Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/9992 E. 2015/19214 K. 30.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9992
KARAR NO : 2015/19214
KARAR TARİHİ : 30.11.2015

MAHKEMESİ : ANKARA 2. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2015
NUMARASI : 2013/507-2015/256

Taraflar arasındaki nafakanın kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının Aksaray Aile Mahkemesinin 19.08.2005 tarih, 2005/912 Esas ve 2005/949 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, Mahkemece davalı lehine aylık 400 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, yoksulluk nafakasının fahiş olup, müvekkilini ekonomik açıdan sıkıntıya soktuğunu, müvekkilinin bu nafakayı ödeyemediğini, bu sebeple icra takibine maruz kaldığı ayrıca nafakanın takdir edildiği tarihte davalının çalışmadığını ancak aradan geçen sürede davalının çalışmaya başladığını belirterek, varolan yoksulluk nafakasının hakkaniyet ölçüleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, yaşları dikkate alınarak öncelikle kaldırılmasını, mümkün olmadığı takdirde azaltılarak 100 TL olarak takdirini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ekonomik durumunun iyi, yaşam standartlarının yüksek olduğunu, müvekkilinin ise kazancının nafakanın kaldırılmasını gerektirecek kadar olmayıp, gelirinin giderini karşılamadığını, bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; tarafların boşanmasından sonra davalının asgari ücretle çalışmaya başlaması ve resmi kayıtlara göre 44.500,00 TL bedelle taşınmaz satın alması davalıyı yoksulluktan kurtaracak seviyede değil ise de, bu taşınmaz bedelinin resmi kayıtta yansıtılandan fazla olması, davalı vekilinin davacının son üç yıldır nafaka ödemediğine dair beyanına rağmen kredi borcunun davalı tarafından ödenmesi gözönüne alındığında yoksulluk nafakasının kaldırılma koşulları oluştuğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 176/3.maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmasızın fiilen evliymiş gibi yaşaması yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz yaşam sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Davacı; yukarıdaki yasa hükmü gereğince; davalının yoksulluğunun zail olduğu iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını veya indirilmesini istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmediği gibi asgari ücretin üzerinde gelire sahip olunması da yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemiştir. (HGK.07.10.1998 gün, 1998/2–656 E, 1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2–1158–1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2–397–339 sayılı kararları). Bu durumda ancak nafakanın miktarını tayinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Somut olayda; davacının Almanyada fırın işlettiği, aylık gelirinin 2200 euro olduğu, malvarlığının ve üzerine kayıtlı aracının olmadığı, davalının ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında temizlik görevlisi olarak asgari ücretle çalıştığı, 13.01.2012 tarihinde 44.500 TL’ye satın aldığı tespit edilmiştir.
Nafaka alacaklısı kadının aldığı asgari ücretin; yukarıda belirtilen zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılaması beklenemez. Başka bir anlatımla, davalının eline geçen toplam gelir miktarı, onu yoksulluktan kurtaracak mahiyette değildir.
Davalının asgari ücret ile çalışıyor olması ve 44.500,00 TL bedelle taşınmaz satın alması ,nafakanın kaldırılmasına değil, azaltılmasına etki edecek olgulardandır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; davacının ekonomik ve sosyal durumu ayrıntılı olarak araştırıldıktan sonra tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek, nafakanın(çoğun içinde azı da vardır ilkesi gereğince) TMK’nın 4. maddesinde vurgulan hakkaniyet ilkesi gereğince, nafakanın uygun bir miktarda indirilmesine karar vermek olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakasının tümden kaldırılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.