YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7708
KARAR NO : 2015/14930
KARAR TARİHİ : 01.10.2015
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/12/2014
NUMARASI : 2013/322-2014/622
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; idarece yapılan kontrollerde kolon sistemine ilave yapılmak suretiyle sayaçsız kaçak su kullanıldığının tespiti üzerine kaçak su tutanağı düzenlendiğini, davalı Y.. S..’nın abone, diğer davalıların fiili kullanıcı olduğunu ileri sürerek, toplam 6.334,67 TL alacağın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılardan Y.. S.. vekili cevabında; müvekilinin kaçak su kullanmadığını, taşınmazı 1994 yılında satın aldığını, 1996-2001 yıllarında burayı davalılardan Fikret’e kiraladığını, 2001-2004 yıllarında boş kaldığını, 2004 yılında diğer davalı Erdoğan’a kiraladığını, bir süre sonra da sattığını, tutanak tarihinde dükkanın boş olduğunu belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın HMK’nın 119/2.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 29.04.2013 tarih ve 2013/5452 E.-2013/6983 K.sayılı ilam ile özetle; “davalı Yusef hakkında davanın açılmamış sayılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı için bu davalı yönünden davaya devam edilmesi gerektiğini” belirterek bozulmuştur.
Dairemizin bozma ilamına uyularak mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.
İSKİ Tarifeler Yönetmeliği’nin 36.maddesinin hükmünde, abone olmaksızın İSKİ’ye ait su taşıyan borulardan veya yer altı suyu kaynaklarından herhangi bir teknik düzenle su almak kaçak su kullanma fiili olarak tanımlanmış; kullanma, süresi, ölçü sisteminin mühür altına alındığı tarih, son endeks tespit tarihi suyun kesildiği tarih, abonman sözleşmesi imza tarihi, varsa daha önce kaçak su kullandığına ait tutanağın tarihi, binaya yeni taşınılmış ise yerleşme tarihi, ana hattan bağlantı yapıldığı tarih ve bilenlerin yazılı ve imzalı beyanları ile İSKİ tarafından belirlenecek diğer tespit şekillerinde dikkate alınarak tespit edileceği, hesaplanan sürenin 90 günden fazla olması durumunda inandırıcı delil ve belgelerle ispatı ve ibrazı gerekli olduğu, bunun mümkün olmaması durumunda kaçak su kullanım süresi abone olmayanlar için, 90 gün kabul edileceği ve hesaplamaların bu süre üzerinden yapılacağı, süre tespitinde kullanım yerinin çalışma özelliği de gözönüne alınacağı ve kaçak su kullanım süresinin 1 yılı geçemeyeceği; sözleşmesiz sayaçsız kaçak su kullananlara kaçak su tutanağı düzenleneceği, kaçak su kullanan birimin türüne, niteliklerine ve çalışan kişi sayısına göre yönergede belirlenecek yeterli izleme dönemi sonucunda tespit edilecek averaj baz alınarak kaçak su cezası tahakkuk ettirileceği açıklanmıştır.
Somut olayda; 18.12.2003 tarihli kaçak su tutanağında, “kaçak su kullanıldığı belirtilen 2 nolu dükkanın sahibinin Yusef Sevilay olarak belirtildiği, tutanak sırasında boş olduğu, ancak daha önce spor salonu olarak kullanıldığı”nın belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı Yusef’in, İSKİ tarafından re’sen düzenlenen sözleşme ile 27.09.2005 tarihinde abone kaydedilmesinin Yönetmeliğe uygun olduğunun kaçak su bedelinden davalı Yusef’in sorumlu olduğu belirlenmiştir. Davaya konu tahakkuk edilen bedelin re’sen abonelik tarihinden önceye ilişkin olduğu, bu dönemde taraflar arasında sözleme ilişkisi kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı savunmasında; dava konusu taşınmazı başkalarına kiraladığını ve bir süre de boş kaldığını, kendisinin ise hiç kullanmadığını belirtmesine ve davalı savunmasını doğrulayan tanık beyanları bulunmasına rağmen, ayrıca aboneliğin tutanak tarihinden sonra gerçekleştiği ve öncesinde davalının yalnızca mülk sahibi olduğu, kaçak su kullanımının davalı tarafından gerçekleştirildiğinin de ispat edilemediği gözönünde bulundurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.