Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/12165 E. 2016/12070 K. 24.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12165
KARAR NO : 2016/12070
KARAR TARİHİ : 24.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde;davacının … ili …. İlçesi … Köyü’nde kain 27,31,32 ve 33 nolu parsellere ektiği buğday bitkisinin 16.06.2009 tarihinde davalı kuruma ait elektrik direğinden çıkan kıvılcımların etkisi ile meydana gelen yangın neticesinde yandığını, davacının meydana gelen zararının tespiti yönünden …. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/169 E. sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını, o dosyada alınan elektrik bilirkişi raporu ve tanık beyanları ile de söz konusu yangının davalı kuruma ait elektrik tellerinden çıktığının sabit olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 7.300 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;02.03.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 26.961,81 TL’ye yükselttiklerini belirtmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde;söz konusu yangının davalı kuruma ait elektrik hatlarından kaynaklandığına dair somut bir verinin bulunmadığını, nitekim tespit dosyasında alınan elektrik bilirkişi raporunun muğlak tespitlere dayandığını, ilgili arıza kayıt defterinin incelenmesi ile olay tarihinde olay yerinde herhangi bir arızanın gerçekleşmediği ve herhangi bir ihbar gelmediğinin görüleceğini; olay yerine ait fotoğraflar incelendiğinde de, yangının çıktığı iddia edilen elektrik hattında herhangi bir direkte yanma, kararma, tel kopması gibi bir durum olmadığı gibi direk dibindeki otların dahi yanmadığını, direğin yakın çevresi ile yakınındaki tarlada dahi yangına dair bir iz ve emare bulunmadığını, yaklaşık olarak 30-35 m. mesafedeki tarlaların yandığını,söz konusu yangının anız yakılmasından kaynaklanmış olabileceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda; yangının çıkış sebebinin yüksek gerilim iletim direği veya iletim hattından çıkmadığı,elektrik hattının yakınına yıldırım düşmesi sonucu çıktığının belirtildiği ve davacının davasının ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; elektrik enerjisi dağıtım hattından kaynaklandığı iddia olunan yangın nedeniyle, davacının uğradığı maddi zararın tazminine ilişkin bulunmaktadır.
BK.nun 58/1.maddesi (TBK.nun 69.maddesi) gereğince imal olunan bir şeyin sahibi o şeyin korunmasındaki kusurundan dolayı oluşan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur. Enerji nakil hatları da maddede belirtilen imal olunan şey kapsamında olduğundan enerji nakil hattının sahibi bu tesisin korunmasından, bu bağlamda bakım eksikliğinden doğan zarardan kusursuz olarak sorumludur. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı durumunda (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi ) sorumluluktan kurtulabilir.
Somut olayda; davacı, olay tarihi olan 16.06.2009 tarihinde, davalı kuruma ait elektrik tellerinden çıkan kıvılcım nedeniyle meydana gelen yangın neticesinde, taşınmazlarında ekili olan buğday bitkisinin yanması sonucu maddi zarara uğradığını belirtmiş; davalı kurum ise, söz konusu yangının kurumlarına ait elektrik hattından çıktığı iddiasının somut verilere dayanmadığını, nitekim belirtilen tarihte arıza ihbarı olmadığını, yine elektrik tellerinde kopma, kararma vb. bir durumun olmadığını, direk dibindeki otların dahi yanmadığını, yangının anız yakılması sonucu meydana gelmiş olabileceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; her ne kadar, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporu nazara alınarak, söz konusu yangının yüksek gerilim iletim direği veya iletim hattından çıkmadığı, elektrik hattının yakınına yıldırım düşmesi sonucu çıktığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; gerek …. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/169 Esas sayılı tespit dosyasında 19.06.2009 tarihinde icra edilen keşifte yapılan mahkeme gözlemi, gerekse o dosyada alınan 07.07.2009 tarihli elektrik bilirkişi raporu ile bu dosyada alınan 29.04.2013 tarihli bilirkişi raporları incelendiğinde; söz konusu raporların çelişkili olduğu anlaşılmaktadır.
Yine, dosya kapsamında yer alan … Jandarma Komutanlığı’nca düzenlenen 11.06.2009 tarihli (tarihin sehven yanlış yazıldığı anlaşılmaktadır) olay tespit tutanağı ile …. Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenen 17.06.2009 tarihli olay yeri inceleme raporlarında görgü tanıklarından edinilen bilgilere göre yangının yıldırım düşmesi sonucu çıktığı belirtilmiş ise de;dosya kapsamında yer alan itfaiye raporları ile meteoroloji raporlarının da çelişkili olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim, 17.06.2009 tarihli …. İtfaiye Raporu’nda yangının çıkış sebebinin tespit edilemediği belirtilirken;16.06.2009 tarihli …. İtfaiye Amirliği’nin yangın raporunda ise yangının çıkış sebebinin yüksek gerilim hattının çıkardığı kıvılcım olarak belirtildiği görülmektedir.
Bundan ayrı, dosya kapsamında yer alan 29.11.2011 tarihli meteoroloji yazısında 16.06.2009 tarihinde saat 21.11’de hava sıcaklığının 33 derece olduğu, gün içinde yağış,şimşek ve sis hadiselerinin olmadığı, 18.30-20.01 saatleri arasında aralıklı güneybatı yönünden esen kuvvetli rüzgarın en yüksek hıza saat 18.34’de ulaştığı, saniyedeki hızının 11.1 m. olduğu bildirilmiş iken; mahkemece yükselti farkının da gözetilmesi suretiyle … ili, …. ilçesindeki rüzgar hızı da gözetilerek …. ilçesindeki tahmini rüzgar hızı değerlerinin belirlenmesinin istenilmesi için yazılan müzekkere sonucunda 09.02.2012 tarihli meteoroloji yazısında ise, 16.06.2009 tarihinde saat 18.00-24.00 arası aralıklı gök gürültülü sağanak yağışlı olduğu, rüzgarın güneybatı yönünden saatte 40-60 km., gök gürültülü sağanak yağışlarla birlikte lokal olarak 65-70 km. hızla kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde esebilmesine uygun meteorolojik şartların bulunduğunun belirtildiği, bu şekli ile her iki meteoroloji raporunun da çelişkili olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, …. ve …. itfaiye raporlarında; olay saati 11.30 olarak belirtilmişken,… Jandarma Komutanlığı ile …. Jandarma Komutanlığı tarafından tutulan olay yeri tespit tutanağı ile olay yeri inceleme raporlarında ve davalı kurum tarafından tutulan tutanakta olay saatinin 22.00-22.30 olarak belirtildiği,bu şekli ile olay saatinin de çelişkili olduğu ve net olarak tespit edilemediği sabittir.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar da gözetilmek suretiyle, öncelikle olay saatinin her türlü kuşkudan uzak şekilde tespitinin sağlanması,sonrasında ise dosya kapsamında yer alan …. ve …. İtfaiye raporları arasındaki yangının çıkış nedenine ilişkin çelişkinin giderilmesi, yine dosya kapsamında yer alan 29.11.2011 ile 09.02.2012 tarihli meteoroloji raporları arasındaki çelişkiler de giderilmek suretiyle, tespit dosyasında yapılan mahkeme gözlemi ve o dosyada alınan elektrik bilirkişi raporu da dikkate alınarak, meydana gelen zarar ile söz konusu eylem arasında herhangi bir irtibat bulunup bulunmadığının her türlü şüpheden uzak şekilde tespitinin sağlanması yönünden, alanında uzman bilirkişi heyetinden mahkeme, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması suretiyle, sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.