YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11405
KARAR NO : 2016/12048
KARAR TARİHİ : 24.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.02.2011 tarihinde, davalı … Ofisi A.Ş. Lisansı altında akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösteren diğer davalı ….’ye ait iş yerinde, … tankında gaz sıkışması sonucu patlama meydan geldiğini, müvekkilinin bu sırada olay yerinin önünden geçtiğini ve patlama sonucu yüzünden, kulağından ve cinsel organından ciddi şekilde yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, üniversite öğrencisi olan müvekkilinin okuluna devam edememesi sebebi ile okulunun bir yıl uzadığını ve maddi olarak zarara uğradığını, ayrıca bu olay nedeni ile müvekkilinin psikolojik sorunlar da yaşadığını belirterek, HMK’nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak ileride taleplerini artırmak üzere 1.000 TL maddi ve 49.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Petrol Ofisi A.Ş. cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalı … Met.İnş. A.Ş. arasında 18.09.2010 tarihinde otogaz bayilik sözleşmesi akdedildiğini, .. sisteminin gerekli tüm bakımlarının müvekkili şirket tarafından yapıldığını, … Otogaz Bayilik Lisansı sözleşmesi uyarınca otogazın lisanlı bayie teslinden sonraki tüm sorumluluğun bayide bulunduğunu, meydana gelen olayda müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı … …. İnş. Tur. Petrol Ür. San. Ve Tic. Ltd. Şti. usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili aşamalardaki beyanlarında ise, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, müvekkili şirketin her türlü güvenlik tedbirini aldığını ve bu itibarla müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının uğradığı maddi ve manevi zarardan davalı … …. İnş. A.Ş’nin sorumlu olduğu, diğer davalı … Petrol Ofisi A.Ş’ye atfı kabil bir kusurun söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı … Ofisi A.Ş. Yönünden açılan davanın reddine, davacı taraf lehine 238,60 TL maddi tazminat ile 7.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …. ‘den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı … Ofisi A.Ş. bayii olarak faaliyet gösteren davalı ….’ye ait iş yerinde meydana gelen patlama sonucu uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı lisans sahibi … Ofisi A.Ş. (yeni unvanı … Petrol Ofisi A.Ş.) ile davalı bayi … …. İnş. A.Ş. arasındaki istasyonlu bayilik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme gereğince faaliyet gösteren davalı … …. İnş. A.Ş.’ye ait iş yerinde 08.02.2011 tarihinde meydana gelen patlama sonucu davacının yaralandığı ve belli süre tedavi gördüğü anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 71. maddesinde tehlike sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.
Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır.
Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır.
Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler.”
Mahkemece, dava konusu olayda davalı … Petrol Ofisi A.Ş.’ye atfı kabil bir kusur bulunmadığından bahisle iş bu davalı açısından davanın reddine karar verilmiş ise de, yuklarıda açıklanan yasa hükmü ve yine davalılar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin 23. maddesinde davalı … Petrol Ofisi A.Ş.’nin bayi … …. İnş. A.Ş. üzerinde kontrol ve denetim yetkisinin bulunduğu da göz önüne alındığında lisans sahibi davalı … Petrol Ofisi A.Ş’nin de meydana gelen zarardan sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davalı … Petrol Ofisi A.Ş. hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bunun yanında, 6098 Sayılı TBK md. 56. maddesinde, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerine göre, zarar görene uygun bir manevi ödenmesine karar verilebileceği hükmü düzenlenmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi (BK M.47) gereğince hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşımalıdır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemelidir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken, meydana gelişinde tarafların kusur durumları, davacının yaralanma derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi unsuları göz önüne alarak hakkaniyete uygun bir miktara hükmetmeli ve tazminat miktarının belirlenmesinde etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Buna göre, mahkemece hükmedilecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinde, davacının yaralanma derecesi ve maluliyet durumuna ilişkin (geçici ya da sürekli olup olmadığı) Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu’ndan rapor alınarak, davacının yaralanma derecesi, olayın oluş şekli ve tarafların sosyal-ekonomik durumları değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/2 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.