YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19397
KARAR NO : 2016/13530
KARAR TARİHİ : 28.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar, … ilçesi, … mahallesi, 3 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerdeki kadastral parselin hissedarı olduklarını, … Belediye Başkanlığı tarafından yapılan 3194 sayılı kanunun 18. madde uygulaması çerçevesinde yapılan imar çalışmaları sonucu kendilerinin maliki oldukları kadastral parselin bir kısmının davalı adına imar parseli olarak tescil edildiğini,bu parsel içerisinde kendilerine ait olan bir portakal bahçesi bulunduğunu,davalının bu bahçede yer alan ve mülkiyeti davacılara ait olan portakal ağaçlarının 12 tanesini kestiğini,geriye kalan 8 adet portakal ağacını da tel örgü ile çevirerek mülkiyetine geçirdiğini ileri sürerek,fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 6.000 TL tazminatın 01.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cevap dilekçesi sunmamış;duruşmada tespit edilen beyanında ise, 2000 yılında imar uygulaması yapıldığını,krokide 3 ada 3 parsel olarak belirtilen yerin imar uygulaması ile kendisine verildiğini, bu yer karşılığında davacılara da başka yerden taşınmaz verildiğini, kendisinin söz konusu ağaçları 2012 yılında kestiğini, kesmeden önce de davacılara davaya konu edilen ağaçları keseceğini söylediğini, davacıların o senenin mahsulünü almak istediklerini, kendisinin de davacıların mahsulü almalarını beklediğini ve mahsul alındıktan sonra ağaçları kestiğini, kesilen ağaçları taşınmazın kenarına koyduğunu ve sonradan davacıların bunları aldıklarını, 2012 yılına kadar ilgili yeri zaten davacıların kullandıklarını, 2012 yılında ölçüm yaptırıp sınırları belirledikten sonra söz konusu ağaçları kestiğini, toplam kestiği ağaç sayısının 11 olduğunu, kendi sınırları içerisinde davacıların önceden kullandığı 5 ya da 6 adet portakal ağacı bulunduğunu belirtmiştir.
Mahkemece; ağaçların yapı olarak değerlendirilmediği ve sayı itibariyle büyük çoğunlukta olmamaları nedeniyle yapı vasfında da değerlendirilmediğinden davalının ilgili portakal ağaçlarını kesmesinin haksız eylem olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava; İmar Kanunu madde 18 gereği, imar uygulaması sonucu, davacılara ait ağaçların davalıya ait parselde kalması nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiğinden bahisle ağaç bedellerinin tahsili istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
3194 sayılı İmar Kanunu madde 18/8-9. fıkralarında’’Üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde, şüyulanma sadece zemine ait olup, şüyuun giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır.
Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçebu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.’’ düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda; davacılara ait olan ve davaya konu edilen … ilçesi,… mah. de kain 3 ada 6 nolu parselin bir bölümünün 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca yapılan uygulama neticesinde davalı adına imar parseli olarak tescil edildiği dosya kapsamında yer alan tapu kayıtları ve taraf beyanları ile sabittir. Davacılar, kendilerine ait olan portakal bahçesinde bulunan 12 adet ağacın davalı tarafından kesildiğini, geriye kalan 8 adet portakal ağacının ise davalı tarafından etrafı tel örgü ile çevrilmek suretiyle kendi mülkiyetine geçirildiğini iddia etmiş;davalı ise,söz konusu ağaçları davacıların mahsulleri almaları sonrasında 2012 yılında kestiğini,kesmeden önce davacılara ağaçları keseceğini bildirdiğini, kesilen ağaçları davacıların aldığını,toplam kesilen ağaç sayısının 11 olduğunu, kendi sınırları içerisinde davacıların önceden kullandığı 5 ya da 6 adet portakal ağacı bulunduğunu belirtmiştir.
Mahkemece her ne kadar;ağaçların yapı olarak değerlendirilmediği ve sayı itibariyle de büyük çoğunlukta olmadıklarından davalının portakal ağaçlarını kesmesinin haksız eylem olarak nitelendirilemeyeceği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda ifade edilen yasa hükmü ve Yerleşik Daire uygulamamız da gözetildiğinde, İmar Kanunu’nun 18/8. maddesi uyarınca bedeli talep edilemeyecek muhdesatların yalnız bina niteliğini haiz olanlar olduğu açıktır. Davaya konu edilen ağaçlar ise, İmar Kanu’nun 18/8 maddesi uyarınca bina kavramı içerisinde değerlendirilemeyeceğinden davaya konu edilen ağaç bedellerinin davacılar tarafından talep edilebileceği kuşkusuz olmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Hal böyle olunca mahkemece;yukarıda ifade edilen yasa hükmü ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, dosya kapsamında yer alan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/880 Esas sayılı soruşturma dosyasında yer alan 02.04.2012 tarihli kolluk tutanağı ile kesildiği tespit edilen 11 adet portakal ağacı ve İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca davalının mülkiyetine geçen davaya konu taşınmazda davacılara ait ağaç bulunup bulunmadığının tereddütsüz şekilde tespitinin sağlanması, davalıya ait taşınmazda davacılara ait ağaçların bulunduğunun tespiti halinde ise söz konusu ağaçların bedellerinin mahallinde icra edilecek keşif ve neticesinde alınacak bilirkişi raporları ile tespiti sonucunda belirlenecek bu ağaç bedelleri ile kesilen 11 adet ağaç bedelinin toplamının hüküm altına alınması gerekmektedir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.