YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8869
KARAR NO : 2016/5395
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde;…. İlçe Müdürlüğünün sorumluluk alanında yer alan müvekkilleri…adına kayıtlı 159 abone numaralı… istasyonunda kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesi ile müvekkili aleyhine kaçak tüketim tahakkuku uygulandığını, müvekkili tarafından mecburi olarak elektrik kullanım bedeli ve kaçak elektrik cezası bedeli olarak 14/06/2005 tarihinde toplam 46.229,57 TL ödendiğini, kaçak elektrik kullandığı gerekçesi ile müvekkili aleyhine… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/287 esas sayılı dosyasında kamu davasının açıldığını, ceza mahkemesi dosyasında yapılan yargılama neticesinde… 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/287 esas sayılı dosyasında 16/04/2009 tarihinde üzerine atılı suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesi ile müvekkilinin beraatine karar verildiği, tüm bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davalı kurum tarafından yapılan kaçak tüketim tahakkuk tutanağı nedeniyle ödemiş olduğu meblağdan 25.000 TL’nin ödeme tarihi olan 14/06/2005 ten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 28.02.2014 Tarihli ıslah dilekçesiyle de 25.000 TL’nin ödeme tarihi olan 14.06.2015 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini talep etmiştir .
Mahkemece; “davanın kısmen kabulüne 18.224,78 TL’nin dava tarihi olan 11/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, “karar verilmiş; sözkonusu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Uyuşmazlık; akaryakıt istasyonunda tutulan kaçak zaptı nedeniyle yapılan kaçak tahakkukundan doğan miktarın istirdadı istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ticari iş karinesi başlıklı 19.maddesi (6762 sayılı TTK 21. maddesi) nde “Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, akaryakıt istasyonundaki kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı fazla ödenen bedelin istirdatına ilişkindir. Davacı aboneliğinin ait olduğu yer petrol istasyonu olmakla davacı sıfatı dikkate alındığında dava konusu alacağa ticari faiz uygulanmalıdır.
Nitekim; 3095 sayılı Yasa’nın 2/3 üncü maddesi uyarınca tacirler arasında haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacaklarda, istek halinde,… kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekir.
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin iyiniyetli ya da kötüniyetli olduğuna bakılmaksızın bir ihtar ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. (818 sayılı BK 101/1, 6098 sayılı TBK 117/1)
Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Hal böyle olunca mahkemece; davacının, dava tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürüp düşürmediği hususu üzerinde durularak, ihtar varsa ihtar tarihinden ihtar yoksa dava tarihi itibariyle temerüdün oluştuğu kabul edilerek dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken 18.224,78 TL’nin dava tarihi olan 11.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.