YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10062
KARAR NO : 2016/11908
KARAR TARİHİ : 20.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; …. 2. İcra Müdürlüğünün 2012/3098 Esas sayılı dosyası ile … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/181 D.İş sayılı dosyasındaki tek taraflı olarak yapılan tespite dayanak icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin yapılan takibe itiraz etmediğini, söz konusu tespitte arızanın yangının net olarak sebebinin belirlenmemiş olduğunu, zarara gören cihazların modeli ve ne derece zarar gördüklerinin belli olmadığını, yapılan icra takibinin haksız olduğunu belirterek; müvekkili kurumun davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında; markette bulunan elektrikli cihazların voltaj farklılığından kaynaklanan ani darbelerden dolayı kullanılamaz hale geldiğini, sık sık yaşanan kesintiler ve bu kesintiler sonrası oluşan voltajda aşırı artış ve düşüşler yaşandığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalıya ait elektrikli cihazlarda meydana gelen arızanın voltaj düşüklüğünden kaynaklandığı ve kurumun bu zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK’nun 266.md göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yapılması taraflarca öne sürülen itirazlarında yine bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Davacı tarafça açıkça veya örtülü olarak kabul edilmiş olmadıkça, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda, davalı tarafça tek taraflı olarak yaptırılan delil tesbiti sonucu düzenlenen tesbit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. Bu gibi hallerde mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunludur.
Somut olaya gelince, mahkemece ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, davacı tarafından … 1. Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesinin 2010/181 D.iş sayılı dosyasında yaptırılan tesbit sonucu düzenlenen bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilmiştir.
Ne var ki; … 1.Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesinin 2010/181 D.iş sayılı dosyasında bilirkişi tespit raporu davacı tarafa tebliğ olunmamış ve dava dilekçesi ile davalı tarafın yaptırdığı tesbiti ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunu kabul etmediğini açıklayarak tesbit raporuna açıkça itiraz etmiştir.
Davalı tarafça tek taraflı yaptırılan delil tesbiti sonucu düzenlenen rapora itiraz edildiğinden, zararın sebebinin ve zarar miktarının belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, itiraz edilen tesbit bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez. (HGK’nun 2010/7-450-461 sayılı ve 06.10.2010 tarihli kararı)
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgu dikkate alındığında, mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmelidir.
Mahkemece, bir araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ile itiraza uğramış tespit raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.