına göre mevcut nafakanın düşük kaldığı bir gerçektir.
O halde mahkemece; tarafların ekonomik durumları, müşterek çocuğun ihtiyaçları ve paranın satın alma gücü birlikte değerlendirilerek iştirak nafakasının hakkaniyete uygun bir miktarda artırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.