YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8872
KARAR NO : 2016/6480
KARAR TARİHİ : 25.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili, dava dilekçesi ile; davacıların murisi Arslan ile davalının murisleri olan…arasında 07/07/1972 tarihinde taşınmaz satış sözleşmesi yapıldığını, taşınmazdaki binanın alt katının satıldığını, bedelinin alındığını, açılan tapu iptali ve tescil davasının reddedildiğini; ödenen bedelin dava tarihinde ulaşacağı değerin denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanması gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere, hesaplanacak bedelin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 06/01/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile de; 12.000.00 TL nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davanın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin infaz edildiğini, davacıların taşınmazda oturmadıklarını belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, toplam 12.000,00.TL’nin, 10.000,00.TL’sinin dava tarihi olan 30/11/2012 tarihinden, bakiye 2.000,00.TL’sinin ise ıslah tarihi olan 06/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılar murisi ..n veraset ilamındaki payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazı yerinde değildir.
Davacıların murisi ve davalının murisleri arasında yapılan tapuya kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin 07/07/1972 tarihli yazılı sözleşme, resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersizdir (TMK. md 706, TBK. md 237, Tapu Kanunu md 26 ve Noterlik Kanunu md 60). O nedenle, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Bu durumda, taraflar verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince geri isteyebilirler.
Hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın haksız iktisap kurallarına göre, çözümlenip tasfiye edilebilmesi için, öncelikle haksız iktisabın kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında yarar görülmüştür.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın, bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin, elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bilindiği gibi, ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bugüne kadar uygulanan kurallara göre; geçersiz sözleşme gereğince alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olmuş, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılmıştır. Hukuk kuralları, gerçek hayata uygun olduğu, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebildiği sürece hayatiyetini devam ettirip saygınlık sağlar ve hukuk kuralı olma özelliğini korur. O nedenle, hukuk kuralları, görevli organlarca değiştirilinceye bu konuda yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar zedelenmeden gerçek hayata uygun olarak yorumlanıp uygulanmalıdırlar. Bu görevin ise yargıya ait olduğunda duraksamaya yer yoktur.
Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hakkaniyetin ve adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme iade borçlusunda haksız zenginleşme olarak kalacak, iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır. Ancak, burada denkleştirme yapılırken, bir konuya daha dikkat edilmelidir. İade alacaklısının geçersiz sözleşmenin ifa edilmeyeceğini öğrendiği tarihin iade kapsamını tespitte önemli olduğu unutulmamalıdır. Zira, geçersiz sözleşmenin artık ifa edilmeyeceğini bile bile haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararının artmasına kendisi sebep olacağından, bu artan zararını iade borçlusundan isteyememelidir.
Somut olayda; davaya konu taşınmazın tapusunun iptali ve tescili için davacılar tarafından açılan davanın reddine dair karar 12/01/2012 tarihinde kesinleşmiştir. Diğer bir anlatım ile, edimin ifası bu tarihte imkansız hale gelmiştir. Davacının alacağının da bu tarihe göre belirlenmesi gerekir. Ödenen miktar, ödendiği tarihten edimin ifasının imkansız hale
eldiği tarihteki değerine ulaştırılmalıdır. Mali müşavir, bankacı ve avukat bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda davacıların murisinin yaptığı ödemenin dava tarihi olan 30/11/2012 tarihindeki USD, asgari ücret, tüfe, üfe artışına göre güncel değeri belirlenmiş, anılan rapor mahkemece hükme dayanak alınmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda; denkleştirici adalet ilkesine göre tazminat hesabı yapılırken sadece; anılan dört değer esas alınmıştır. Raporda dikkate alınan etkenler, denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılması için yeterli olmayıp, rapor, hüküm kurmaya da elverişli değildir. Mahkemece, denkleştirici adalet ilkesi gereğince geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeni ile azalan alım gücünün; enflasyon, tüketici ve üretici fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve faiz oranındaki artışların ortalamaları alınarak, ödendiği tarihten, ifanın imkansızlaştığı 12.01.2012 tarihe kadar ulaşacağı alım gücünün değerinin ne olabileceği konusunda uzman bilirkişiden yerleşik Yargıtay İçtihatlarına uygun ve denetime elverişli rapor alınmak suretiyle hesaplatılması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüş; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.