Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/7698 E. 2015/16097 K. 19.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7698
KARAR NO : 2015/16097
KARAR TARİHİ : 19.10.2015

MAHKEMESİ : TURGUTLU AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2015
NUMARASI : 2014/417-2015/229

Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, dava dilekçesi ile; ortak çocuk Deniz için ödenen 75.00.TL iştirak nafakasının yetersiz olduğunu ileri sürerek; 300.00.TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, iştirak nafakasının 350.00.TL’ye yükseltilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
HMK.’nın 26.maddesinde; “Hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez” düzenlemesi yeralmaktadır.
Hakim, davacının talebi ile bağlı olup, bu talepten fazlasına karar veremez. Bunun gibi hakimin talepten başka bir şeye de hüküm vermesi yasaktır. Buna karşılık, mahkeme yapılan tahkikat sonunda gerçekleşecek duruma göre talepten noksanına hüküm verebilir.
Kural bu olmakla birlikte bu kuralın bir takım istisnaları vardır. Bunlar; kamu düzenine ilişkin haller (örneğin, babalık davası, velayetin ve şahsi münasebetin düzenlenmesi gibi); davalının, davacının davasını değiştirmesine yada genişletmesine muvafakat etmesi; tenkis davasında dava dilekçesinde gösterilen miktardan fazlasına karar verilebilmesi (26.5.1965 gün ve 1965/2-781-223 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararı); mahkemece davacının talep sonucuna zımnen dahil olan talepler hakkında da karar verebilmesi; kanunen talepten başka bir şeye hüküm verilebilmesinin caiz olduğu durumlarda (örneğin, boşanma davasında ayrılığa hükmedilebilmesi) talepten başka bir şeye hüküm verilebilmesi şeklinde sıralanabilir (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Baskı 2001, Cilt 3, Sayfa 3081 vd.).
Davacı talebinin aşılıp aşılmadığı ise öncelikle dava dilekçesi ve aşamalarda varsa ıslah dilekçelerinin kapsamıyla belirlenebilir.
Somut olayda davacı, ortak çocuk için ödenen iştirak nafakasının 300.00.TL ye yükseltilmesi talebi ile eldeki davayı açmış, mahkeme ise talebi aşar şekilde iştirak nafakasının 350.00.TL ye yükseltilmesine karar vermiştir, hüküm anılan nedenlerle isabetli bulunmamıştır.
Ayrıca, HMK.’nın 27.maddesinde; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir” düzenlemesi yeralmaktadır.
Somut olayda; davalı, mazeretini belgeleyerek duruşmaya katılamayacağını bildirir dilekçe vermiş, mahkemece davalının mazereti kabul edilmiş, duruşma gününü uyaptan öğrenmesine karar verilmiştir. Ancak, yeni duruşma günü tebliğ edilmeyen davalı son duruşmaya katılmadığı halde, yargılama sonlandırılarak hüküm oluşturulmuştur. Böylece,davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Mahkemece, eksik ve yanılgılı değerlendirme ile talebi aşacak ve savunma hakkını kısıtlayacak şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.