Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/8183 E. 2016/5795 K. 13.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8183
KARAR NO : 2016/5795
KARAR TARİHİ : 13.04.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin … İlçesi, … Köyü 411 parseli satın aldığını, müvekkilinin bu taşınmazı satın aldıktan sonra, taşınmazıa faydalı ve zorunlu masraflar yaparak, toprağı iş makinesi ile işlettiği ve sera yaptırdığını; davalının, bu taşınmaza… Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012//539 Esas 2013//87 Karar sayılı dosyası ile ön alım davası açtığını ve davayı kazandığını, müvekkilinin yapmış olduğu masrafların bedele yansıtılmadığını, dosyanın derdest olup temyiz aşamasında olduğunu, taşınmaza yapılan sera ve diğer masraflar yönünden davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 15.09.2014 tarihli dilekçesi ile talebini 100.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının kötüniyetli olduğunu, yapılan masrafların davalıya yarar sağlamadığını; davacının, davalının şufa hakkının varlığını ve buradaki işgalinin haksızlığını bildiğini, davalının başvurusuyla ilgili belediyenin inşaatı defaten mühürleyerek durdurduğunu, davacının kaçak inşaata vurulan mühre ve yasağa rağmen inşaata devam ettiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu taşınmaza davacı tarafından faydalı giderler yapıldığı, önalım davasının davalı lehine sonuçlandığı, davalının sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 10.000 TL’nin dava tarihinden, 61.600 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, zorunlu ve faydalı masrafların tahsiline ilişkindir.
Somut olayda; dava konusu tapuda kayıtlı… İli, … İlçesi, … Köyü, 517 ada 2 parsel (eskisi 411 parsel) sayılı taşınmazın 1920/ 2560 hissesini, davacının, 08.09.2008 tarihinde satın aldığı; davalının, 03.08.2009 tarihinde açtığı önalım davasında,… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22.03.2013 tarih 2012/539 E.-2013/87 K.sayılı ilamı ile 11.434 TL satış bedelinin ödenmesi mukabilinde davacı adına olan tapunun iptali ile davalı adına tescile karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 12.02.2014 tarihinde kesinleştiği; davacı ve davalı tanıkları tarafından dava konusu taşınmazın öncesinin çalılık olduğu, taşınmaza sera ve bu serayı sabitlemek için duvarın davacı tarafından yapıldığını beyan ettiği; davalının muhdesata muvaffakatı olmadığına ilişkin müracaatları ile Tekeli Belediye Başkanlığı tarafından 17.07.2009 ve 04.08.2009 tarihlerinde inşaat durdurma zaptı düzenlendiği; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; dava tarihi itibariyle taşınmazda yapılan tesviye ve iş makinesi kullanımının 6.000 TL, taş duvar yapımının 2.600 TL ve sera yapımının 63.000 TL masraf gerektirdiğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 729.maddesinde; “Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır” denilmektedir.
TMK’nın 722.maddesinde ise; Bir kimsenin kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanması halinde bu malzemenin arazinin bütünleyici parçası olacağı; ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesinin aşırı zarara yol açmaması halinde malzeme sahibinin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebileceği; aynı koşullar altında arazinin malikinin de rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 723.maddesi gereğince; Malzeme sökülüp alınamazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar, bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.Anılan hükümler, esas itibariyle (BK’nın 61 ve devamı maddelerinde) TBK’nın 77 ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmenin özel bir halidir.
Bu bağlamda davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesinde, 14.02.1951 tarih ve 1949/17-1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca davacının iyi niyetli olup olmadığının mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.
O halde; davacının taşınmazı 03.09.2008 tarihinde satın aldığı, 17.07.2009 tarihli belediye inşaat mühürleme işlemi ile taşınmazın diğer hissedarlarının yapılmakta olan muhdesata muvaffakatı olmadığını öğrendiği, davalının önalım hakkını kullanmak üzere 03.08.2009 tarihinde mahkemeye müracaat ettiği, nitekim önalım hakkının kullanılmasına ilişkin tapu iptal-tescil davasında davacının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle taşınmazın satıştan sonraki hali satış bedelini tayinde dikkate alınmadığı anlaşılmakta olup; davacının iyiniyetli olmadığı, buna göre de sadece TMK’nın 723.maddesi gereğince asgari levazım bedelini davalıdan talep edebileceği açıktır.
Gerek öğretide, gerekse uygulamada asgari levazım değerinin, tüm malzemenin işçilik ve bakım giderlerinin gözetilmeksizin, piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım ve dikim yılı veya yıllarına göre yıpranma payı düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı benimsenmiş bulunmaktadır. Oysa ki; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, asgari levazım değerine ilişkin tespit var ise de Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli şekilde yapılmamıştır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak, asgari levazım bedeli konusunda bilirkişiden rapor alınıp, hesaplanacak bu bedel üzerinden davanın kabulü gerekirken, davacının iyiniyetli olmadığı gözardı edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.