Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/758 E. 2015/20005 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/758
KARAR NO : 2015/20005
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının …’de … nolu elektrik abonesi olduğunu, 10/02/2009 tarihinde kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesiyle 4.863 TL davacıya ceza tahakkuk ettirildiğini, herhangi bir şekilde kaçak elektrik kullanımının söz konusu olmadığını, borçların düzenli olarak ödendiğini beyanla, davacının borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan tahakkukun usule uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde; davacı hakkında “Elektrik Hırsızlığı Suçundan “ceza mahkemesince verilen kesinleşmiş beraat kararı verildiğini ; davacının 39730 abone numaralı sayacı için 10.02.2009 tarihinde FEDAŞ yetkilileri tarafından kaçak usulsüz elektrik tutanağı üzerine düzenlenen 4.863,00 TL lik ceza yönünden borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş, sözkonusu karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde; “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” denilmektedir. Aynı düzenleme yeni Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde de “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel şekilde düzenlenmiştir.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Somut olaya gelince, yapılan periyodik kontrolde abonenin sayacının harcanan enerjiyi ölçmediği ve sayacın klemens kapağının mühürsüz olduğu ; söz konusu rapor sonucuna göre abone davacıya kaçak kullanım tutanağı düzenlenmiştir.
… Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/586 Esas 2010/224 Karar sayılı ceza davasında, sanığın kaçak elektrik kullandığına ilişkin cezalandırılmasına yeter derecede her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından atılı suçtan sanık hakkında CMK 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiği anlaşılmıştır .
Yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında; ceza mahkemesince verilen beraat hükmünün görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığından ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının görülmekte olan dava yönünden de kesin hüküm oluşturacağından sözedilemez. Bu nedenle mahkeme hükmünün gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle dosyanın dava konusunda uzman bilirkişiye tevdiiyle , uzman bilirkişiden davalının davacı taraftan isteyebileceği bedelin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı EPDK kararı hükümlerine göre hesaplanması konusunda bilimsel, somut verilere dayalı Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınarak sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken, mahkemece eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi isabetsiz olup , bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.