YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18161
KARAR NO : 2016/13586
KARAR TARİHİ : 29.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 31.05.2016 tarihinde duruşma icra edildikten sonra nevakısın giderilmesi bakımından dosya mahalline geri çevrilmiş, bu kez dava dosyası yeniden gelmekle; belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; müvekkilinin 26.10.2005 tarihli sözleşme ile davalıya ait villayı 1.226.000 İsveç Kronu bedelle satın aldığını, müvekkilinin satış bedeline mahsuben sözleşmeden bir gün önce dairesini tapuda gerçekleşen satış işlemi ile davalıya devrettiğini, ancak davalının villanın tapusunu davacıya devretmemesi nedeniyle açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ilişkin kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, bu nedenle davalının ödenen 1.226.000 İsveç kronu karşılığında aynı yerde villa satın almak zorunda olduğunu, zira sözleşmeye aykırı davranan davalının müvekkilinin mağduriyetini denkleştirici adalet kuralı gereğince gidermekle yükümlü bulunduğunu, ayrıca davacının zilyetliğini devraldığı villada çeşitli imalatlar yaptırdığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere, aynı mahiyetteki villanın artan değeri nedeniyle 5.000 TL, yapılan imalatlar nedeniyle 5.000 TL ve ödenen satış bedeline mahsuben 5.000 TL olmak üzere toplam 15.000 TL’nin faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafça bildirilen tapu iptali ve tescili davasının derdest olduğunu, bu dava kesinleşmeden davacının iade talebinde bulunamayacağını, davacı tarafça satış ile ilgili ödemelerin müvekkilinin kardeşi olan …. …’a yapıldığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin benzer nitelikteki bir başka satış nedeniyle ödenmeyen satış parasının tahsili için …’a karşı dava açmak zorunda kaldığını, kaldı ki davacının sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın tahsili için müvekkili aleyhine açmış olduğu davanın da reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davacı, mahkemece verilen kesin süre üzerine 14.05.2012 tarihinde 1.226.000 İsviçre Kronu üzerinden tamamlama harcını ikmal etmiştir.
Mahkemece; dava konusu villa ile ilgili olarak haricen yapılan satışın TMK’nun 706. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri gereğince geçersiz olduğu, davacının geçersiz sözleşme ile belirlenen bedeli davalıya ödediğine ilişkin delil sunmadığı gibi yemin deliline başvurmaktan kaçındığı gerekçesiyle, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının halen taşınmazda zilyet bulunması nedeniyle yapmış olduğu imalat bedellerini isteyemeyecek olmasına, ayrıca davaya konu taşınmaz misli eşya niteliğinde olmadığından aynısının bugünkü değeri nedeniyle oluşan farkın istenemeyecek olmasına göre; davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davaya konu 26.10.2005 tarihli sözleşmede; “26.10.2005 381.000 SEK (iş bu meblağ kapora olarak kabul edilmiştir)” ve “…., dairesini zaten …’ın adına 381.000 SEK bedel ile kayıt ettirmiştir.” hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, davacıya ait dairenin dava konusu villa satışı nedeniyle davalıya devredildiği ve satış bedelinin davalı tarafça kapora olarak kabul edilmesi nedeniyle davacıya ödenmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Esasen, dosyada yer alan tapu kaydı ve dayanak akit tablosundan, davacının maliki bulunduğu 19 nolu daireyi sözleşmeden bir gün önce (25.10.2005 tarihinde) tapuda gerçekleştirilen satış işlemi ile davalıya devrettiği sabittir. Buna göre, mahkemece; davacıya ait dairenin (bedelinin), iş bu davaya konu villanın satışı nedeniyle davalı tarafça kapora olarak kabul edildiği, dolayısıyla davanın kapora olarak kabul edilen bu bedel yönünden ispatlanmış olduğunun gözetilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın tümden reddi doğru görülmemiştir.
3- Dosya kapsamından; davacı tarafınça sözleşme ile kararlaştırılan (kapora dışındaki) diğer ödemelerin davalının kardeşi ve aynı zamanda vekili olan dava dışı …. …’a yapıldığının ileri sürüldüğü, bu ödemeler nedeniyle …. … tarafından davacıya ibraname verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında aynı mahkemede görülen tapu iptali ve tescil istemli (2008/209 Esas sayılı) davada; 03.04.2009 tarihli celsede verdiği beyan ile davalı, davaya konu villanın satışı nedeni ile kardeşi …. … tarafından davacıdan senetler (bono) alındığını öğrendiğini, senetlerin …. …’da olduğunu bildirmiştir. Yine davalı vekili tarafından iş bu dava nedeniyle verilen 18.11.2011 tarihli cevap dilekçesinde; davacının sözleşme ile kararlaştırılan ödemeleri müvekkilinin kardeşi olan …. …’a yaptığı, ancak …. … tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığı savunulmuştur. Bu beyanlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının sözleşme ile kararlaştırılan (kapora dışındaki) diğer ödemeleri davalının vekili olan …. …’a ödediği sabittir. Bu durumda, davalı, davacı tarafından yapılan ödemeler nedeniyle oluşan alacağını her zaman vekili olan …. …’dan isteyebilir. Mahkemece, davacının satış bedeline ilişkin (kapora dışındaki) diğer ödemeleri yaptığını ispatladığının gözetilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; davacı tarafça sözleşme ile kararlaştırılan satış bedelinin ödendiği gözetilerek, bilirkişi incelemesi yaptırılması ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 4. maddesi hükmüne göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.