YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9847
KARAR NO : 2015/19210
KARAR TARİHİ : 30.11.2015
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SİLİFKE 2. ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2015
NUMARASI : 2014/182-2015/321
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 06/07/2015 tarihinde evlendiklerini, bu evlilikten 2008 doğumlu Seden isminde çocuklarının olduğunu, davalının başka bir kadınla birliktelik yaşaması karşısında; davacının, müşterek haneyi terk ettiğini, müşterek çocuğun okul, sağlık, eğitim giderleri, ile davalı tarafından aldırılan kredilerden kaynaklanan borçlarını karşılamada davacının yetersiz kaldığını; davalının maddi durumunun çok iyi olduğunu belirterek; davacı için 1.500,00 TL, müşterek çocuk için 3.500,00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; açılan nafaka davasını kabul etmediğini, talep edilen nafakaları ödeyecek gücünün olmadığını, yüklü miktarda kredi borçlarının olduğunu, davacıya en fazla 400 TL nafaka ödeyebileceğini, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacının yoksulluk nafakası talebinin kısmen kabulü ile dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve müşterek çocuk için Mahkemenin 11/06/2014 tarihli ara kararı ile dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 350,00 TL olarak belirlenen tedbir nafakasının karar kesinleşmesine kadar aynen devamı ile kararın kesinleşmesinden sonra 1.500,00 TL tedbir nafakası olarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, medeni yargılama hukukunda egemen olan taraflarca getirme ilkesine göre, davanın sebebini oluşturan vakıaların getirilmesi taraflara yüklenmiş bir ödevdir. Buna karşılık bu vakıaları mümkün olan bütün hukuki görüş açılarından inceleme ve hukuku uygulama görevi ise hâkime yüklenmiştir. Hâkim, tarafların hukuki sebepleri hiç belirtmemiş ya da yanlış belirtmiş olması ile bağlı tutulmamıştır. Bu sayede, tarafların hukuku bilgisizliklerinden zarar görmeleri engellenmiştir.
Nitekim, 6100 sayılı HMK’nun 33. maddesi ve 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı YİBK’na göre, olayları izah taraflara, kanunları resen uygulamak ve dolayısıyla hukuki nitelendirmede bulunmak hakime ait bir görevdir. Hakimin hukuki nitelendirmede bulunma görevine ilişkin muhtelif kararlar mevcuttur. (YHGK 11.4.2007, E. 2007/12-179, K. 2007/198), (YHGK 19.1.1974; YHGK 1.5.1991)
Dava; ayrı yaşamada haklılık nedenine dayalı olarak açılan davacı eş ve müşterek çocuk için tedbir nafakası istemine ilişkindir.
TMK’ nun 197.maddesi gereği, ayrı yaşamakta haklı olan eş diğer eşten tedbir nafakası talebinde bulunabilir.
Evlilik birliğinin korunması ve devamının sağlanması için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gereken bazı ortak giderler mevcuttur.
Diğer taraftan, TMK’nun 195. maddesinde; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşlerin ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilecekleri ve hakimin, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alacağı hükme bağlanmıştır.
Eşlerden her biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hakim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde; kendisi ve müşterek çocuk için tedbir nafakası talep etmiş, mahkemece hükmün 1 numaralı bendinde davacının yoksulluk nafakası talebinin kısmen kabulüne şeklinde karar verilmiştir. Mahkemece, talep yoksulluk nafakası olarak isimlendirilmiştir. Eldeki davada talep edilen nafaka, dava dilekçesinin içeriğine göre, tedbir nafakası mahiyetindedir. Mahkemece nafaka türünün yanlış nitelendirmesi talebin esasını değiştirmez. O halde, mahkemece; davanın ayrı yaşama nedenine dayalı bir tedbir nafakası davası olarak nitelendirilmesi gerekirken, yoksulluk nafakası olarak nitelendirilmesi ve yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ancak, bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/VII. maddesi gereğince hükmün 1. bendinde yer alan; “yoksulluk“ ifadesinin çıkartılarak, yerine ” tedbir ” ifadesinin yazılarak hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.